• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın

SEDA KAYA GÜLER

Başarı erkeğin mi, kadının mı?

Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 10 Ocak 2016
İsmail Çimen, iki senedir ders verdiğim Yeditepe Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde okuyan öğrencilerimden biri. Okulu bitirince gazetecilik yapar mı bilemiyorum ama bundan böyle erkek egemen sistemi sorgulayacağından ve kadınlara karşı daha hoşgörülü olacağından eminim.

Dönem sonu ödevinin altına yazdığı not, benim için o kadar değerli ki, İsmail'in ödevini, daha doğrusu duygularını sizlerle de paylaşmak istedim.

Notu şöyle İsmail'in: "Teşekkürler hocam. Anneme ve hayatımdaki kadınlara daha çok şans vereceğim."

Nedenine gelince...

Geçtiğimiz hafta öğrencilerle birlikte Kadın Girişimciler Derneği KAGİDER'i ziyaret ettik. Amacım, geleceğin gazetecilerinin hem sivil toplum kuruluşlarını tanımalarını ve neler yaptıklarını öğrenmeleri, hem de bir basın toplantısı/sunum izleyerek haber yapma, soru sorma ve röportaj deneyimlerini artırmaktı.

GERÇEKLERLE YÜZYÜZE

Dünden beri onların yazdıklarını okuyor ve değerlendirmeler yapıyorum. Konu aynı ama herkesin yazısı çok farklı özellikler taşıyor. Çünkü hepsi farklı bir kişilik. Ayrıca bakış açıları ve algıları da farklı. İsmail de ödevini son derece samimi ve naif duygularla yazmış. O kadar içten ki. Bakın neler diyor yazının girişinde: "KAGİDER Genel Merkez'de başkan Sanem Oktar ve proje yöneticisi Doğa Tamer ile keyifli bir toplantının ardından, aslında hayat felsefemin de biraz olsun değiştiğini kendimde hissedebiliyordum."

Nelerin değiştiğini birlikte okuyalım:

"Doğa Hanım öncelikle KAGİ- DER'in neler yaptığını değil, kadının toplumumuzdaki yerini tam olarak belirtmek için, kadının bırakın çalışma hayatına, sivil toplum kuruluşlarına bile yazılmaktan çekindiğini anlattı. Çalışma hayatında da çok geri kaldıklarını, 27 milyon çalışabilir kadının sadece 8 milyonunun çalıştığını, bunların yarısının da kayıt dışı olduğunu söyledi. Tabii bunların birçok sebebi olduğuna değindi. Örneğin kadının doğurgan olmasının bile, işe alınmalarına engel olduğunu ve toplumsal normların da etkisinin büyük olduğunu belirtti. Hali hazırda kadın girişimci sayısının 97 bin olduğunu, bunun da sadece yüzde 8'e tekabül ettiğini de sözlerine ekledi."

Bu kadar bilgiden sonra kendini sorgulamaya başladığını itiraf ediyor İsmail. Diyor ki:

BU NEYİN SAVAŞI?

"Madem evlerinin hanımı olsun diye uğraşıyoruz, öyleyse neden kız öğrencileri okutmaya çalışıyoruz? Sanem Oktar, 'Neden üniversiteye gidiyorsunuz?' sorusuna kız öğrencilerin yüzde 35'inin 'Daha iyi bir koca bulmak için' yanıtını verdiğini söyleyince, kadınlara verilen şansın bu kadar olduğunu anladım o an. Bu ne kadar da üzücü bir durum! Savaşı da, barışı da beraber göğüsleyen atalarımıza ihanet ediyoruz aslında. Evimizi, hayatımızı, hatta çocuklarımızı emanet ettiğimiz kadınlara, neden iş hayatında güvenmiyoruz? Hayatımızda birçok şeyi yaparken 'annemiz, karımız için' derken bile yalan söylediğimizi, aslında her şeyi kendimiz için yaptığımızı fark ettim. Peki, neden? Kadınlarımıza güven eksikliği mi, yoksa elimizdeki gücü kaybedebileceğimizi düşündüğümüz için mi? Bu neyin savaşı? Neden hayatımızı kendi ellerimizle zorlaştırıyoruz? Kadınların iş dünyasında veya diğer şeylerde özgür olmaları onlar için olduğu kadar, bizim için de önemli."

Ve son söz... İsmail artık şöyle düşünüyor:

"Kadınlar sadece iş dünyasında değil, her alanda karar alıcı pozisyonlarda olmalı. Çünkü zaten hayatımızda önemli kararları alırken kadınların fikrini alıyoruz. Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır sözü aslında çok şeyi anlatıyor. Madem başarılı erkeğin arkasında bir kadın var, o zaman başarı erkeğin mi yoksa kadının mı?"
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.