Göztepe için sezon artık sadece bir lig maratonu değil, bir inanç hikayesi. Haftalar ilerledikçe puan tablosundaki her basamak sadece bir sıralamayı değil; karakteri, direnci ve hedefe olan bağlılığı gösteriyor. Avrupa hayali ise her geçen gün daha somut, daha ulaşılabilir bir hedefe dönüşüyor. Kasımpaşa karşısında kaybedilen 2 puan elbette moral bozdu ama ortaya çıkan tablo çok net. Bu takım oyundan kopmuyor, pes etmiyor. Zor anlarda bile oyunun içinde kalmayı başarıyor. Sezonun bu döneminde fiziksel güç kadar mental dayanıklılık da belirleyici ve Göztepe bu konuda ligin en güçlü ekiplerinden biri haline gelmiş durumda. Kocaelispor deplasmanı tam anlamıyla bir eşik. Sadece üç puan değil, hedefin ciddiyetini ortaya koyma maçı.
Stanimir Stoilov'un hata payımız yok sözleri aslında tüm tabloyu özetliyor. Artık telafi haftaları geride kaldı. Her maç bir final ve Göztepe bu finalleri oynamaya hem mental hem oyun olarak hazır. Takım içindeki birliktelik, saha içindeki disiplin ve oyuncuların sorumluluk alma isteği bu yürüyüşün en önemli parçaları. Özellikle son haftalarda skor üretme konusunda farklı oyuncuların öne çıkması, Göztepe'yi daha öngörülemez ve daha tehlikeli bir takım haline getiriyor. Bu da rakipler için ciddi bir problem demek. Dikkat çeken bir diğer detay ise hakem Ali Yılmaz. Sezonun açılış maçında da düdük çalan isimdi. Belki küçük bir detay ama bazen futbol böyle hikayelerle anlam kazanır. Sezonun başındaki umut ile bugünkü inancın aynı çizgide buluşması gibi. Artık şehir de bu hikayenin içinde. Tribünlerde artan enerji, sokakta konuşulan tek hedef, herkesin aynı cümlede buluşması... Bu sadece bir takımın değil, bir camianın yürüyüşü. Ve bu yürüyüşte geri dönüş yok. Göztepe artık acaba olur mu diye sormuyor. Neden olmasın diyor. Çünkü inanan, vazgeçmeyen ve sonuna kadar mücadele eden takımların hikayesi genelde aynı yerde biter. Avrupa'da.
