• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
ABD/İran krizinde baş döndüren diplomasi

BÜLENT ERANDAÇ

ABD/İran krizinde baş döndüren diplomasi

Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 01 Şubat 2026

ABD/İran krizinde 30-31 Ocak günlerinde Türkiye'nin merkezinde olduğu baş döndüren diplomatik gelişmeler yaşandı. 1 Şubat günü için bazı iddialar korkutucu. 30/31 Ocak günlerinin hikayesi şöyle: ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın anlaşma yapmak istediğini söyledi. "Konuşmayı planlıyoruz" dedi ve ekledi: "Onlara iki şey söyledim. Bir, nükleer yok. İki, protestocuları öldürmeyi bırakın. Çok güçlü gemilerimiz var ve bunları kullanmak zorunda kalmazsak harika olur" ifadelerini de kullandı. Başkan Erdoğan, 22 Ocak'ta İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, 27 Ocak'ta ABD Başkanı Trump'la görüşmüş ve ÜÇLÜ ZİRVE (Erdoğan-Trump-Pezeşkiyan arasında) teklifinde bulunmuştu. ABD ve İran arasında artan gerilimin yeni bir sıcak çatışmaya dönmesini istemeyen Başkan Recep Tayyip Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan ile 2. kez (Cuma) görüştü. (NOT: Erdoğan, 3 Şubat'ta S. Arabistan'a ve 4 Şubat'ta Mısır'a gidecek, ABD/ İran krizi değerlendirmelerini sürdürecek). Erdoğan'ın mekik diplomasisi sürerken, ABD Ankara Büyükelçisi Tom Barrack Dışişleri Bakanı Fidan'ı ziyaret etti. Bu görüşmeden sonra İran konusunda Erdoğan'ın mesajlarının Trump'a iletildiği öğrenildi. Barrack'la görüştükten sonra, Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan, İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile (Cuma) çok çok önemli bir toplantı yaptı.
Cumhurbaşkanımız Erdoğan, İran Dışişleri Bakanı Arakçi'yi kabul etti. Arakçi'nin, İran Dini lideri Hamaney'den Cumhurbaşkanımıza özel bir mektup getirdiği öğrenildi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile İran Dışişleri Bakanı Arakçi'nin görüşmesi, yabancı ülkelerin Dışişleri Bakanlıkları ve Ankara Büyükelçilikleri tarafından dikkatle takip edildi.

FİDAN'IN MESAJLARI
Fidan'ın Arakçi'ye dört mesaj ilettiği öğrenildi: Türkiye Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın Trump'a teklif ettiği ÜÇLÜ zirve için gelişmelerin olumlu sonuçlanmasını istiyoruz. İran'ın güvenlik, huzur ve istikrarı Türkiye için büyük önem taşıyor. Türkiye, İran'a askeri müdahalelere karşı. Böyle bir adım bölgesel ve küresel çapta riskler oluşturur. Türkiye, İran'ın nükleer programı konusunda kısa zamanda barışçıl bir çözüme ulaşılmasını destekliyoruz. 31 Ocak'ta çok önemli bir iddia, dünyanın nefesinin kesilmesine yol açtı. ABD, Orta Doğu'daki askeri varlığını artırmaya devam ederken, Amerikan basınından çarpıcı bir iddia geldi. Haberlerde Trump'ın, (1 Şubat) bugün İran'a yönelik bir saldırı emri verebileceği öne sürüldü.
ABD merkezli haber platformu Drop Site'ın ismini açıklamadığı kaynaklara dayandırdığı bilgiye göre, ABD yönetimi, söz konusu saldırıya hazır olunması için bölgede bulunan bir müttefiki bilgilendirdi. Bu müttefikin ÜRDÜN olduğu konuşuluyor. Pazar sabahı saldırısının temel hedefinin ise İran'da rejim değişikliği olduğu öne sürüldü. Beyaz Saray'daki bir başkanlık kararnamesi imza töreninde, İran'a ilişkin gündemi değerlendiren Trump, "Şu anda İran'a çok fazla sayıda gemi gönderiyoruz. Umarım bir anlaşma yapabiliriz. Anlaşma yaparsak bu iyi olur; anlaşma yapamazsak neler olacağını göreceğiz" ifadesini kullandı. ABD Başkanı ayrıca, İran'a doğru ilerleyen Amerikan filosunun Venezuela için Karayipler'e gönderdiklerinden daha büyük olduğunu da sözlerine ekledi.
Basın mensuplarının, "İran'a anlaşmaya varılması için bir son tarih veriyor musunuz?" sorusuna yanıt veren Trump, "Bunu sadece onlar biliyor" ifadelerini kullandı. Bugün (Pazar) ABD'nin İran'a saldıracağı iddiaları konuşulduğu sırada, ÇİN-RUSYA- İRAN'ın Umman Denizi'nde ortak deniz tatbikatı yapacakları açıklandı. Al Jazeera televizyonuna konuşan ismi açıklanmayan İranlı bir yetkili, İran donanmasının birkaç gün içinde Umman Denizi ve Hint Okyanusu'nda Çin ve Rusya ile tatbikatlara başlayacağını açıkladı. ABD donanması da İran'ı askeri saldırıyla tehdit eden Donald Trump'ın talimatıyla Umman Denizi yakınlarına konuşlanmıştı. Aynı deniz bölgesinde, ÇİN-RUSYA-İran'ın da ortak deniz tatbikatı yapmasının tehlikesine işaret edilirken, UMMAN DENİZİNDE bir ateş fırtınası olacak ve tüm Ortadoğu ve Batı Asya bölgesini sarabileceği değerlendiriliyor. Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın Suudi Arabistan, Katar, Pakistan liderleri ile yürüttüğü arka kapı görüşmeleri eşliğinde Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da diplomasi trafiğinde aktif çalışmalar yapıyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, önceki gün, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile telefonda görüşmüş, İran'la çatışmanın sadece Türkiye'nin değil tüm bölge ülkelerinin yeni bir savaşa karşı olduğunu dile getirdi.

