• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • İkindiye 23:55:00
  • BIST 78.384,78
    EURO 4,4760
    USD 3,8608
    GBP 3,8608
    CHF 3,8608
    JPY 3,8608
SEDA KAYA GÜLER

Çiğdem Hoca’nın ardından

Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 06.03.2017, 00:00

1940 doğumluydu Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı. 77 yaşındaydı hayatını kaybettiğinde.
Hepimizin hocasıydı.
Sıkıştığımızda aradığımız, görüşlerine başvurduğumuz, araştırmalarından yola çıkıp haber yaptığımız. Özellikle de insan psikolojisi konusunda. Zira o sosyal psikolojinin kurucularından ve uluslararası psikoloji dünyasının en önemli isimlerinden biriydi.
Araştırmalarında, hep insan gelişimi ve aile arasındaki etkileşimi inceledi hem de "kültürlerarası" bir bakış açısıyla. Geliştirdiği bu "kültürlerarası benlik ve aile modeli" ile psikolojide ABD egemenliğine karşı çıktı. Bu karşı duruşuna rağmen de en büyük övgüyü yine ABD'de aldı. Pek çok saygın ABD üniversitesinin misafir öğretim üyelerinden biriydi Çiğdem Hoca. Misafir çünkü her yerden davet almasına karşın o Boğaziçi, son dönemde de Koç Üniversitesi'nde kalmayı ve Türkiye'de araştırma yapmayı tercih etmişti.
Türkçe ve İngilizce olarak kaleme aldığı, çeşitli bilimsel dergi ve kitaplarda yayınlanan 200'e yakın makalesi ve 28 kitabı bulunuyor. Hepsi, aile, ana-babalık, erken çocukluk dönemi ve kültürel bağlamda insan gelişimi üzerine kuramsal ve uygulamalı araştırmalar.

ÇOCUĞUN DEĞERİ

En önemli araştırmalarından biri 1979 yılında başlattığı ve aralıklarla tekrarladığı (en son 2013 yılında) "Çocuğun Değeri" araştırmasıydı. Son derece kapsamlı ve uzun süreli olan bu araştırmada; ana-babaların çocuk sahibi olma konusundaki istekleri, çocuklarına atfettikleri değerler, doğurganlık tercihleri gibi konular incelendi. Ortaya çıkan sonuçları bir makalesinde şöyle açıkladı Çiğdem Hoca:
"Çocuğun ekonomik değeri, çocukların hem küçükken hem de büyüdüklerinde ailelere sağladıkları ekonomik faydadan bahseder. Örneğin; çiftçi bir ailede çocuk sayısı ne kadar yüksek olursa ekonomik anlamda o kadar rahatlama olacaktır. Bu tip değeri benimseyen ailelerde çocuklara "yaşlılık güvencesi" olarak bakılmaktadır. Anne babalar yaşlandıktan sonra kendilerine bakabilecek çocuklar yetiştirmeyi hedef olarak görmektedir.
Çoğumuz bu şekilde yetiştirildik ve her birimiz ailelerimizin yaşlılık güvencesiyiz."

PSİKOLOJİK, SOSYAL

Diğer değerler ise psikolojik ve sosyal değerler. İlki ana-babaların çocuklardan bekledikleri faydacı bir ilişkiden çok sevgi üzerine bir ilişki. Bu anlayışta çocuk yapmak ekonomik yarar sağlamak şöyle dursun aksine gayet masraflı bir durum. Aileler sadece psikolojik doyum için çocuk sahibi olmak istenmektedir. Bu tip anne-babalar sevgi ve doyumu bir ya da iki çocuk ile sağladığı için daha fazla çocuk istememektedir.
Bir de ebeveynlerin çocuk sahibi olmayı, sosyal statü açısından önemli gördükleri sosyal değer var. Zira birçok toplumda kişiler çocuk sahibi olduktan sonra yetişkin olarak kabul edilir.
Ayrıca soy isminin devam etmesi gibi nedenler kişilerin çocuk sayısı ve çocuk sahibi olma istekleri üzerinde etkili olmaktadır.
Bu nedenle ailelerimizi yargılamamamız gerektiğini ifade eder.
Benliğin gelişiminin de buna bağlı olduğuna, insan gelişiminin önemli bir bölümünün aile içindeki toplumsallaşmanın oluşturduğuna dikkat çeker.
Üzerinde durduğu konulardan biri de, modernleşmenin Batılılaşmak demek olmadığıydı. Yani ekonomik refah seviyesi arttıkça ailenin tamamen çekirdekleşip ayrışmıyor.
Kentlerde yüksek eğitime sahip insanlar arasında da aile ilişkileri sıkı bir doku gösteriyor. Araştırmalarıyla sonsuza kadar yaşamaya devam edecek Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı. Nur içinde yatsın.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
GÜNÜN YAZARLARI
  • SON DAKİKA