GÖZTEPE, Gürsel Aksel'de Galatasaray karşısında belki çok kritik bir fırsatı kaçırdı ama bu hikâyenin sonu değil. Hatta belki de asıl başlangıcı. Avrupa hedefiyle yola çıkan bir takım için bu tür maçlar dönüm noktasıdır. Kazanırsın, sıçrama yaparsın... Kaybedersin, karakterini gösterirsin. Göztepe, Galatasaray karşısında skoru alamadı ama özellikle ikinci yarıda ortaya koyduğu oyunla hâlâ bu yarışın en güçlü adaylarından biri olduğunu herkese hatırlattı. Evet, Başakşehir'in puan kaybettiği haftada fark açma şansı kaçtı. Evet, Beşiktaş'la aradaki mesafe eriyebilirdi. Ama futbol biraz da "kaçan fırsatlara rağmen ayakta kalabilme" oyunudur. Göztepe hâlâ 46 puanla 5'inci sırada ve en önemlisi hâlâ oyunun içinde. Bu takımın en büyük gücü ise sadece sahadaki 11 değil. Gürsel Aksel'deki 23 bin kişi, sadece bir tribün değil; bir inancın, bir hikâyenin parçası.
HAYALİMİZ VAR
O atmosfer, bu hedefin ne kadar gerçek olduğunu gösteriyor. Kaçan pozisyonlar olur. Janderson'un 59. dakikadaki fırsatı belki uzun süre konuşulacak. Ama sezonlar tek bir pozisyonla değil, o pozisyona tekrar tekrar girebilen takımların direnciyle şekillenir. Stanimir Stoilov'un sözleri de bu yüzden önemli: "Bizim bir hayalimiz var." Bu cümle, sadece bir teknik direktörün açıklaması değil; bir şehrin ortak duygusu. Stoilov'un da dediği gibi, ikinci yarıdaki oyun sürdürülebilirse bu takımın önünde kimse kolay kolay duramaz. Belki galibiyet gelmedi... Ama umut kaybedilmedi. Çünkü bu takım, düşse de kalkmayı bilen bir takım. Çünkü bu şehir, hayal kurmaktan vazgeçmeyen bir şehir. Ve çünkü... Korkma İzmir, Göztepe var.
