Lamı cimi yok, eğer kadınlara seçme ve seçilme hakkının çok önce verilmesi ile gerçekten övünüyor olsaydık, bugünkü Meclis tablomuz farklı olurdu.
"Avrupa ülkelerinden çok önce kadınlara haklarını verdik" diye Batı ülkelerine demokrasi dersi vermeye kalkmazdık. O kararın nasıl ve neden verildiği hakkında bilgimiz olurdu. En azından Atatürk'ün seçme ve seçilme hakkını kadınlara bir lütuf olarak vermediğini bilirdik. Yani koskoca bakanlar, milletvekilleri, gazeteciler, yazarlar, bürokratların her 5 Aralıklarda "kadınların bu hak için mücadele etmedikleri" yanlışını ısrarla sürdürmezlerdi.
En önemlisi Türkiye bugünkü gibi olmazdı. Ne olurdu?
Kadın Adayları Destekleme Derneği Ka.Der'in olağanüstü genel kurulunda kadınlara sordum. Gerçekten 5 Aralık'la övünüyor olsaydık, yani bu kanunun gereğini yerine getirseydik, ne olurdu diye...
İşte cevaplar...
CHP eski milletvekili Gaye Erbatur: "Meclis'in yarısı, bakanların yarısı kadın olurdu. Tabii belediye başkanlarının, meclis üyelerinin ve bürokrasinin yarısı da kadınlardan oluşurdu."
KADINLARI ÖZÜMSEMEK
STK üyesi Asuman Tapan Yiğit: "Başta toplumsal cinsiyet eşitliği gibi çeşitli gelişmişlik gösteren sıralamalarda ilk beşte olurduk."
CHP milletvekili adaylarından Nilden Bayazıt Postalcı: "Kotaya gerek kalmazdı. Kadınlar liyakatlarıyla öne çıkardı."
Siyasete yıllarını vermiş bir aktivist olan Begüm Yavuz: "Kadın kollarına ihtiyaç olmazdı. Kadın sorunlarıyla ilgili bir genel başkan yardımcısıyla bütün sorunlar çözülmüş olurdu."
Ka.Der Başkanı Gönül Karahanlıoğlu: "Ka.Der olarak bu konuyla ilgili bir çalışma yaptık. Ve web sitemizde yayınladık. İktidara ortak olurduk. En önemlisi kadına karşı şiddet olmazdı. Çocuk gelinler de olmazdı.
Ka.Der eski Başkanı Çiğdem Aydın: "Her mahallede kreş olurdu, yaşlı bakımı kadınların üzerine kalmazdı. Bu işler dert olmaktan çıkar ve herkesi memnun ederecek bir çözüm bulunurdu."
Kadın Partisi Genel Başkanı Benal Yazgan: "Kadının siyasette temsil oranı yüzde 14'lerde olduğu için kadın partisinin önemi fazlalaştı. Seçimle milletvekili adayı seçilen yerlerde kadınların oranı yüzde 50 olsun, diye yola çıktık. Kadının seçilmesini hazmedebilseydik, Kadın partisine de gerek kalmazdı."
KAVGA OLMAZDI
Kazete genel yayın yönetmeni ve siyasetçi Berrin Gürçay Dilekçi: "Kadını siyasetin dışına iten erkekler kendi başarısızlıklarını kutluyorlar. Biliyoruz ki, kadının siyasette var olması çok zor.
Son tabloya baktığımızda bile birinin kızı, karısı, yakını, torunu olmadan seçilemiyor. Mutlaka erkek egemen yapıyla bağ arıyorlar. Kadını kadın olduğu için kimse değerlendirmiyor. 5 Aralık'la övünüyor olsalardı kadın hareketinden gelmiş kadınlar Meclis'te ve siyasetin bütün yönetim kadrolarında yer alırdı."
Marmara Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Müjan Suver: "Siyasette kavga olmazdı. Daha yumuşak bir uslüp olurdu. Siyaset erkekçe bir yöntem yerine kadınca bir yöntemle yani daha sakin ve uzlaşmacı bir yöntemle yapılırdı."
Herkesin hemfikir olduğu nokta her şeyin çok daha güzel olacağı idi. Yani hayat daha güzel olurdu...
