• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Artan dünya nüfusu

ZEKİ HOZER

Artan dünya nüfusu

zeki.hozer@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 09 Nisan 2026

Ben bu makaleyi kaleme aldığım saniyelerde, https:// www.worldometers.info sayfasında, anlık olarak dünya nüfusu 8 milyar 285 milyon 644 bin 966 idi!. Sadece bugün doğan bebek sayısı ise 304.499. Bilirsiniz, trafiğe çıkan her aracın boyuna, ağırlığına, teknik özelliklerine ve genişliğine göre taşıyabileceği bir yük miktarı bulunmaktadır ve bu da 'istiap hakkı' denir. Acaba, dünyanın İstiap hakkı ne olabilir diye bir soru aklınıza geldi mi!?

'YÜZDE 50 ARTIŞ'

1662 yılında, John Graunt'ın ölüm kayıtlarına dair yayımlanan ilk çalışmasından günümüze kadar pek çok bilim insanı ve filozof, bu konuya kafa yordu. Nihayetinde İngiliz bilgin ve din adamı Thomas Robert Malthus, 1798 yılında yazdığı 'Nüfus İlkesi Üzerine Bir Deneme'sinde noktayı koydu: "Sonuç olarak, insanlık gezegeni aşırı doldurarak, tüm kaynaklarını tüketecek ve kitlesel bir kıtlık sonucunda yok olacak'.2050 yılına kadar, ABD ve Avrupa dahil refah toplumlarında nüfus azalırken, yoksul ülkelerdeki nüfus artışı devam edecek. On bin yıl önce tüm dünya nüfusu on milyon bile değildi. 18 yüzyılın başında bir milyar rakamını geride bırakırken, iki milyarlı nüfus sayımları için sadece 127 yıl beklemesi gerekti. 3 milyar sayısını da 1961 yılında görmüştük. 2000 yılına gelindiğinde ise dünyamızın nüfusu altı milyarı geçmişti.( United Nations; World Population Prospects). Sadece 24 yıl sonra, 11 milyar insan gezegenimizin sakini olarak yaşamaya devam edecek, eğer çok büyük afetler, savaşlar ya da global iklim değişiklikleri, habitat daralması ve pandemi gibi majör nedenlerle kitlesel nüfus azalmaları olmazsa, 2100 yılında belirtilen rakamın da yüzde 50 artacağı projekte ediliyor.

YAPISAL SORUNLAR

Bu nüfus artışını büyük oranda şu yedi ülkede göreceğiz: Hindistan, Nijerya, Tanzanya, Kongo, Nijer, Uganda, Etiyopya. Ayrıca, demografik olarak 2 milyarı aşan yaşlı insan populasyonu hem işgücü dinamikleri hem de sosyoekonomik bağlamında bir çok sorunu oluşturma potansiyeline sahip olacak. Nüfustaki artış ekonomik, sosyal ve politik bazı yapısal sorunları insanlığın karşısına çıkarıyor. Her ne kadar iyimser bir perspektif ile Mahatma Gandhi, "Dünya herkesin ihtiyacına yetecek kadar zengin" demiş olsa da nihayetinde fizik ve ekonomi gibi bilim ve disiplinler, dünyanın kapasitesinin en fazla 16 milyar insanın ihtiyacını karşılayacağını ortaya koyuyor. Gezegenimizin kaynaklarının sınırlı olması bir yana değişik ülkelerde adil olmayan bir tüketimin olması da ek bir sorun. Ortalama bir Amerikalı ya da Avrupalı, asgari gıda düzeyinin 3.3 asgari temiz su düzeyinin 250 katını tüketiyor!.Mavi gezegenimizde, ekilebilir arazi yaklaşık bir buçuk milyar hektar civarında. Yani üç buçuk milyar dönüm. Eğer bu araziyi verimli kullanıp ekip biçersek iki milyar ton tahıl elde edebiliriz ki Wilson ve arkadaşlarının hesabına göre, bununla da maksimum on milyar insan beslenebilir!.

ÜRKÜTÜCÜ SONUÇLARI

Gerçi bazı bilim insanları da gezegenimizin çok daha fazla insanı rahatlıkla besleyebilecek düzeyde olduğunu, böyle bir üst limitin tespit edilemeyeceğinde ileri sürüyor. Yine de Joel Cohen (Columbia Üniversitesi) gibi nüfus biyologları, dünyanın istiap haddinin sınırı için sadece beslenme kapasitesinin değil, diğer çevresel faktörlerin yani azot döngüsü, mevcut fosfor miktarı ve atmosferdeki karbon konsantrasyonunun da çok önemli olduğunun altını çizmeye devam ediyor. Populasyon Referans Bürosu (PRB) raporlarına göre, Homo Sapiens'in, dünyada ilk kez görüldüğü 50.000 yıl önceden günümüze kadar doğan ve ölenlerin kümülatif sayısının 108 milyar olduğu düşünülüyor. Sonuç olarak, nüfus artışı algoritması çok kompleks faktörlerden oluşuyor ve belli bir noktaya kadar yükselmesi ya da açlık ve iklim gibi değişiklikler sonrası dalgalanması çok olağan. Bu yüzden 10.000 yıl önceki tarımın başlangıcında, dünya nüfusu 5 milyonken, şimdilerde 8.3 milyar. Bu noktada akıllara John B. Calhoun'un 1972'de yaptığı ütopik laboratuar deneyleri geliyor: 'Universe 25' olarak bilinen bu deney, özellikle nüfus planlaması propagandası için kullanıldı, ama özünde "davranış batağı" dediğimiz, toplumun katı bir şekilde karanlık ve ürkütücü sonuçları ile limitize olmasını ortaya koyuyordu. Sonuçta matematik, dizi uzadıkça ardışık farkların giderek küçüleceğini yani yaşam süreci sonsuz döngüye doğru giderken, insanlık için optimum bir sınırın gerçekleşeceğini bize gösteriyor. Tüm dünya uluslarının , güzel mavi gezegenimizin zenginliklerinden eşit şekilde yararlandığı ve refahı paylaştıkları yılların umudu ile makalemize son noktayı koyalım

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.