Suriye'de aparat PKK-YPG-SDG'nin tasfiyesinde son 48 saatin içindeyiz. Suriye'de baş döndürücü gelişmeler oldu. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde, Türkiye'de PKK bitirilmişti. Sıra Terörsüz Bölge konusunda Suriye'ye gelmişti. Türkiye'nin dış politik, askeri ve istihbaratı ile Terörsüz Bölge yolunda çok önemli adımlar atıldı. Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın çok önemli bir özelliği olan LİDER DİPLOMASİSİ ile Irak ve Suriye liderleriyle kurduğu kardeşlik ilişkileri Ortadoğu'da yeni bir döneminin önünü açtı. Asıl önemlisi ise bundan sonrası... Terörsüz Bölge'nin çok önemli bir ayağının Suriye'de "TÜRK-KÜRT-ARAP Kardeşliği" olduğunu asla unutmamalıyız. Bu gerçeği, iki yıldan buna yana Erdoğan, özellikle hemen hemen her konuşmasında dile getirdi. Türk-Kürt-Arap kardeşliği tahkim edildikçe Müslüman Dünyanın makus talihi değişecek.
KARDEŞLİK COĞRAFYASI
Osmanlı İmparatorluğu'nun emperyalist ülkeler tarafından ADALETE dayanan yönetiminin zafiyete uğratılmasından sonra, Ortadoğu'da akan kanların, rejim değişikliklerinin hep altında, Türk-Kürt-Arapların arasının açılması, fitnelerle Müslüman dünyanın içine mikropların sokulması bir gerçektir. Suriye ve Irak'ta PKK, YPG-SDG-PJAK problemi çözüldükçe Terörsüz Bölge'nin önünde emperyalist oyunlar da bir bir paçavraya çevrilecektir. Erdoğan'ın ilmek ilmek ördüğü Terörsüz Türkiye-Bölge'nin anlam ve önemini, AK PARTİ Ağrı 27. Dönem Milletvekili Ekrem Çelebi YENİ ASIR okurları için analiz etti: "İster neşter alın elinize, ister ameliyat masasına yatırın; bu ülkeyi yine de bölemezsiniz. Çünkü bu topraklarda Türk için Kürt, Kürt için Türk vazgeçilmezdir. Çünkü biz, Peygamber Efendimizin ümmetiyiz; bu ümmet de Osmanlı'nın halifelik harcıyla kaynamış, kardeşliği mayalanmıştır. Yüzyılların içinden süzülüp gelen derin bir tarih ve kimlik hakikatinin özetidir. Türkiye'yi ayakta tutan esas güç, tankı, topu, ekonomisi ya da nüfusu değildir. Asıl güç; aynı kıbleye dönen, aynı duaya "âmin" diyen, aynı acıda ağlayıp aynı sevinçte kucaklaşan bir millet olabilme iradesidir. Bu topraklar, farklı etnik kökenlerin yüzyıllar boyunca aynı bayrak altında, aynı inanç ikliminde yoğrulduğu bir kardeşlik coğrafyasıdır. Türk'üyle Kürt'üyle, Arabıyla Lazıyla, Çerkesiyle Boşnağıyla bu millet; bir kan bağı kadar, hatta ondan da öte bir gönül bağıyla birbirine bağlıdır. Çünkü bu bağın mayasında ümmet bilinci vardır. Çünkü bu bağın harcında Osmanlı'nın asırlar boyu kurduğu adalet düzeninin, halifelik sorumluluğunun ve İslam kardeşliğinin izleri vardır. Bugün Türkiye'ye yöneltilen her ayrıştırma girişimi, aslında bu tarihsel mayayı bozmaya yöneliktir. Dil, etnik köken, mezhep ya da yaşam tarzı üzerinden yapılan her kışkırtma; milletin içini kaşıyarak çatlak oluşturma çabasından başka bir şey değildir. Oysa bu millet defalarca göstermiştir ki, kriz anlarında birbirine yaslanmayı, düşman karşısında tek
yürek olmayı, acıyı da umudu da paylaşmayı bilir. İşte bu yüzden bu ülke "güçten gelen barış"ın ülkesidir. Bu güç, silahın namlusundan değil; vicdanın derinliğinden, inancın birleştirici ruhundan ve tarihsel hafızanın ortak kodlarından doğar. Bu barış, korkuyla değil; kardeşlikle kurulur. Bu birlik, dayatmayla değil; gönüllerin rızasıyla ayakta kalır. Bugün bize düşen, bu mayayı diri tutmaktır. Ayrıştırıcı dile, ötekileştiren söyleme, fitneye ve nifaka karşı en güçlü cevabı; kardeşliğimizi büyüterek vermektir. Çünkü biz biliyoruz ki, bu milletin harcı sağlamdır. Bu milletin mayası tutmuştur. Ve bu ülke, neşterle de masayla da bölünemeyecek kadar derin bir kardeşlik üzerine kuruludur."
