ABD Başkanı Trump'ın seçimle gelmiş Cumhurbaşkanı Madura'yı uluslararası kuralları çiğneyerek, tutuklaması üzerine gözler YENİ DÜNYA DÜZENİNİN inşasında bir gerçeği ayan beyan ortaya çıkardı. Yeni düzenin inşasında Amerika, Rusya ve ÇİN görünüyor. Trump'ın Venezuela'ya çökmesine Rusya ve Çin'in ses çıkarmaması adeta hakkı olanı yaptığı havasında görünmeleri dünyanın üç küresel ülke ABD-RUS-ÇİN arasında paylaşılıyor stratejik analizlerine konu oluyor. Bilindiği gibi 2. Dünya Savaşı devam ederken Almanya'ya ORTAKLARA SALDIRAN AMERİKA, İNGİLTERE ve SOVYETLER BİRLİĞİ dünyayı paylaşmak için YALTA'DA buluşmuşlardı. Dünyanın 3 KUTUP BAŞI, KÜRESEL-EMPERYALİST
ÜLKELERİN liderleri ABD Başkanı Roosvelt, İngiltere Başbakanı Churchil, Stalin, ABD ve Sovyetler Birliği arasında Yalta'da paylaşım yapmışlardı. Trump, Avrupa'ya tavır koydu, İngiltere geriye düştü. Başta Almanya ve Fransa olmak üzere AB kendi derdine düştü. Yeni dünya düzeni inşa edilirken, 3 küresel ülke AMERİKA, RUSYA, ÇİN dünyayı yeniden paylaşıyorlar.
İŞARET FİŞEĞİ ALASKA'DAN
ABD Başkanı Trump, Rusya lideri PUTİN, 15 Agustos'da Alaska'da buluşmuştu. Ukrayna savaşını konuştukları söylensede sonradan çıkan gelişmeler Trump ile Putin'in bir PAYLAŞIM yaptıkları ortaya çıktı. Çünkü Trump daha sonra Güney Kore'de Çin lideri Şi Cinping ile buluştu. Kapalı kapılar ardında belli ki enı Dünya düzeni inşasında yeni paylaşım yapıyorlar. Yeni dünya paylaşımını destekleyen ÇOK STRATEJİK bir gelişimde MONROE DOKTRİNİ'nin yerine DONROE DOKTRİNİ'ni ilan etti.
YENİ SÖMÜRGECİLİK BAŞLADI
ABD Başkanı Trump, Venezuela'ya operasyon sonrası düzenlediği basın konferansında 1823 tarihli Monroe Doktrini'ni işaret ederek "Monroe Doktrini çok önemli bir şey. Ama biz onu çok daha ileriye taşıdık. Şimdi buna Donroe Doktrini diyorlar" ifadelerini kullandı. DONROE DOKTRİNİ'NE bakarsak PAYLAŞIMA GİRECEK ÜLKELERİ ve daha neler olacağını tahmin etmekte zorluk çekmeyiz. Eski ABD Başkanı James Monroe, 1823 yılında Avrupa'nın (İngiltere, Fransa, Portekiz, İspanya) Amerika kıtalarına müdahalesini reddeden bir savunma refleksi denilerek, Monroe Doktrini yayınladı. Bu gelişme, ABD'nin kendisini uluslararası sistem içinde nasıl konumlandırdığını gösteren erken bir güç ilanı olarak tanımlandı. Güney Amerika ve Kanada üzerinde yani TÜM AMERİKA KITASINDA, tek taraflı bir EGEMEN GÜÇ olduğu İLAN EDİLDİ. Yani ABD'nin kendi çıkarlarını evrensel bir kural olarak belirlemışti. Monroe Donktrini ile Amerika, başta İngiltere ve Avrupa devletlerine Amerika kıtası üzerinde herhangi bir söz hakkınız YOK MESAJI VERİLDİ. Stratejistler bu durumu şöyle formüle ettiler: "Amerika kıtasınsa Amerikan devleti merkez alınır, Avrupa dışlanır, Güney Amerika ülkeleri ise pasif unsur haline gelir." Monroe Doktirini ile ABD, Latin Amerika'da düzen kurma, istikrar sağlama ve önleyici müdahale gerekçesiyle hareket etmete başladı. Darbeler yapıldı açıkça müdahaleci ÇÖKMELER hızlandı. İşte bu MONROE DOKTRİNİ'Nİ TRUMP YENİDEN UYGULAMAYA BAŞLADI.
Dünyanın en büyük petrol şirketi EXXON ve diğerleri dünyanın en çok petrol-gazına çökme bayramı yaşıyorlar. Yeni dünya düzeni kurulurken, Trump'ın DONROE DOKTRİNİ'ni devreye sokarak esasında RUSYA VE ÇİN'in GÜNEY AMERiKA planlarını bozmaya çalışırken, yanı RUSYA VE ÇİN'e (Benim bölgeme göz dikme) mesajı verildi. Derin ABD'nin bu zihniyeti, Güney Amerika ülkelerinin ABD'nin egemenliğini koşullu kabul etmesine kendi güvenlik, enerji veya jeopolitik çıkarlarını ise öncelikli ve tartışılmaz görmesine hizmet ediyor. Bilindiği gibi Rusya Küba ile çok yakın. Geçen yıl atom deniz altılarını buraya göndermışti. ÇİN, Venezuela'dan milyarlarca petrol alıyor. Diğer ülkelere EKONOMİK YARDIMLARLA GİRMİŞ GÖRÜNÜYOR. ABD, 1989'un son günlerinde Panama'ya operasyon düzenlemiş, 3 Ocak 1990'da devlet başkanı Noriega'yı alıp götürmüştü. ABD Başkanı Trump, Panama'yı dize getirdi. Panama kanalından ÇİN tankerlerinin geçiş rakamlarını çok yükseltti. Kanalın kontrolünü ele aldı. Trump'ın Venezuela saldırısı tüm dünya şokla karşılarken, Trump'ın Venezuela ile sınırlı kalmak istemiyeceği konuşuluyor.
