Turizm ile ilgili yerel toplantılarda, çoğu kez dile getirilen ortak konu, İzmir'in, hak ettiği potansiyelde sektörden yararlanamadığı konusudur. Bunun kanıtı olarak da, yıllık turizm verilerine, 2 milyon seviyesindeki turist sayısına ya da hotel doluluk oranlarına atıf yapılır... Ülkemize gelen 55 milyon turistin kabaca üçte biri İstanbul'a, üçte biri Antalya'ya gelir, diğer üçte bir de, İzmir dahil diğer tüm kentler arasında paylaşılır. Ama biliyoruz ki, turizmde başarı, sadece yatak doluluk oranlarına indeks değildir. Genel anlamda, bir tarih, bir kültür ve nihayetinde bir bilinç inşasıdır söz konusu olan... En basitinden, bir endemik ürününüzü ya da lokal değerlerinizi tüm insanlığa sunarken, inovatif yaklaşımla herkese dokunur kılmanız gerekiyor...
YEREL ÜRETİM
Şehrin tarihi, kültürü, gastronomisi, gelenekleri ve kimliği, demografisi, sosyolojisi ve mimarisini, katman katman, turizmin sektörel spektrumuna damıtmak gerekiyor... Gelen bir ziyaretçinin kendi ülkesi ve kültürüne odaklanmaksızın, İzmir'in örneğin hedef alan gastronomi düşünüldüğünde, yerel üretim ve tedarik ağının organize edildiği özgün tadım deneyimlerinin, sanat ve kültür dağarcığının küresel trendlere paralel bir ambiyansta sunumu eşliğinde yapılması ayırt edici bir çaba olacaktır... Sadece gastronomi değil tüm turizm değerlerinde bu perspektifin hakim olduğu bir ekosistem kurulurken , şehir sakinlerinin , bu atmosferin bir çıktısı olarak ortaya çıkan ekonomik değerlerin nimetlerinden yararlanmasını sağlamak da bir başka motive edici unsur olacaktır. Tüm bunları yaparken de çağın ruhuna uygun bir hassasiyetle, sıfır karbon, su tasarrufu ve yeşil enerji gibi siyasi ve ekolojik bağlamlara uyum öncelemelidir. Sonuçta, kent tarihsel birikimi ya da harikulade doğal güzelliği, onu ana destinasyon haline getirmez... Turizm, bir kitlesel ekonomidir. 1,5 trilyon dolara ulaşan bu sektörden, İzmir olarak, İstanbul ya da Paris kadar pay almak şimdilik bir hayal olsa da buna yönelik projelerin yarısının bile gerçekleşeceği bir ortamda, ki bu 5 milyar dolarlık bir rakama tekabül eder, var olan İzmir ekonomisini, dolayısı ile de İzmir kent refahını katlamak mümkün olacaktır. Bu, "doğal" rezervlere, " suni" dokunuşların mümkün olacaktır. İşte, bu noktada, kimlerin bunu gerçekleştirebileceği önemli bir sorudur! Genel olarak bakıldığında, kamusal inisiyatif ve imkanlar, İstanbul ve Antalya orijinli kitle turizmini, ülkemiz genelinde 50 milyon baremini geride bıraktırarak, dünyada ilk beşe girme başarısına imza atmıştır... Artık yeni bir çağdayız, sektörün küresel dinamikleri değişti... Karar verici otoriteyi oluşturan kişilerin İngilizce ve Batı vizyonlu CV'leri, bu yeni dünya için yeterli değil. Bence, yapay zeka evreninden de yararlanıp, özgün mikro projelerini hayata geçirecek özel girişimciler, İzmir in bu dönüşüme imza atacaklar... Kamunun teşvik unsurları ile içinde bir paydaş olarak bulunduğu bu süreçte, şehir satında, gerçekleştirilen onlarca mikro proje, tüm kenti sardığında, kent bir bütün olarak dünyanın turizm politikasını yönlendiren tur operatörlerinin trendi kenti haline gelerek, dönüşümünü tamamlayacaktır...
SANTORİNİ ÖRNEĞİ
Santorini, buna güzel bir örnek teşkil eder... Santorini; Travel+Leisure Magazine, BBC ve US News gibi birçok dergi ve seyahat sitesi, bu küçük adayı dünyanın en iyi destinasyonu seçti... Adaya yılda gelen turist sayısı, İzmir'e gelen kadar... Hikayenin, 30 yıl kadar önce, adada popüler birkaç bar açan özel girişimcilerle başladığını herkes bilir. Barselona ve Venedik gibi, over dose Turizmi yaşayıp, gelen turistleri azaltma projeleri yapma evresine gelmeden ve turistlerin kentsel yapıda toksisite ya da çevresel ve sağlık riskleri yaratması bağlamında oluşan sorunlarla yüzleşmeden, turizm nimetlerinden yararlanmanın yolunu bulmak için, önümüzdeki önümüzde sadece birkaç on yıl kaldı.
