Çok önemli elbette, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun "Çoğu zaman erkeklerin aldığı kararlar nedeniyle kadınların büyük mağduriyetler yaşadığını" söylemesi. "Kadınların çığlığının yanında olacağız" demesi. Hatta, "Dünyanın neresinde olursa olsun, herhangi bir kadının çığlığı ulaştığında, o çığlığın yanında önce Türkiye Cumhuriyeti olacak" demesi...
Keşke bu sözler lafta kalmasa. Sadece önemli günlerde söylenen ve daha sonra unutulan ve icraatta tam tersinin söz konusu olduğu uygulamalara dönüşmese.
Kadınlar yıllardır çığlık atıyor. Hem mağdur kadınlar hem de onların yanında olmak için çaba gösteren kadın örgütlerinin temsilcileri. Ama seslerini kimseye duyuramıyorlar, özellikle hükümet yetkililerine.
Umarız dünden itibaren kadına yönelik şiddetle mücadelede yeni bir sayfa açılmış olur ve Başbakan'ın dediği gibi "Türk yargısı kadını mağdur etmez". Çünkü yasalarımız tamam. Orada bir boşluk yok. Ama uygulamada sorun var. İndirimler var. İyi hal indirimleri. Hepimizin bildiği gerçekler.
İNDİRİMLER ÜZÜCÜ
Nitekim bunu, Başbakan'ın yukarıda yer alan konuşmayı yaptığı toplantı için Türkiye'ye gelen Birleşmiş Miletler Kadın Örgütü İcra Direktörü Phumbzile Mambo- Ngcuka da dile getirdi. "Türkiye'de kadın cinayetleri ve cinsel istismar davalarında mahkemelerin verdiği 'saygın tutum' ve 'iyi hal' indirimlerinin yapılması çok üzücü" dedi.
"Biz her ne kadar suçluların rehabilite olmasını istesek de, suçluların cezalarını çekmemiş olmaları, topluma bunun çok ciddi bir suç olmadığı mesajı vermesine neden oluyor" dedi.
Başbakan Davutoğlu da Özgecan'ın katillerine verilen cezayı hatırlatarak, bu kararın bile yüreğini hala soğutamadığını söyledi ve "Eminim ki Türk yargısı da bu konuda üzerine düşeni yapıp, kadınların bir daha mağdur edilmesine izin vermeyecek güçlü kararlar alacaktır" dedi. Eminim öyle olur. Çünkü bu, Türkiye'deki vicdanlı ve kadın-erkek eşitliğine inanan, hukuğa ve adalete güvenen tüm kadınlar ve erkeklerin beklentisi.
ZİHNİYET DEĞİŞİMİ
Tabii bunun için zihniyetin değişmesi gerekiyor. Radikal bir değişim. Erkeklerimizin kadınlardan daha üstün olmadıklarını anlamaları gerekiyor. Kadınla erkek arasındaki farkların, bir cinsin diğeri üzerinde hakimiyet kurmasını gerektirmediğini bilmeleri gerekiyor. Erkeklerin kadınların hayatına karışmaya hakları olmadığını vs... Başbakan'ın da vurguladığı gibi, "Asıl olan ruh dünyamızı üzerine inşa ettiğimiz değerlerdir. Başkalarının hukukunu kendi hukukumuz gibi korumamız gerektiğidir."
Ve kadına yönelik şiddetle mücadelede konunun esas muhatabının erkekler olduğunu görerek, onların da bu konuya sahip çıkmalarını sağlamak. İşte 9-10 Aralık tarihlerinde İstanbul Marriott Otel'de yapılan "BM Kadına Yönelik Şiddetin Sonlandırılması: İlerleme Temelinde Değişimi Hızlandırma" başlıklı toplantıda bu konuların üzerinde duruldu. Pekin'den bu yana geçen 20 senede kaydedilen ilerlemeyi ve karşılaşılan zorlukları değerlendirmek ve kadına yönelik şiddetin son bulması konusunda ilerlemenin hızlandırılması için bir yol haritası belirlendi. Ve BM üye ülkelerinin kadına yönelik şiddet konusunda siyasi taahhütlerini yenilemeleri istendi.
Bu konuya devam edeceğiz.
