Posta kutumdan çıkan kitap, "Çok değerli dostum Zeki Hozer'e..." notu ile beraber Yaşar Aksoy imzasını taşıyordu... Doğrusu ilk aklıma gelen, henüz haberimin olmadığı ve Yaşar Hoca'nın sonsuz birikimi içinde hızla yayına hazırlayarak basılan yeni bir kitabı ile karşılaşacağım oldu.. Ancak, kitap O'nun tarafından yazılmamıştı! Prof. Dr. Nahide Şimşir ve Doç. Dr. Gül Çakır'ın hazırladığı, Post yayınevince Nisan 2026 tarihinde basılan bir 'Yaşar Aksoy'a armağan' kitabı idi..
DOSTLARINDAN BİR VEFA KİTABI
Takdim bölümünde, "Bu sene seksen yaşına merdiven dayayan Yaşar Aksoy, yakın dönem Türk tarihi ile İzmir ve Ege Bölgesi üzerine tarih, kültür, sanat ve ekonomi gibi değişik alanlarda eser vermiş velud bir araştırmacıdır. Elinizdeki bu kitap, ömrünün altmış yılını basın ve yayın dünyasında geçirmiş, çoğumuza abilik, arkadaşlık yapmış, tıkandığımız anlarda teşvik edici ve motivasyonumuzu arttırıcı yaklaşımı ile ülke ve işinizi severek yapma şiarını damarımıza şırınga etmiş Yaşar Aksoy'a dostlarının bir vefa göstergesidir" yazıyor. Kitap, üç ana bölümden oluşuyor; Yaşar Aksoy'a dair anı yazıları ilk bölümde verilmiş. Bunu akademik yazılar takip ediyor. Son bölümde de kendisinin yazdığı eserlere dair basında çıkan tanıtımlar yer alıyor. Doğrusu kitabı, Yaşar Aksoy'u tanıma onuruna erişmiş bir dostu olarak bir solukta okudum... Ve elbette, onunla ilgili birçok yeni bilgiye de erişme şansım oldu. Örneğin, niçin 'Yaşar' ismini aldığı gibi... Bu, şöyle anlatılıyor; "1947 yılında, Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım'ın kabrinin bulunduğu Karşıyaka Ferik Osman Paşa Camii'ne giden Musavat Sokağı'ndaki evlerinde doğduğunda, kendisinden önce sekiz adet ölümle sonuçlanan doğum ve düşük acısı yaşandığından, 'Yaşar' ismi verilerek bahtının öncekilerden farklı olması temenni edilmiş..." En çok ilgimi çeken yazılardan birisi de, kızı Neslihan Karaağaç'ın kaleme aldıkları oldu. Neslihan Hanım, 'Yaşar Aksoy'un kızı olmanın' nasıl bir yaşamı beraberinde getirdiğine yönelik düşüncelerini içtenlikle anlatmış; "Çocukluğum ve gençliğim, onun dünyasının içinde geçti. Evimiz kitaplarla doluydu, masasında her zaman yeni bir araştırma, yeni notlarla dolu bir not defteri olurdu. Ama babam, yalnızca yazan bir insan değildi, yaşayan bir kültür insanı idi. Her cuma, birlikte gittiğimiz klasik müzik konserleri, açılışına katıldığımız sayısız sergi, uzun sohbetlerle dolu kültür akşamları, hayatımızın doğal akışının rutin parçaları idi. Ve o, memleketin dört bir yanında konferanslar verirken, cebinde mutlaka bir Türk bayrağı taşır, anlattığı her hikaye, tarih ve düşüncenin merkezine bu ülkeye dair duyduğu sonsuz sevgiyi koyardı. Benim için sadece bir baba değildi, bana merak etmeyi, soru sormayı, doğru bildiğin yolda korkmadan yürümeyi öğreten de insandı. Sanata, tarihe ve bu ülkenin değerlerine duyduğum tutku, içimde, onun sayesinde kök saldı. Onun kalemi ile yazdıkları sadece kağıtta değil, hayatımızda da silinmez izler bıraktı..."
TEMİZ YÜREKLİ YURTSEVER
Benim için, kitabın en ilginç bölümlerinden birisi de, kültür tarihimizin zirve isimlerinin Yaşar Aksoy'a dair düşünce ve anı anlatımlarından oluşan kısmı oldu. Ord. Prof. Dr. Ekrem Akurgal'dan Salah Birsel'e, Atilla İlhan'dan Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaç'ın kızı İsmet Kabaağaç Noonan'a kadar pek çok ismin harika yazılarını büyük bir zevkle okudum. İsmet Kabaağaç Noonan, babasının 'başıma taş, ayağıma taş' vasiyetinin nasıl Yaşar Aksoy sayesinde yerine getirildiğini şöyle anlatmış; "Yaşar Aksoy'un yeri bende çok farklıdır. Onun sayesinde, 1973 yılında ölen babamın mezarı, onca gelip geçen kültür bakanları bir çok projeler yapmasına rağmen sonuca ermemesi yüzünden boş kalınca, çaresizlik içinde O'na başvurduk... O devreye girdi, belediye, imar kurulu, koruma altına alınması vs derken, tüm resmi işlemleri tamamladı, babamın vasiyetine uygun sade bir anıt mezar yapılabildi." 2002 yılında kaybettiğimiz Türk Arkeoloji dünyasının hocalarının hocası Ord. Prof. Dr. Ekrem Akurgal düşüncelerine şöyle dile getirmiş; "Yaşar Aksoy'un kitapları, geniş kültürlü, temiz yürekli, yurtsever bir Atatürkçü aydının kaleminden çıkan anlatılar demetidir. Özünde bilimsel araştırmalara dayalı, ancak sade vatandaşa yönelik yazıları ile Ege Bölgesi'nin sözcüsü olan Yeni Asır Gazetesi'ne canlılık ve verimlilik katmıştır..." Ben de bir makalemde, Yaşar Aksoy'un 'sadece İzmir için değil tüm milletimiz için' yaşayan insan hazinesi ve ulusal bir miras olduğu düşüncemi dile getirmiştim. Bilindiği gibi, 'armağan' için 'hediye' sözcüğünü de kullanıyoruz ve bu sözcük, Arapça 'Hidayet' ten türetilmiştir. 'Yol göstermek, doğru yola iletmek' anlamındadır. Bu kitap, yazdıkları ile bizlerin zihinlerine doğru yolu, İzmir ve yurt bilincini damıtan Sevgili Yaşar Aksoy'a bir kadirşinaslık, bir kıymet bilirlik ve bir vefa örneği , henüz hayatta iken kendisine duyulan sevgi ve saygının en güzel sunumu olmuş... Emeği geçenleri kutlar, önümüzdeki ay 81 yaşına basacak Sevgili Yaşar Aksoy'a uzun ömürler dilerim... (*) Cumhuriyet ve İzmir Yolunda Bir Ömür: Yaşar Aksoy Armağanı.Nahide Şimşir, Gül Çakır. Post Yayınları. İstanbul 2026. Sertifika: 77079. ISBN: 978-625-8708-23-3.