GAZZE BARIŞ KURULU
ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze için önerdiği Barış Kurulu'nun imzaları Davos'ta atıldı. Törene Türkiye adına Dışişleri Bakanı Hakan Fidan katıldı ve Barış Kurulu anlaşmasını imzaladı. Trump, törende yaptığı konuşmada "neredeyse herkesin" Barış Kurulu'na katılmak istediğini öne sürdü. Törene Avrupa Birliği'nden yalnızca Macaristan katıldı. ABD'nin müttefiklerinden İngiltere de ilk etapta kurula dahil olmayacağını açıkladı. Trump "dünyanın en büyük liderlerinin" bu kurul bünyesinde toplandığını söyledi. Kurulun faaliyetlerine de değinen ABD Başkanı, "Bence Gazze'de başarılı olduktan sonra başka alanlara da yayılabiliriz" dedi. "Kurul tamamen toplandıktan sonra istediğimiz neredeyse her şeyi yapabiliriz" diyen Trump, bu yapının faaliyetlerini Birleşmiş Milletler ile birlikte yürüteceğini vurguladı. Trump'ın önerisi başlangıçta kurulun Gazze'deki savaşı sona erdirmeye ve yeniden yapılanmayı denetlemeye odaklanmasını hedefliyordu. Ancak önerilen tüzükte Filistin topraklarından bahsedilmiyor ve kurulun BM'nin işlevlerini devralma izlenimi veren ifadeler olduğu görülüyor. Trump'ın Gazze savaşını bitirmek için önerdiği 20 maddelik barış planının kurgulanmasında Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın etkili rolü olmuştu. Trump, Türkiye, Katar ve Mısır'ın garantör ülke olarak ortaklaşa Mısır'da anlaşmayı imzalamışlardı. Erdoğan'la beraber 50 ülke liderine kurucu üyelik teklif eden Trump'ın hamleleri dünyada en çok konuşulan konuların başında geliyor. Barış Kurulu törenine katılan ve anlaşmaya imza atan kurucu üyeler arasında Türkiye, Azerbaycan, Ermenistan, Bulgaristan, Macaristan, Endonezya, Kazakistan, Özbekistan, Moğolistan, Ürdün, Kosova, Pakistan, Paraguay, Katar, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) yer alıyor. Barış Kurulu nasıl çalışacak? Beyaz Saray tarafından yapılan yazılı açıklamaya göre liderler seviyesinde temsiliyetin olduğu Barış Kurulu'nun altında üst düzey diplomat, yönetici ve bürokratlardan oluşan "Yürütme Kurulu" ve "Gazze Yürütme Kurulu" adlı iki farklı yapı olacak. Bu iki alt kurul, Gazze konusunda farklı alanlara odaklanacak. ABD Başkanı Donald Trump ve yönetimi Gazze Şeridi'nin savaş sonrası yeniden inşa ve yönetim sürecini denetlemek amacıyla oluşturulan Barış Kurulu ile Gazze'den ötesini hedeflediği iddia ediliyor.
