• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Hastalar ile umudu paylaşıyor! 3 kez kanseri yendi

AYSUN GÜLER

Hastalar ile umudu paylaşıyor! 3 kez kanseri yendi

Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 28 Şubat 2026

Çiçek Akçay, kanseri üç kez yendi ve hayatta kalmayı yalnızca kendisi için değil,mücadele eden çocuklar ve hastalar için bir misyon haline getirdi. Umudu ve cesaretiyle insanlara ışık olurken, 'Her düşüş yeni bir başlangıçtır' diyor ve hayatın en zor anlarını bile dayanışmayla aşabileceğimizi hatırlatıyor...

Hayat bazen en beklemediğimiz anlarda sınar insanı. Antalya'nın Manavgat ilçesinde yaşayan 2 çocuk annesi Çiçek Akçay için bu sınav, kanserle üç kez yüzleşmekti. Akçay rahim, meme ve lenf kanseri öyküsünde her defasında zaferle ayrılan Akçay, sadece kendi hayatını değil, etrafındaki insanların hayatını da değiştirmeye karar verdi. Kanserli çocuklara ve yetişkin hastalara umut olmayı, onları yalnız hissettirmemeyi kendine misyon edindi. Umudun, inancın ve cesaretin ne kadar güçlü bir silah olduğunu gösteren Akçay, yaşadığı acıları iyileştiren bir ilham kaynağına dönüştürdü. Onun hikayesi, düşmekten korkmayanların, karanlıkta bile ışığı bulanların hikayesi... İlginize sunuyoruz.

'EN ÖNEMLİSİ İNANÇ'
Üç kez kanseri yenmek gibi zor bir süreci defalarca yaşamak sabır ve güç ister. Bu mücadele sürecinde sizi en çok ne ayakta tuttu?
Kanser mücadelem boyunca kendime olan inancım, ailem ve her şeye rağmen bitmeyen umudum bana yol gösterdi. İnsan bazen kendi gücünü ancak böyle zamanlarda fark ediyor. İnanç gerçekten tedavinin en önemli parçalarından biri.

İlk teşhis aldığınızda ne hissettiniz ve o anı geriye dönüp düşündüğünüzde neler değişti?
Çok net hatırlıyorum. Gözlerimin önüne direkt çocuklarım gelmişti. O gün kendi kendime bir söz verdim: Bu mücadelenin kazananı ben olacağım. Hastane sürecimde çok değerli bir hocam bana şunu söylemişti: "Önce 'sen' diyebilmek için insan önce 'ben' diyebilmeli." O cümle zihnime kazındı. Kendim için güçlü durmam gerektiğini o zaman anladım.

Kanserle mücadelede aile ve çevrenizin rolü sizin için nasıl bir destek oldu?
Hayatın her alanında olduğu gibi hastalığımda da çevrenin rolü hem olumlu hem olumsuz oldu. Çevremle yeniden tanıştım diyebilirim. Bazı insanlara "iyi ki tanımışım" dedim, bazılarının ise sadece ışıkta yanımda olduğunu gördüm. Hastalık sürecinin en gerçekçi yanı şu: Işığınıza herkes ortak olur ama karanlığınıza ortak olmak herkesin harcı değildir. Bu noktada aileme ve birkaç gerçek dosta sonsuz minnet borçluyum.

Erken teşhisin önemini vurgularken en sık ilettiğiniz mesaj nedir?
Hepimiz erken teşhisin önemini duymuşuzdur. Ama somut bir belirti olmadan hastaneye giden kaç kişi var? Çoğumuz ancak bir şey hissettiğimizde gidiyoruz. Oysa senede bir gün bile ayıramadığımız kontrol, aslında hayatı ertelediğimizin göstergesi. Hayat ertelenmez. En çok karşılaştığım şey isyan ve erteleme: "Bana bir şey olmaz" düşüncesi. Oysa risk kimseyi ayırt etmiyor.

Toplumsal farkındalığı artırma çalışmalarınızda karşılaştığınız en büyük zorluk nedir?
Hastalık sürecindeki birçok hastamızın yeterli psikolojik ve fizyolojik destek alamadığını görüyorum. Tedavi sadece ilaçtan ibaret değil. Moral, umut, destek... Bunlar da en az tedavi kadar gerekli.

