;
BİRKAN YÜKSEL TÜM YAZARLAR
Pius’a rahmet okutan papa
1.7.2017 | Arşiv

Pius’a rahmet okutan papa

Paolo Sorrentino, kuşağının en önemli İtalyan yönetmenlerinden biri. Ülkesini tasvir etmekteki eşsiz hüneri, güç ilişkileri ve yüksek iktidar rakımlarındaki karmaşık insan hallerine ilgisi ile biliniyor, filmlerindeki görüntü yönetimi ile sinematogrofi özellikle öne çıkıyor. İlaveten, iflah olmaz bir Napoli fanatiği.
İşbu özet; son dönemin en kendine has dizilerinden 'Young Pope' / 'Genç Papa' ile ilgili bir yazı için son derece uygun bir başlangıç sayılabilir.
İlk iki bölümü Venedik Film Festivali'nde gösterilen, ödül için yarışan filmler kadar övgü toplayan bu aykırı ve güzel hikayede Sorrentino, onu sinemaseve r gözünde saygın kılan her şeyi bir araya getiriyor.
Jude Law'ın olgunluk dönemi performansıyla parıldayan dizi, Amerikalı genç bir kardinalin papalık makamına seçilmesiyle başlıyor.
Hakkında hemen hiçbir şey bilinmeyen genç papa, kendisini rahatça idare etmeyi uman 'yaşlı kurt'ların şaşkın ve dehşete düşmüş bakışları arasında kontrolü ele alıyor.

ÇARPICI BİR HİKAYE

Katolik kilisesinde dönen dolaplar, Vatikan'ın kutsallık iddiasının ardında, en dünyevi iktidarlarda olduğu kadar derine inen kirli ilişkiler, inanç ve teoloji tartışmaları eşliğinde en nihayet kudretin kolayca baştan çıkardığı insanoğluna dair çarpıcı bir hikaye anlatıyor Sorrentino.
Öykünün bıçak gibi keskinleşmesinde, beklenmedik olanın ağırlığı önemli bir unsur.
İlk anda genç bir papanın, kilisenin kaldıramayacağı ölçüde reformist ve liberal bir çizgi tutturması beklentisi hasıl oluyor.
Çatışma buradan kurulacak sanarken, Vatikan tarihinin en fanatik papasıyla karşı karşıya kalıyoruz.
Gelmiş geçmiş en zalim seleflerinden 12. Pius'a saygı duruşunda bulunmaktan çekinmeyen bu küfürbaz kardinal, kendisine isim olarak 13. Pius'u seçiyor.

İNSANI YOLA GETİRME HEDEFİ

Genç Pius, bir yandan dünyaya nizam verme ve günahkar insanoğlunu yola getirme hedefi doğrultusunda, Tanrı tarafından görevlendirildiği fikrine, tüm fanatikler gibi bütün kalbiyle inanıyor.
Öte yandan, ilk günah çıkarma seansında Tanrı'ya inanmadığını itiraf edecek denli çelişkiye boğulmuş durumda.
Seçilmiş olduğuna yüksek yoğunlukla iman eden, seçen konumuna duyduğu şüphenin dahi, görevi ifasına engel olamayacağını düşünen ve bu büyük çelişki ile meselesi olmayan 13. Pius, tam da bu yüzden son derece tehlikeli bir karaktere dönüşüyor.
Bu denli büyük bir gücün, felaketi kaçınılmaz kılan bir kibir ve kayıtsızlık ile birleşmesi, öyküyü tekinsiz ve başarılı kılan en önemli unsur.
Vatikan'ın en muhafazakar bileşenlerinin dahi ürküp aşırı bulduğu, Katolik bir nihilist; 13.Pius!
Genç Papa, kendine has mizahı, şahane görselliği ve zihni emek vermeye mecbur kılan bol katmanlı senaryosuyla yüksek bir seyir zevki vaat ediyor.
Yardım almak için, herhangi bir azizden önce, Napoli takımının forvetine yakaran din adamlarına sık rastlamak mümkün değil ne de olsa.