• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Kortların efsane ikilisi

EKREM DURUL

Kortların efsane ikilisi

Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 13 Haziran 2026

Tenis tarihinde büyük rekabetler hiç eksik olmadı. Kimi zaman iki farklı oyun anlayışı, kimi zaman iki farklı karakter, kimi zaman da iki farklı dünya görüşü kortun çizgileri arasında karşı karşıya geldi. Ancak bunların arasında öyle bir eşleşme vardır ki, sporun ruhunu yeniden tanımlamıştı: Martina Navratilova ile Chris Evert'in rekabeti!

Bazen rakipler, sporun standartlarını yükseltirler; çünkü her oyuncu, rekabette üstünlük sağlamak ve kısacası kendi alanında en iyisi olduğunu göstermek için kendini geliştirmeye çalışır. Boksta Ali ve Frazier, golfte Nicklaus ve Palmer, beyzbolda Williams ve DiMaggio, NBA'de Bird ve Magic, teniste Borg ve McEnroe, daha yakın zamanlarda ise Federer ve Nadal vardı; ancak aynı zamanda Chris Evert ve Martina Navratilova'nın destansı rekabeti de vardı. Bir perspektif kazandırmak gerekirse, Borg ve McEnroe 14 kez, Chris ve Martina ise 80 kez karşı karşıya geldi.

GERÇEK DOSTLUK
Spor yazarı Bud Collins tarafından "Yüzyılın Rekabeti" olarak adlandırılan bu rekabet, 1973'ten 1988'e kadar sürdü ve birçok kişi tarafından tüm spor tarihinin en büyük rekabeti olarak kabul ediliyor. Bugün geriye dönüp bakıldığında, rakamlar bile tek başına etkileyici. Tam 80 kez karşı karşıya geldiler ve bunların 60'ı final mücadelesiydi. Bu istatistik bile, kadın tenisinin uzun yıllar boyunca nasıl iki isim etrafında şekillendiğini anlatmaya yetiyor. Fakat bu rekabeti özel yapan şey yalnızca sayılar değildi. Kortun bir tarafında kusursuz disiplini, çizgi gerisindeki olağanüstü istikrarı ve sabrıyla Chris Evert vardı. Diğer tarafta ise hücum etmeyi yaşam biçimi haline getirmiş, servis-vole oyununu sanat seviyesine çıkaran Martina Navratilova. Birinin gücü sabırdı, diğerinin cesareti. Toprak kortlarda Evert'in ritmini bozmak neredeyse imkansızdı. Çim kortlarda ise Navratilova adeta başka bir seviyeye çıkıyor, file önündeki üstünlüğüyle rakiplerine nefes aldırmıyordu. Her maç, iki farklı tenis felsefesinin de mücadelesine dönüşüyordu. O zamanlar cesur bir hamle olarak kabul edilen bir hareketle Martina, Evert'in oyununu alt üst edecek psikolojik ve fiziksel strateji ve taktikler geliştirmek için halk arasında "Navratilova Takımı" olarak bilinen bir ekip kurdu. Bu kararı almasının arkasında da bir dönem antrenman teknikleri konusunda ona yardımcı olan Lieberman vardı. Çalışma rutinlerini 'hafif' bulduğu için eleştiren Lieberman'a göre, eğer Martina dünyanın en iyisi olmak istiyorsa fazlasını yapmalıydı. O da bunları eksiksiz uyguladı ve sonucunu aldı. Etkileyici bir şekilde 1983 ve 1984 yılları arasında rekor kıran 13 ardışık maçta işe yaradı. Navratilova, tenis tarihindeki yadsınamaz ve kalıcı etkisinden daha da emin oldukça ve hem Chris hem de Martina genç Steffi Graf'ın ellerinde nöbet değişimini birlikte yaşamak zorunda kaldıklarında, ortak tarihlerinin ve dostluklarının derin bağları her ikisi için de yeniden görünür hale geldi ve başladığı dostluk daha da derinleşti. O yüzden belki de en dikkat çekici taraf rekabetin insani boyutuydu. Kortta birbirlerini acımasızca zorlayan bu iki şampiyon, yıllar geçtikçe birbirlerine duydukları saygıyı gerçek bir dostluğa dönüştürmüştü. Sporun çoğu zaman yalnızca kazanmak ve kaybetmek üzerinden anlatıldığı bir çağda, onlar rakip olmanın düşman olmak anlamına gelmediğini gösterdiler. İlerleyen yıllarda her ikisinin de kanserle mücadele etmesiyle bağları daha da güçlendi. Yaşadıkları bu kişisel mücadeleler ve hayat hikayeleri belgesellere de konu oldu. Navratilova'nın atletizmi, Evert'in soğukkanlılığı, 80 karşılaşma, 61 final, 14 Grand Slam kupa maçı, teklerde toplam 36 slam şampiyonluğu, dünya sıralamasının zirvesinde geçen 592 hafta ve hepsinden daha önemlisi yerine asla bir benzeri konulamayacak kadar büyük bir miras. Zorlukların 'en iyi' olmaya, farklılıkların ise birbirini anlamaya engel teşkil etmeyeceğini anlatan ilham verici bir öykü

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.