• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın

SEDA KAYA GÜLER

Doğru bilinen yanlışlar

Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 05 Ocak 2016
Son yıllarda üzerinde en çok durduğum konulardan biri çocuk eğitimi. Her fırsatta altını çizdiğim bir konu da bizim ebeveynlerimizin çocuk yetiştirmekten pek anlamadığı. Hem anneler hem de babalar bu konu hakkında bir şey bilmiyor. Babalar zaten bu konuyu annelere devretmişler. Her olumsuzluktan da anneleri suçluyorlar. Anneler de etraftan gördükleri veya içgüdüleri doğrultusunda hareket ediyorlar. Tabii toplumsal normlar, gelenek ve görenekler ve değer yargılar da önem kazanıyor.

Bu yıl bu konuya daha çok değinmeye karar verdim. Ve haftada bir kez bu konu üzerinde uzmanların görüşlerine yer vererek anne-babalara yardımcı olmaya çalışacağım.

Günümüz anne-babalarının en büyük yanlışlarından biri anne babaların çok hoşgörülü olmaları ve çocukların her dediklerini yapmaları. Büyükler çocuğa ne kadar hoşgörülü olmalı? Hoşgörülü olmak derken, çocuğu her istediğini yapmakta serbest bırakmayı kastediyorsak, hayır...

Mesela çocuğun hayal gücünü veya yaratıcılığını engellememek adına, çocukların güzelim badanalı duvarlara renkli kalemle resim yapmalarına ses çıkarmamak!

NEREYE KADAR?

Tam tersine çocuklar sınırlarını bilmek zorundalar. Duvara değil kağıda resim yapmalarını veya kendilerine izin verilen alanlara yapmaları gerektiğini öğrenmeliler. Modern psikoloji anne-babaların hoşgörülü olmalarının yararlı olacağına inanmaz.

Mesela çocukların şımarık ve terbiyesizce ve çirkin davranışlarını "Ne yapalım, çocuk işte!" diyerek hoş görebilir miyiz? Tabii ki hayır. Çocuklar elbette belli evrelerden geçerler. Ama dört yaşındaki bir çocuğun üç yaşındaki gibi davranmasını anlayışla karşılayan veya çocuğuna üç yaşındaymış gibi davranan bir anne-baba, başına iş açıyor demektir.

Anne-babalar çocuğun karşısında çaresiz değildir. Tam tersi onların davranışları, çocuklarının belirli dönemleri başarıyla atlatıp atlatamamalarını etkiler. Mesela çocuklara dayak atılması!

Hemen "hayır" dediğinizi duyar gibiyim. Ben de öyle düşünüyorum. Dayağın hiçbir şekilde hoş karşılanmaması gerektiğini düşünüyorum.

DAYAK OLMALI MI?

Ne var ki başucu kitaplarımdan biri olarak gördüğüm ve çocuk yetiştirme konusunda referans aldığım kitaplardan biri bu konuda farklı bir görüşü savunuyor. Modern psikolojinin temsilcilerinden olan eğitimciler, psikolojik açıdan sağlıklı çocuk yetiştirmenin kaçınılmaz gereklerinden birinin "dayak" olduğunu savunuyorlar. Özellikle saldırgan ve atak erkek çocukların dövülmeden etkin biçimde yetiştirilebilecekleri kanısındalar.

Tabii bu demek değil ki, her tür dayak çocuk için yararlıdır ve gereklidir. Elbette ki gerekli durumlar var ve dayağın olumlu ve olumsuz yanları var.

Başka bir yanlış düşünce de iyi anne-babaların hiçbir zaman soğukkanlılığını yitirmeyen, hiç sinirlenmeyen kişiler olması gerektiğidir. Böyle bir örnek yok. Herkesin olduğu gibi büyüklerin de inişleri çıkışları var. Bazen bağırabilirler. Önemli olan duygularını içtenlikle dile getirmeleri. Psikoloji her zaman serinkanlı ve sakın olmamız gerektiğini söylemiyor. Duygular kendiliğinden oluşur, düşünceler kafamıza kendiliklerinden gelip çakılır ama davranışlar kontrol edilebilir. Psikoloji de anne-babalara bunun yollarını öğretir. İyi bir anne-babanın da bu konuları öğrenmesi gerekir.
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.