Almanya'nın Saksonya-Anhalt eyalet seçimlerinde, aşırı sağcı AfD'nin seçim başarısı, tüm Avrupa'yı derinden sarsmış durumda...Tüm dikkatler, şimdi Berlin ve Mecklenburg-Vorpommern eyaletlerinde yapılacak seçimlere odaklandı.
Sadece Avrupa değil tüm dünya için sonuçlar ilgi çekici..Başta Financial Times olmak üzere küresel basının başat yayınları, Almanya merkez partilerinin durumu ve ülke ekonomisinin içinde bulunduğu zorluklara yönelik analizleri sayfalarına taşımaya başladı. Başyazar Gideon Rachman gibi tecrübeli kalemler, bu kapsamda ilginç bazı gelişmelere parmak bastı: II Dünya Savaşında Hitler Rejimini devirmek için birlikte güç birliği yapan ama şimdi farklı siyasi kutuplarda yer alan ABD ve Rusya gibi ülke liderleri, AfD'nin liderlerini kutlamak konusunda çok istekli bir halde idiler.. Rachman, 'o zamanlar , aşırı sağı alaşağı eden irade, şimdi onların yükselişi karşısında alkışlarıni esirgemiyor' mealinde cümleler ile makalesine devam ediyor!
İtalya'da, aşırı sağ İtalya'nin Kardeşler (FdI) partisi, Georgia Meloni liderliğinde, dört yıldır iktidarina devam ediyor. Dört yıl, İtalya gibi kısa ömürlü koalisyon hükümetleri ile anılan bir ülke için olağan dışı uzun bir süre... 2027 yılında Fransa'da yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimleri için en favori parti olarak liderliğini Jordan Bardella'nın yaptığı, aşırı sağcı Marine Le Pen'in Ulusal Birlik Partisi (Rassemblement National - RN) görünüyor. Seçimleri kazanması kimse için sürpriz olmayacak.
Almanya'da AfD'nin başarılarına devam etmesi, İtalya'da var olan durum ve Le Pen'in Fransa Cumhurbaşkanı olduğu bir Avrupa'ya, Trump'lı bir ABD de eklendiğinde, oluşan küresel siyasi konfügürasyon için neler beklenebileceğini tahmin etmek zor değil!
İKİ SEÇİM DE ÖNEMLİ
Çünkü bu kombinezonun ortak paydası, tahmin edilebeceği üzere 'özgürlük, demokrasi, insan hakları ve onuru' değil.
Otokrasi, antidemokratik uygulamalar, göç karşıtlığı ve hegomonik ilişkiler bağlamında bir yönetim anlayışını dikte edecekler...
ABD'de 3 Kasım'da ve İsrail'de de 27 Ekim'de yapılacak seçimler bu bağlamda çok önemli... Eğer Trump ve Netanyahu, seçimlerden zaferle çıkarsa, dünya giderek 'tekinsiz' bir hale doğru yelken açabilir...
Trump'ın öngörülemez "küresel" ve Netanyahu'nun Ortadoğuyu içeren "kollaps" politikaları, her ne kadar sürdürülemez olsa da, bir süre için dünyayı barış özlemlerinden uzaklaştıracaktır... Bu gelişmelerin olduğu bir ortamda, 1989'larda The National Interest dergisinde yayinlanan' the end of history' yani 'tarihin sonu' tezleri ile uluslararası entelijansin dikkatlerini üzerinde toplayan Francis Fukuyama, yeni tezleri ile arzı endam etti! 37 yıl önce, "liberal demokrasi ile, insanlığın ideolojik- siyasi maturasyonunu artık tamamlamış olduğunu, dolayısı ile, Amerikan tarzı demokrasinin dünyaya egemen olacağını" öngören Fukuyama, In the Realm of the Last Man (Son İnsanın Diyarında) isimli yeni kitabında artık daha temkinli ifadeler kullanıyor.
PARALEL ELEŞTİRİLER
"Tarihin Sonu" tezini günümüz dünya politikası ışığında yeniden masaya yatırarak, biraz günah çıkarıyor ve Çin gibi alternatif modellerin yükselişini değerlendirerek, liberal demokrasinin karşılaştığı yeni küresel meydan okumaları üzerinde duruyor:
"Ben, liberal demokrasi için bir kusursuzluk tanımı yapmamıştım, insan ihtiyaçlarını çözebilen başka bir sistem, bunun dışında, o an için yok demek istemiştim" diyor!
Kitabinda, Trump'ı, bir ahlak pusulası yok diye eleştirirken, liberal demokrasi konusunda, Daron Acemoğlu'na parelel eleştiriler getiriyor. Varolan kriz, sadece refahın paylaşımı ile ilgili değil, insanların saygı duyulma ve anlam arayışlarına bir yanıt bulamamaları ile de ilgili... Sonuçta da popülizm, milliyetçilik ve otoriter liderlik yükseliyor. Daron Acemoğlu'nun da altını çizdiği gibi elit siyasi zümrenin uyguladığı sosyoekonomik politikalar geniş kitleleri tatmin edemediğinde, var olan demokratik düzen bir sandık ritüeline indirgeniyor ki, bu da sonuçta, liberal demokrasinin açmazlarından birisi olarak günümüz insanlığın karşısında duruyor... Avrupa'da değişen siyasi ekosistemi, bu gelişmelerin bir sonucu olarak okumak gerekli... Tatminsiz ve huzursuz insan kitlesi, sistemi zorluyor ve marjinal partiler iktidara yürüyor!
