Bana verilen zaman içinde vurgulamak istediğim ana konu tenisin öncelikle kurumsal olarak yönetilmesi, tenisin içinde yer alan her kategorinin bir bütün içinde ve bir bütün olarak düşünülmesiydi. Her şeyin bu anlayış içinde hazırlanmasıydı. Çerçeve statü ve tüzükten başlayarak tabii ki! Tenisin, her şeyin başında ömür boyu sürebilecek ve vazgeçilmez bir spor olduğuydu. Umarım yeterince anlaşılabilmiştir.
Marsel İlhan üzüyor
Marsel İlhan'ı hepimiz bağrımıza bastık, teşvik ettik, alkışladık ve gurur duyduk. Başarılarıyla çok sevindik, şanssızlıklarına üzüldük. TTF'nin ve Turkcell'in sporlukları onun yücelmesini hızlandıracak sandık ama tam tersine günden güne seviyesinin çok altlarında inip, çıkıp bir yerlerde dolaşıp duruyor. Aslında bu hepimizin, Türk tenisinin bir problemi haline gelmeye başladı. Tabii ki sporculardan her maçlarını kazanmaları beklenemez. Onları her gün formda görmek ancak bir arzudur. Efendi ve örnek oyuncu olarak Marsel'in durumunu ve gidişatını artık ciddiye almak zamanı geldiğine inanıyorum. Hem de daha fazla vakit kaybetmeden.Performans tenisi
Hepimizin çok önem verdiği ve takip ettiği gençlerimiz ve onların başarıları tabii ki her şeyin başında gelmekte. Ancak gençler performans tenisi yaptıkları ve en fazla 22 sene sürebilen dönem içinde zaman zaman ikilemler içine girebiliyor. Ergenlik çağı, sonra da üniversite giriş sınavları gibi... Bu dönemleri rahat atlatabilenlerin devam etme şansları daha fazla. Ve de tabii ki devam edebilenlerin büyükler kategorisindeki son derece zor ve yorucu mücadeleleri. Bu aşama da pes edenlerin ortalaması ise hiç de az değil. İlk 100 içine girmek olan hedeflerine yaklaşanların sayısı ise henüz çok düşük.
Veteranlar
Erken yaşlarında tenise başlamış, performans tenisi bile yapmış olan ve ileri yaşlarında da müsabaka heyecanını tekrar tatmak ve yaşamak, hatta milli olup ülkesini temsil etmek isteyen veteranlar, hayatlarını belli bir düzen içine koyduktan sonra 80'li yaşlarına kadar, fizikleri müsaade ettiği müddetçe bu güzel ve temiz spora devam edebiliyorlar. Yani aradaki boş geçen yılları da hesaba katarsak en azından bir 50 sene... Bundan büyük mutluluk olabilir mi?
