ALİ KOCATEPE TÜM YAZARLAR
FUAD MENSİ’Yİ TAKDİMİMDİR...
26.3.2017 | Arşiv

FUAD MENSİ’Yİ TAKDİMİMDİR...

ali.kocatepe@yeniasir.com.tr

Geçen haftaki köşemde yer alan heykeltıraş Camille Claudel'le ilgili yazımdan sonra Yılmaz Göçmen adlı okurumdan bir mesaj aldım.
İzmir Cumhuriyet Meydanı'ndaki Atatürk Heykeli'nin yapımında katkısı olan Fuad Mensi'nin de ilginç bir yaşam öyküsü olduğunu, bana yazdığı kitaplardan bazılarını yollamak istediğini söylüyordu. Üç kitabını yolladı Tireli yazar. İki gündür her fırsatta okuyorum. Geçmişten günümüze Tire'yle özdeşleşmiş insanların öyküleri var bu kitaplarda. O kadar çarpıcı olanları var ki, roman olur, film olur... Zaman zaman, Yılmaz Göçmen'in derleyip, yazdığı bu yaşam öykülerini paylaşmak isterim sizlerle...
Bugünkü yazım Göçmen'in yazdıklarıyla tanıdığım Fuad Mensi'yi takdimim olacak...

Fuad Mensi 1880'de İzmir'in Tilkilik semtinde dünyaya gelir. Resim ve heykelle ilgilenmeye başlar. Babasının, "İslam inancına göre resim yapmak günahtır" yollu baskılarına dayanamayarak evi terk eder ve dadısının yanına yerleşir. 24 yaşında Paris'e gider. 1906'da Marsilya'ya geçerek kendi atölyesini açar. Berlin'e geçer. Mareşal Hildenburg'un heykelini yapar. İtalya'ya ve Yunanistan'a geçer. O dönemde 150 bin Türk nüfusa sahip Selanik'te kendi adına bir resim atölyesi açar...

Orada, Yeni Asır gazetemizin atası sayılan "Asır Gazetesi"nin ressamlığını da yapar. Gazetenin okurlarından Sultan Reşat için atlas kumaş üzerine Asır Gazetesi'nin bir nüshasını resmeder ve Sultan Reşat'a armağan eder. Sultan bunun üzerine Mensi'ye bir liyakat madalyası ve 85 altın lira verir.

Gizlice "İttihat ve Terakki" partisine girer. İlk yeminli 100 üye arasında yer alır.
Balkanlar alev alev yanarken, Yunanistan, Sırbistan, Bulgaristan, Arnavutluk ve Makedonya dağlarında Osmanlı Türkü'nün namusu ve şerefi için çarpışır. Başarısından dolayı Enver Paşa kendisine sedef saplı tabancasını armağan eder...
Fuad Mensi için düşmanları "vur emri" çıkartırlar. O da Beyrut'a, Şam'a, oradan da Medine'ye geçer. Ortadoğu'da Arap ailelerinin mezarlarını, Hristiyanların heykellerini yapar. İskenderiye'de atölye açar.
1911'de İtalyanlar Trablusgarp'a saldırırlar. Osmanlı- Türk vatanseverleri çöllerde İtalyanlara karşı, başta Mustafa Kemal olmak üzere çete savaşlarına girerler.
Patlayan bir şarapnelin parçalarıyla yaralanır, tedavi görür ve savaşa devam eder. 1. Dünya Savaşı'nda yaşadıkları bir film senaryosu olabilecek kadar çarpıcıdır...
Tutuklanıp konduğu esir kampından Rodos'a kaçırılır, oradan İzmir'e geçer.
İzmir Poligonu'na Çanakkale Zaferi'ni simgeleyen "Mehmetçik Anıtı"nı yapar.
Yunanlılar İzmir'i işgal ettiklerinde heykel havaya uçurulur...
Türk Matematik Bilgini Vidinli Tevfik Paşa'nın ve İzmir Valisi Rahmi Bey'in büstlerini de yapar.
Bugün bu büstler İzmir Milli Kütüphanesi'ndedir...
İzmir'in kurtuluşundan sonra İzmir Valisi Kazım Dirik Paşa'nın isteği üzerine Pasaport'taki Atatürk heykelinin yapımında İtalyan heykeltıraş Canonica'ya yardım eder.
Heykelin alçı kalıbını döker.
Canonica da tunç dökümünü yapar. Ama heykelin altındaki imza İtalyan sanatçınındır.
1925'ten sonra Paris ve Trieste'de resim ve heykel çalışmalarını sürdürür. Aile yaşamı, hayatına giren kadınlar, ölen çocukları, karısı Eda ve oğlu Samim'le ilişkileri de roman gibidir.
Tire'ye 1952'de yerleşir. Derekahve'yi çok sever. Çınar ve ceviz ağaçlarının gölgesinde çivit boyalı küçük bir ev alır.
Zaman içinde büyük sıkıntı ve yoksulluk çeker. Ülkenin en önde gelen Natürmort ressamlarından biridir ama 1965'te yoksulluk içinde Derekahve'de ölür. Kıymetli eşyalarını, köstekli saatini, sedef saplı saatini, çok sevdiği tablolarını satmamıştır.
Ama cesedi evinin bahçesinde 3 gün sonra bulunduğundan, hepsi ölü soyucular tarafından çalınmıştır...
Fuad Mensi Dileksiz'in kaybolan mezarı bile ancak 2011'de bulunur.

Yazarın Diğer Yazıları TÜM YAZILARI
  1. SMS: ak yaz boşluk bırak mesajını yaz 4122'ye gönder.
  2. (1,60TL) MH:02165317373