HÜROL DAĞDELEN TÜM YAZARLAR
Muzaffer İzgü baştacımız
24.8.2017 | Arşiv

Muzaffer İzgü baştacımız

hurol.dagdelen@yeniasir.com.tr

İçinde bulunduğumuz coğrafya, çok renkli ve hareketli bir bölge... Yüzyıllardır kökleşmiş Anadolu kültürü ise, geçmişten geleceğe bir köprü görevini görmekte, kaç asırdır...Kültür deyip geçmeyin, bir toplumu oluşturan temel taştır o birikim... Doğru kullanıldığında doyumsuz bir zenginlik, kötü emellere alet olduğuna ise, "çağdışı" gelişmelere gebedir.

Bu yüzden Büyük Atatürk, Çağdaş Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerini kurarken, Anadolu kültürünün doğru ellerde geliştirilmesi için, kültürel devrime öncelik verdi. Sanatın her kolunda yetenekli gençleri, Avrupa'ya eğitime gönderdi, Türk kültürünün çağdaş çizgilerde gelişmesinde etkili rol oynadı.

Atatürk'ün bu 'aydınlanma' çabasında en çarpıcı mesajları verenler ise, yazarlar olmuştur, daha çok öykü yazarları... Çünkü öykü, özellikle çocukları sarıp sarmalayan, iletişimin çok kısır olduğu bir dönemde hayal dünyalarını geliştiren, daha çok düşünmeye, araştırmaya yönelten bir sevgi gücü olmuştur.

Atatürk'ün Cumhuriyeti emanet ettiği gençler işte bu doğrultuda harekete geçmiş, bu toplumun en küçük bireyleri olan çocukların yüreklerine çağdaşlığın temellerini atan tomurcuklar olmuştur.

Tıpkı sevgili Muzaffer İzgü gibi...

***
Türkiye Cumhuriyeti'nin Atatürk ilkeleri üzerinde yükselmesini sağlayan en etkili isimlerden biridir Muzaffer İzgü... Onca gerici
saldırıya, onca Cumhuriyet karşıtı engellemelere, onca düşmanca tavırlara karşın hiç yılmadı İzgü, kalemini hiç satmadı.

Bildiği tek gerçek vardı, Atatürk'ün hedef koyduğu çağdaş Türkiye Cumhuriyeti'nin rehberi olacak çocuklara yol göstermek, sadece
doğruyu ve Türkiye gerçeğini anlatmak...

Bunun için doğup büyüdüğü Adana, çocukken yaşadığı zorluklar, saf Anadolu delikanlısının yaşadığı sıkıntılar, mizahi bir üslupla
öykü oldu, kitap oldu, 100'ü aşkın eser oldu, radyo oyunu oldu. İlkelerinden taviz vermeden, mücadeleden hiç yılmadan...

***
Bir de çok önemli bir insani gücü vardır İzgü'nün, çocuk ruhu... Bu güç, onu diğer yazarlardan, öykücülerden ayıran en önemli özellikti. Çoğu yazar, burnundan kıl aldırmaz, ulaşılmaz. Ancak Muzaffer İzgü öyle değildi, her çocuğun derdini dinleyen, dokunan, şakalaşan bir koca yüreği vardı. İşte bu nedenle, yazarların buluştuğu standların en ilgi çeken kimliği Muzaffer İzgü'ydü... Hiçbir zaman kitabını satma derdine düşmedi, hep mütevazi ve coşkuluydu. Onun için öncelik, çocuk ruhunun akranıyla buluşması, dertleşmesiydi.

İşte bu yüzden öyküleri "en çok okunan", hikayeleri "en çok bilinen", kahramanları 'hiç unutulmayan" bir yazardır Muzaffer İzgü... Kitapları çok sattı, çocukların , ebeveynlerinin gönlüne de "Atatürkçü dünya görüşü"yle girdi. Bugün, Atatürk'ü geleceğine bayrak yapan milyonlarca genç varsa bu ülkede, mimarlarından biri Muzaffer İzgü'dür, onun o çocuk ruhu, kitaplarındaki dürüst kahramanları ve "yılmayan" kişiliğidir. Bunu bizzat yaşayanlardanım, tanık olan ve özenle takip eden...

***
Ben de, eşim de onun öyküleriyle büyüdük. İlkokul çağında çocuklarım ve eşimle her yazar buluşmasına gittiğimizde standta gözümüz Muzaffer İzgü'yü arardı. Gördüğümüzde ise, ilk hareket geçen çocuklarım, "Muzaffer dede, Muzaffer dede" diye yanına koşarlardı... Birer imzalı kitabını alır, onu o akşam bitirirlerdi... Hiç abartmıyorum. buna bizzat tanık oldum.
Çünkü o bir öğretmendi...

Bugün çocuklarım, çağdaş dünyanın savunucuları aydın bireylerse, bundan Muzaffer İzgü'nün payı büyüktür.

***

Çok üzüldüm onun rahatsızlığını duyunca, kendisiyle en son bir ödül töreninde ayaküstü sohbet etmiştik, Yeni Asır'ı sormuştu önce... Çünkü yıllarca, her hafta öyküleriyle çocukları, büyükleri Yeni Asır'la buluşturmuştu. O dönemde her hafta onun yazılarını okuma göreve bana verilmişti.

Hep mütevazi, hep saygılıydı. Çok özel bir dostluk kurduk kendisiyle... Şimdi ciddi bir rahatsızlıkla mücadele ettiğini görüyorum, gazetelerden, sosyal medyadan... Yüreğim yanıyor, içim kanıyor. Kendisine bizim de yanlış bir davranışımız olmuş, çok üzüldüm.

Bir zamanlar çok sevdiği, emek verdiği bu gazete, ona bilerek yanlış yapmaz. Bir hatamız, kendisini yaralamış, haklı.

Kendisinden tek bir şey isteyebilirim; o çocuk ruhuyla bizleri yeniden sarmasını ve ışığıyla aydınlatmasını... Büyük usta, affola... Kendine çok çok iyi bak.

Bize ve çocuklarımıza, mizahınla yansıttığın hayat derslerinle hep yanımızda ol, o güleç yüzünle mücadeleyi hiç bırakma.