Geçen pazar balkonda otururken bir martı gökyüzünden süzülüp zemine düşen ekmek kırıntısını almak için yanımıza yaklaştı. Sonra ona verdiğimiz yiyecek parçalarını çekinmeden mideye indirdi! Biz de onu merak ettik; yani bir martının 24 saati nasıl geçer diye! Gidip ansiklopedi karıştıracak halimiz yoktu elbette. ChatGPT ile sohbete başladık. Bizim konuk martının, Larus, Rissa, Pagophila, Rhodostethia ve Xema cinsleri içinde kara bacaklı martı (Rissa tridactyla) türüne ait olduğunu öğrendik. Bu gürültücü kuşların kıyılarda yaşayan, oldukça sosyal ve zeki hayvanlar olduğunu; iletişimde ve alet kullanmada usta olduklarını da öğrendik. Tür ayrımı kanat desenlerine, bacak ve gaga renklerine bakılarak yapılıyormuş. Yumuşakçalar, yengeçler ve küçük balıklar en sevdikleri yiyeceklermiş. Ölü bulunan martıların pek çoğunun midesinde, insanların rastgele denize attıkları plastik parçalar bulunuyormuş! Ekosistemimizde çöp ve atıkların temizlenmesine yardımcı olan martıların, habitat kaybı ve küresel iklim değişikliği gibi tehditlerle baş etmeye çalıştığına yönelik bir hayli makale önerisini de aldık. Tabii, martıların eş seçimi ve aşk hayatlarına yönelik spiritüel soruları da yanıtlamaktan geri durmadı!
KATLANARAK ÖĞRENME
2022 Kasım ayında OpenAI, ChatGPT'yi piyasaya sürdüğünde, bir hafta içinde bir milyondan fazla kullanıcıya ulaşmıştı. Biz insanları "akıllı" yapan şeyin tam orijininde bir işlev söz konusuydu: Geleceği tahmin edebilmek için geçmişi analiz edebilmek. Konuyu buradan alırsak, zekayı da çevremizde olup biteni yorumlayarak geleceğe dair senaryolar oluşturabilme yeteneği şeklinde ortaya koyabiliriz. İşte ChatGPT, büyük dil modelleri (LLM) alanındaki muazzam gelişmelerin bir ürünü olarak ortaya çıktı. Modeli, çok sayıda cümle içindeki soyut bilgi dağarcığının katlanarak öğrenilmesi gibi düşünebiliriz. Farklı dönüştürücü sistemler kullanılarak çok kısa bir süre içinde GPT-2, 2020 yılında GPT-3, Mart 2023'te de GPT-4 piyasaya sürüldü. GPT-1, internet üzerindeki metinlerle eğitilmişti. GPT- 3'te ise modelin parametre sayısı 175 milyara ulaşmıştı! GPT-4, bırakın Shakespeare kalitesinde metin yazmayı, tıp uzmanlığı dahil olmak üzere insanlığın uyguladığı pek çok alandaki sınavlarda çok yüksek performans gösterecek seviyeye ulaşmış durumda. Geçen sene ChatGPT-5 tedavüle çıktı! 5.5'in de birkaç sürümü var... GPT-5.5 Thinking daha karmaşık akıl yürütmeler, GPT-5.5 Instant günlük kullanımlar ve GPT-5.5 Pro ise en yüksek performansı isteyenler için olacak. OpenAI'ın duyurduğu GPT-5.6 Pro için şimdiden bazı ülkeler, bunu yasaklamak istediğini açıkladı. Ülkemizde de xAI tarafından geliştirilen Grok hakkında mahkeme kararıyla erişim engeli uygulanmıştı, hatırlarsınız. Bu yasaklama düşüncesinin elbette tek nedeni "çok fazla bilgiye sahip olması" değil. Bilgi akışı üzerinde kontrol, yanlış bilgi ve manipülasyon, veri güvenliği, ulusal güvenlik ve egemenlik konularındaki derin endişeler söz konusu. Yine de şimdilik, yapay zekanın eğitimden sağlığa, yazılım geliştirmeden bilimsel araştırmaya kadar pek çok alanda ekonomik ve toplumsal fayda sağladığı düşünülecek olursa ülkeler, tamamen kapatmak yerine düzenlemeyi tercih edeceklerdir diye düşünüyorum. Ancak bir gün GPT-100 ya da GPT- 1000 gibi bugün hayal bile edemeyeceğimiz kadar güçlü modeller ortaya çıkarsa, bence tartışmanın nereye evrileceği bilinmez! Yine de hepimizin bildiği gibi, bilgi tek başına güç değildir. Asıl mesele, bu bilginin analiz edilmesi, strateji geliştirilmesi ve milyonlarca insana aynı anda yardımcı olabilmesidir.
ÖNEMLİ DÜZENLEMELER
Devletler tarih boyunca matbaa, radyo, televizyon ve internet gibi bilgi teknolojilerinin gelişmesine set çekemedi, ancak onları düzenlemeye çalıştı. Yapay zeka da büyük olasılıkla bu çizginin devamı olacak. Öte yandan, tamamen yasaklamak pratikte zor olabilir. Eğer bir teknoloji dünya ekonomisinin temel araçlarından biri hâline gelirse onu tamamen kapatan bir ülke, bilim, eğitim ve sanayide geri kalma riskiyle karşılaşabilir. Bu nedenle daha olası senaryo; lisanslama, denetim, veri kuralları, yaş sınırları veya belirli kullanım alanlarına yönelik kısıtlamalar getirilmesi olacaktır. Nitekim bugün bile birçok ülke ve Avrupa Birliği gibi kurumlar bu yönde düzenlemeler geliştiriyor. Öte yandan, James Watson ve Francis Crick'in 1950'lerde ortaya koyduğu DNA'nın yapısının keşfinden yalnızca 23 yıl sonra Stanley N. Cohen ve Herbert W. Boyer, bir organizmadan alınan genetik materyalin başka bir bakteriye aktarılmasını gerçekleştirdiler. İnsan Genom Projesi'nin ilk hedeflerinden biri de insan DNA'sının haritalanmasıydı. DNA'nın temelinde A, T, C ve G harfleriyle gösterilen nükleotit bazlarının oluşturduğu bir dizilim bulunuyor. Bu kod okununca yeniden düzenleme ve yazma fikrinin önünde kimse duramadı ve CRISPR gibi genetiğe doğrudan müdahale imkânı sağlayan biyoteknolojik yöntemlerin önü açıldı! Tüm bu okumalarınızın biyolojik, aynı zamanda matematiksel olduğunun farkındasınızdır... Demem o ki insanlık, milyonlarca yıl boyunca biyolojik zekayı geliştirdi. Şimdi de kendi bilgisini silikona, elektriğe ve algoritmalara ya da büyük dil modelleriyle çalışan yapay zekaya aktararak biyoloji dışına taşıyor. Ama özünde DNA'larımız ve vücudumuz, karbon, hidrojen, oksijen, azot, fosfor ve kükürt gibi elementlerden oluşuyor. Yapay zekanın temelinde ise silikon tabanlı donanımlar, elektrik ve veri işleme süreçleri bulunuyor. Yani iki farklı dünyanın, bilgi işleme açısından giderek daha ilginç bir ortak noktada buluştuğunu söyleyebiliriz... Felsefi bir metafor ile makaleyi bitirelim: İnsan, yıldız tozundan doğdu; şimdi düşüncelerini silikona işleyerek başka bir forma dönüşüyor. Biyolojik yapay zeka evrenine hoş geldiniz!
