Bahsettiğim, genel bir tanımlama ama daha çok kültürel huzursuzluk.. Bildiğiniz gibi Ortaçağ'ın karanlığı geride kalırken akıl ve bilimin kapısı sonuna kadar açılmıştı ve nesnellik, doğallıkla da evrensel bilgi, deneyle doğrulanan epistemolojik bir konuma ulaşmıştı. Artık moderizm ya da aydınlanma için tarihsel bilincin zemin taşları döşenebilirdi. Bu dönemde, bin yılı bulan bir süre için tahakkümünü devam ettiren feodalizm ve kilise gibi dini kurumların egemenliği sona ererken, sosyoekonomik bir sınıf olarak ortaya çıkan burjuvazi, 'eşitlik, özgürlük,kardeşlik' söylemleri ile tarih sahnesinde belirdi. O zamanlar, bilim ve teknoloji sürekli gelişecek,insanlık ve elbette ki uygarlık da hiç iniş olmaksızın hep ileri doğru gideceği düşünülüyordu. Sonuçta herkes refah, barış ve özgürlük içinde yaşayacaktı.
POPÜLERLİĞE YELKEN AÇTI
Ancak, öyle olmadı, Napolyon doymak bilmez bir ihtiras ile Avrupa'yı talan etti. Birinci ve İkinci Dünya Savaşları, küresel bir felakete yol açtı.Tüm insanlığı kapsayan modernizm kavramı, bu savaşlar ile ciddi bir travmaya maruz kaldı ve 12 ciltlik 'A Study of History' eserinin yanında ' tarihin esas konusunun kültürler olduğu, kültürün de dinamik yapısı dolayısı ile özelliklerini yaratıcı kişilere borçlu olduğunu, sonuçta da tarihin olumlu ya da olumsuz özelliğine odaklanmak yerine sadece anlaşılmaya çalışılması gerektiğini' söyleyen tanınmış tarihçi ve filozof Arnold J. Toynbee'nin söylemi ile 'modern dönem, 1. Dünya Savaşı ile sona erdi!'...Toynbee, yeni dönemi ise 'postmodern dönem' olarak terimleştirdi. Postmodern, özellikle de 1950'ler sonrasında sanattan topluma, mimarlıktan siyasete her sektörde kullanılan trendi bir tanımlama haline geldi.Ancak tam olarak da bir ideolojik tanımlama içeriğine kavuşmadı. 'Post' un, bir soraki mi yoksa bir ötesi mi olduğu muğlak kaldı. Yani bu sözcük, felsefi bir anlam yolculuğuna çıkmak yerine bütün ideolojik jargonların teklifsizce kullanabildiği bir nirengi noktası popülerliğine yelken açtı. Sonuçta, bu tür terimlerin, çağdaş insanın ahlaki ve etik değerlerini radikal bir şekilde sarsan dünya savaşları ertesinde ortaya çıktığını hatırlamak gerek. Herkes için özgürlük ve refah ütopyaları sona erdiğinde, ortaya çıkan kadim insanlık ortak bilincindeki yıkıma dair sorgulamalara, başta Marx, Nietsche ve Freud olmak üzere bir çok filozof ve bilim insanı katkı sağladı. Son elli yıla, kronolojik olarak bakıldığında ortada görülen savaşlar, katliamlar ve açlık... Srebrenitza'dan Gazze'ye, modern ulusların, katliam ve sokırım konusunda, Hitler'den bu yana bir adım bile ilerleyemediğini gösterdi.. Bunun gibi humonosentrik etik ve vicdani bağlamlar dışında pandemi, küresel iklim değişiklikleri ve mavi gezegenimize dair bir tür yokoluşun ipuclarını ortaya koyan gelişmeler, çağımız insanını kronik bir huzursuzluğun içine itiyor. Özellikle son dönem yaşanan İran Savaşı odaklı enerji arz sorunlarının tetiklediği ve varolan ekonomik krizi ivmelendiren konjoktür, kitlesel huzursuzluğu,ardından genel umutsuzluğu potansiyelize ediyor ki, bunun özel terminolojisi de 'kitlesel depresyon'!..
GEÇ KAPİTALİZM KÜLTÜRÜ
Bu konuda kafa yoran ünlü teorisyenlerden birisi de, Slovaj Zizek'in ifadesi ile ' sadece entellektüel bir dev değil, aynı zamanda çağdaş düşüncenin son dehası' olan Fredric Jameson'dır....Kendisi, başta 'postmodernizm ya da geç kapitalizmin kültürel mantığı' olmak üzere bir çok kült kitaba imza atmış, kültürel bir huzursuzluğun girdabındaki çağımız insanının 'tahakküm ve metalaşma arasında alakasızca mırıldanmaların duyulduğu kaçınılmaz komedisinin' durumunu betimlemiştir. Üstelik, Jameson, ellerindeki mobil cihazlar ile giderek tüm toplum bireylerinin farklılıklarının yok edildiği ve giderek tek tip robotlara dönüştüğü yapay zeka çağına tanık olmadan vefat etmişti. Yine de 'umutsuzluk' için, belki de çağımızın en ünlü psikologlarından Prof. Dr. Charles Richard Synder'in 'pozitif psikoloji' alanı işimize yarar. Tıpkı, umutsuz ruh durumunun,sanatçılarda görülen yaratıcılıkla ilişkilendirilmesi gibi, belki de, Snyder'in kişisellik ile bağlantılı teorilerini toplumsal depresyonu iyileştirecek bir kapsama çıkaracak dehalar yetişecektir.
