Hemen hemen her gün, bir çok basın organı ve internet mecrasında, Çin'in muazzam teknolojik gelişimlerinden bahisle, yakın çağın artık bir Çin yüzyılı olacağına dair makale ya da bilimsel raporlara rastlıyoruz. Ancak neredeyse hiç kimse, Çin'in iç siyasi dinamikleri, sosyokültürel travmaları ve özellikle de Uygurlara yönelik soykırım aşamasını geride bırakan toplu mezalimlerinden bahsetmiyor, bu konuda dünya kamuoyu bir tür 'körlük' yaşamakta.
DÜNYA SESSİZ KALIYOR
Netanyahu'nun Gazze'de yaptığı kıyımın kat be kat fazlası Uygur Türklerine yapılırken, bu konuda yapılan yayınlar Gazze'ye atıf yapılanların yüzde biri bile değil! Ancak, bu acıya gözlerini kapayamayan ve duyarlılıklarını yazdığı makalelerde dile getiren nadir de olsa müellifler de yok değil. Onlardan birisi de Alison Killing. Financial Times'ta, bu ay, Çin Devletinin Uygur kimliğine ve kültürüne yapageldiği baskı politikalarını derin bir analizle köşesine taşıdı. Onun fikrine göre, Uygurlara karşı yapılan baskılar artık sistematik bir yok ediş evresine gelmiş durumda. Sosyal kontrol,sürgün, gözaltı kampları, cezaevleri derken artık tüm Uygur varlığının yok edilmesi söz konusu! Elbette, bunlar yeni gelişmeler değil ve zaman zaman uluslararası tepkiler de verilmişti. İngiltere'de kurulan bağımsız Uygur Mahkemesi tanık ifadeleri ile Çin'in 'insanlığa karşı suç ' işlediğini ve 'soykırım ' yaptığına hükmetmişti. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Mahkemesinin (OHCHR) bu konudaki raporları ' insanlığa karşı suç' nitelemeleri ile devam ediyor. Raporlar keyfi kitlesel tutuklama ve gözaltılar, kültürel ve dini baskılar, aile parçalanmaları, yaygın gözetimler, işkenceler, zorla çalıştırma ve üreme haklarının ihlalleri gibi başlıklar altında tespitleri içeriyor.
ETNİK VE DİNİ TEMİZLİK
Fransa'dan Kanada'ya onlarca ülke parlamentolarının kınama kararları da arşivlerin tozlu sayfalarında. Çin yönetimi ise bekleneceği gibi, tüm bu iddiaları reddediyor ve söz konusu uygulamalar için "terörizm, radikalizm ve ayrılıkçılıkla mücadele" amaçlı mesleki eğitim merkezleri kapsamında yapılan çalışmalar olduğunu savunuyor! Zaten, bu olayların dünya kamuoyunca ilk kez duyulduğu 2014 yılında, ÇKP(Çin Komünist Partisi)'nin o zamanki genel sekreteri Şi Cinping, Uygurlara yönelik olarak ' Şiddetli terörizme karşı sert darbe kampanyası' başlatmış, 2017 yılına gelindiğinde Sincan Parti Sekreteri Chen Quanguo gözetiminde en katı şekilde uygulanmıştı. 2. Dünya Savaşı sonrası yapılan en büyük etnik ve dini temizlik süreci, böylece ortaya çıktı! Her ne kadar o zamandan bu yana Uluslararası Af Örgütü gibi kurumların radarına girse bile, günümüze kadar Çin tarafından tavizsiz uygulandı. Tüm bunların altında Uygur Bölgesinin muazzam kömür, petrol ve doğalgaz rezervleri olduğu söylense de, geçmişte ünlü Çin Kültür Devrimi döneminden bu yana bu tür politikalar hep Çin Hükümetlerinin icrasında var olmuştur. Halihazırda, 579 gözetim merkezinde 627 bin tutuklunun var olduğu düşünülüyor. 2017 ila 2022 yılları arasında 578 bin kişi kovuşturmaya uğramış! Dünya'da, önde gelen siyasi aktör ve yazarlar, yeni Çin Medeniyetinden ve teknolojide çığır açan icatlarından bahsediyor, unutulmamalı ki, bu medeniyet eğer gerçekten var olacaksa, Uygurlara yaptığı soykırım ve mezalimler, sırtında bir kambur olarak, insanlık hafızasında hep var olmaya devam edecektir.