SURİYE'DE SON ADIM
İki gün önce, Erdoğan, Türk Müteahhitler ödül töreninde, Suriye 'de son gelişmelerle ilgili önemli açıklamalar yapmıştı: "DEVLET İÇİNDE DEVLET OLMAZ." Erdoğan, Suriye'nin zenginliklerinin, terör tahkimatı yerine eğitim için, sağlık için, halkın refah seviyesini artıracak faydalı projeler için kullanılacağını vurgulayarak, şunları kaydetmişti: "Suriyeli kardeşlerimiz çatışmalardan, yıkımlardan bunalmış durumda. Suriye halkı barış istiyor, huzur istiyor. Arab'ı ile Türkmen'i ile, Kürd'ü ile Nusayri'si ile kardeşçe yan yana yaşamak istiyor. Terörün, şiddetin, silahın raf ömrü dolmuş, bunların devri kapanmış, bilhassa daha 14- 15 yaşındaki çocukları öne sürüp, çocukların arkasına saklanıp, onların kanı ve canı üzerinden netice alma imkanı kalmamıştır. Devlet içinde devlet olmaz. Devlet içinde ayrı silahlı güç olmaz. Paralel ordu olmaz." Erdoğan, devamla, "Suriye'de 10 Mart Mutabakatı'na uyulmayarak büyük bir hata yapıldı. 4 Ocak'taki görüşmeler sonuçsuz bırakılarak, bir diğer yanlışa imza atıldı. 18 Ocak'ta tesis edilen ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasının hayata geçirilmesini bu bakımdan çok ama çok önemsiyoruz" demişti. Terör örgütü PKK-YPG-SDG, Şam yönetimiyle anlaştı. Anlaşma; 2 Şubat'tan itibaren askeri ve idari güçlerin kademeli entegrasyonunu kapsıyor. Anlaşma metnine göre, askeri güçler temas hatlarından çekilecek ve Suriye İçişleri Bakanlığı'na bağlı güvenlik güçleri Haseke ve Kamışlı şehir merkezlerine girecek. Anlaşma ayrıca, sivil memurların kadrolarının korunmasıyla birlikte Özerk Yönetim kurumlarının Suriye devlet kurumlarına entegre edilmesini de içermektedir. Ayrıca Kürt halkının medeni ve eğitim haklarının düzenlenmesi ve yerinden edilenlerin bölgelerine geri dönüşlerinin garanti altına alınması konusunda da anlaşmaya varılmıştır. Anlaşma, ilgili taraflar arasındaki iş birliğini güçlendirerek ve ülkeyi yeniden inşa etme çabalarını birleştirerek, Suriye topraklarını birleştirmeyi ve bölgede tam entegrasyon sürecini gerçekleştirmeyi amaçlamaktadır." TERÖRSÜZ
BÖLGE YOLUNDA ÇOK ÖNEMLİ BİR ENGELİN AŞILMASININ ÖNÜ AÇILMIŞ GÖRÜNÜYOR.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.