Kanser hastası çocuklar ve yetişkinlerle birebir ilgileniyorsunuz. Onlarla geçirdiğiniz en unutulmaz an hangisiydi?
Tedavi gören bir evladımız bana "Ben polis olacağım çiçek anne" demişti. O minik kalbin hayalini gerçekleştirmek için bir günlüğüne emniyet müdürlüğünde üniforma giydirdik. Polislerimizin gözetiminde gezdi. İyi ki yapmışız. Çünkü o kızımız sonra melek oldu. Ama hayalini tatmış olarak gitti. Bu benim için unutulmaz bir anı.

Kanser hastalarına moral vermek için düzenlediğiniz etkinliklerden birini anlatır mısınız?
Her aralık ayında çocuklarımızın ve yetişkin hastalarımızın dileklerini alıp hediyelerle küçük bir moral günü yapıyoruz. Kimi saçları olmadığı için içine kapanıyor, topluma karışmakta zorlanıyor. Ama o günlerde yalnız olmadıklarını görüyorlar. Umut pastası kesiyoruz. Küçük bedenleriyle verdikleri büyük savaşı takdir ediyoruz. Onların yüzündeki gülümseme her şeye değer.

Bu gönüllü destek faaliyetlerini sürdürmenizi sağlayan iç motivasyonunuz nedir?
"İnsan ancak düştüğünde düşenin halinden anlar" denir. Benim amacım kimse düşmeden hayatına dokunabilmek. Kendi sürecimde hep "Eksik olan ne?" diye sordum. Mutluluğun bireysel değil, kolektif bir bilinçle mümkün olduğuna inanıyorum. Bazen bir omuz olmak, bazen dost olmak, bazen anne olmak...

'HAYAT RİSKE ATILMAZ'
Kanser konusunda Türkiye'de farkındalık seviyesini nasıl buluyorsunuz?
Geçmişe göre daha iyi ama hâlâ yeterli değil. Kanser bulaşıcı değil. Kanser utanılacak bir kelime değil. Ama hâlâ bunu anlatmaya çalışan insanlar var.
Bu algının değişmesi gerekiyor. İnsanlar hem tıbbi hem toplumsal anlamda korkmadan konuşabilmeli.

"Kanserden değil geç kalmaktan korkun" dediniz. Bize bu sözün arkasındaki duygu ve deneyimlerinizi açar mısınız?
Toplumda hem hastaya hem hastalığa karşı korkutucu bir algı var. Bu da isyana ve ertelemeye yol açıyor. Yapılması gereken ilk adım düzenli tarama ve tetkikler. İkinci adım, ne olursa olsun göğüs germek. Geç kaldığınız için mahrum kalabileceğiniz tedavi yöntemlerinden en erken şekilde faydalanmak. Hayat, riske atamayacağımız en büyük hediyedir.

Kanserle mücadele eden okurlarımız için ne söylemek istersiniz?
Verdiğiniz her mücadele için sizi kucaklıyorum. Kendinizi en yalnız ve en özgüvensiz hissettiğiniz anda bile sahip olduğunuz umut yolunuza ışık olsun. Saçlar kısalır uzar, kilolar alınır verilir, ilaçlar biter... Ama umut bitmesin. En mühim olan o.

Sizden ilham alan gençlere ve topluma bırakmak istediğiniz en önemli mesaj nedir?
Kanserden kaybettiğim babam bana hep "Acıyı bal eyle" derdi. Ben de bu sınavın beni demlendirdiğini düşündüm. Şikâyet yerine şükür koydum bardağıma, isyan yerine umut. İyileştiğimde kendime söz verdim: Bu yoldaki insanlara destek olacağım. Örneğin; Ulaşım imkânı olmayan hastalarımızın Antalya'daki hastanelere ulaşımı konusunda öncü oldum. Yaşarken iz bırakmak görevimizdir. Eğer bir iz bırakabiliyorsam, ne mutlu bana.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.