BİRKAN YÜKSEL TÜM YAZARLAR
Gringo!
23.9.2017 | Arşiv

Gringo!

İslam Devrimi öncesi İran rejimine satın aldırılan ve böylece kongre denetiminden kurtarılan bol miktarda silah, Güney Amerika'da, ABD aleyhtarı oluşumları engellemek amacıyla kontrgerillaya aktarılıyor.
Öte yandan uyuşturucudan gelen paranın bir kısmının, demokratik yollarla seçilmiş hükümetleri düşürmeye uğraşan paramiliter güçleri finanse etmesi görmezden geliniyor.
Daha da öte yandan, cunta rejimleriyle savaşan silahlı oluşumlar da bütçelerini denkleştirmek için narko ticaretin bir parçası oluyor. En öte yandan, ABD güdümlü faşist cuntalar, uyuşturucu trafiğinden pay alıyor, seçim kampanyalarını ve icraatlarını bu paralar ile finanse ediyor. 'Özgür Dünya'nın lideri de tüm bunlara ses etmiyor, yol veriyor, görmezden geliyor.
Tüm bu trafiğin ortasında, kendi halinde bir TWA pilotuyken, macera, güç ve ihtişam dolu bir dünyanın cezbesiyle kendinden geçen Barry Seal var. Uyuşturucu baronlarının, gizli servislerin, derin ilişkilerin yetenekli 'getir götür'cüsü. Küresel ölçekte büyüyen, ultra kriminal ve neredeyse tek kişilik bir kargo şirketi. 'Kaçakçı', 80'li yıllarda İran, ABD, Orta ve Güney Amerika ekseninde yaşanan gelişmeler, bu coğrafyalardaki sosyo politik durum hakkında belgesel bir film de olabilirdi.
Bu denli eğlenceli olmasaydı elbette...

NARKO DEMOKRASİ!

'Mr and Mrs Smith' ve 'Bourne Identity' ile hatırlanan Doug Liman, Seal'in gerçek hikayesini başarıyla perdeye taşımış. 80'li yılların filtreleri ile henüz ilk saniyelerinde oyuncaklı ve nostaljik bir ilgi yaratan film, temposu, başarılı sanat yönetimi, oyuncu performansları ve güçlü mizah duygusu ile sınıfı geçiyor.
Bunu yaparken, tarihsel bağlamda 'geride kalmış' olması ön kabulünün de konforuyla, neo-con Amerikan sağının 80'lerde frenleri boşalan müdahaleciliğine ve vahşetine ilişkin sözünü de esirgemiyor. CIA, DEA, FBI gibi güvenlik birimlerinden, kongreye ve Beyaz Saray'a değin tüm Amerikan kurumlarının yozlaşmış ve karanlık yollara sapmış olduğu imaları, hikaye boyunca temkinli bir mesafe eşliğinde sivrilip belgesel tespitler haline geliyor. Seal'in uyuşturucu kaçakçılığından kazadığı kara para, uçağıyla CIA için casusluk yapması karşılığında görmezden geliniyor.
ABD'ye özgü bir derin devlet formunu teşhir etmekten geri durmuyor film. Bu belgesel katmanında, çağa damga vuran Carter ve Reagan ve 'Baba Bush'u gerçek görüntüleriyle, o sırada Arkansas Valisi olan Clinton'u ise bir telefon konuşması sekansında izliyoruz. 80'ler ve 90'lar boyunca dünya siyasetine damga vuran, kötü olan her şeyi daha da kötüye götüren ABD hegemonyasının ön plandaki aktörleri, tuhaf biçimde hikayesi anlatılan ana karakterden rol çalıyor.

'BİR ZAMANLAR' KONFORU

Gerçek görüntülere bağlanan final sekansında bir gazeteci önce Reagan'a ardından da yardımcısı Bush'a; Güney Amerika'daki cuntaların uyuşturucu parası ile finanse edildiği ve ABD tarafından silahlandırıldığı iddialarını soruyor. Reagan sağ söylemin klasik umarsızlığıyla konuyla ilgili bilgisi olmadığını söylerken, bir sonraki başkan olacak Bush'un mahçupca bürokrat kalabalığının içinde bir yerlere saklanışı görülmeye değer.
'Barry Seal / Kaçakçı', 'Narcos' ile başlayan ve uyuşturucu / finans-kapital / siyaset üçgenine dönük iştahı kabartan güçlü rüzgara, beyaz perdeden verilmiş vasat üstü bir karşılık. Tüm bunların çok eskiden olup bitmiş işler olduğuna ilişkin şüphesiz tavrı, belki de filmin en önemli kusuruna işaret ediyor.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ ASIR veya yeniasir.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.