3 ÜLKEYE TEHDİT
Venezuela'ya gerçekleştirilen operasyonun hemen ardından Trump üç ülke ve bir eyaleti tehdit etti: Kolombiya, Meksika, Küba ve Grönland. Kolombiya: Maduro'yu açıkça destekliyordu. Trump, Kolombiya Devlet Başkanı Gustavo Petro'yu suçlayan "Kolombiya, kokain üretmeyi ve bunu ABD'ye satmayı seven hasta bir adam tarafından yönetiliyor. Şunu da söyleyeyim: Bunu çok uzun süre yapamayacak" uyarısında bulundu. "Kolombiya'ya Bir ABD operasyonu olabilir mi?" sorusuna kesin yanıt vermekten kaçınan Trump, "Kulağa hoş geliyor" dedi. Meksika: Trump, iktidara geldiği günden beri dalgalı bir ilişkisi olduğu Meksika'yı da hedefleri arasına almış durumda. ABD'ye gelen düzensiz göçmenlerin Meksika sınırından geldiğini söyleyen ve başkanlığının ilk döneminde Meksika sınırına duvar örme projesiyle dünya gündemine oturan Trump, Meksika'yı uyuşturucu kartellerinin yönettiğini savundu. Küba: İki ülke, geleneksel düşman pozisyonunda. ABD, Venezuela'daki hakim ülkenin Küba olduğunu, Kübalıların Maduro'yu korumasının ve istihbarat sağlamasının karşılığında Venezuela'nın Küba'ya petrol verdiğini iddia ediyor. Stratejistler, Trump'ın Venezuela'nın kontrolünü ele geçirmesinin Küba'ya da büyük darbe olduğu konuşuyor. Trump'a göre Venezuela ve Küba ABD'nin kontrolünde olmalı. Gröland: ABD Başkanı Trump, stratejik konuma sahip ada ülkesi Grönland'da Rus ve Çin varlığının arttığını savunarak "Ulusal güvenliğimiz açısından Grönland'a ihtiyacımız var." ifadesini kullanmıştı. AB Komisyonu'ndan Trump'ın Grönland açıklamalarına tepki Avrupa Birliği (AB) Komisyonu sözcülerinden Anitta Hipper, Brüksel'deki günlük basın toplantısında, gazetecilerin Trump'ın Grönland hakkında yaptığı açıklamalar hakkındaki sorularını yanıtladı. Ulusal egemenlik, toprak bütünlüğü, sınırların dokunulmazlığı ve BM şartı ilkelerini savunmaya devam edeceklerini belirten Hipper, "Bunlar evrensel ilkelerdir ve özellikle bir AB üye ülkesinin toprak bütünlüğü sorgulandığında, bunları savunmaktan asla vazgeçmeyeceğiz" dedi. AB Komisyonu Başsözcüsü Paula Pinho da ABD'nin Venezuela'ya askeri müdahalesinden sonra Grönland konusunda Birliğin caydırıcı yeni bir yaklaşıma ihtiyaç duyup duymadığı sorusunu, "Grönland'ın ABD'nin müttefiki olduğunu ve NATO ittifakı kapsamında olduğunu hatırlatmak isteriz ve bu çok büyük bir fark. Bu nedenle Grönland'ın tamamen yanındayız ve (Venezuela'da) yaşananlarla hiçbir şekilde bir benzerlik görmüyoruz" diye cevapladı.
SONUÇ
Amerikan ve İngiliz basınında Maduro olmadan Bolivarcı Sosyalist Hükümet'in iktidarda kalıp kalmayacağı tartışılıyor. Maduro'nun halefi olabilecek isimler arasında değerlendirilen Başkan Yardımcısı Delcy Rodriguez, Maduro'nun 2018'den bu yana yardımcısıydı ve Venezuela siyasetinde kritik bir figür olarak görülüyor. Maduro'nun görevden ayrılması sonrası fiilen devlet başkanı olarak görev yapması da ihtimal dahilinde olabilir. Ayrıca Maduro'da selefi Hugo Chavez'in yardımcısıydı. Chavez'in ölümünün ardından 2010'ların başında ülkenin lideri olmuştu. Maduro sonrası süreçte başa geçebileceği düşünülen bir isim de Savunma Bakanı Vladimir Padrino. Amerika, Rusya ve ÇİN yeni düzeni kurulurken dünyayı paylaşıyorlar.YENİ SÖMÜRGECİLİK BAŞLAMIŞTIR. AMAN DİKKAT....
