• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Hakan Fidan’ın Suriye’den Siyonist Netanyahu’ya derin mesajı

BÜLENT ERANDAÇ

Hakan Fidan’ın Suriye’den Siyonist Netanyahu’ya derin mesajı

Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 14 Eylül 2026

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan 2 günlük Suriye ziyaretine katil-siyonist Netenyahu'nun uykularını kaçıracak dosyaları yanına alarak başladı. Geçtiğimiz günlerde katil-soykırımcı Netanyahu'nun Suriye'de işgal ettikleri Hermon Dağı provokasyonu ve Türkiye'nin Suriye'deki varlığını hedef alan küstah sözlerinin hemen ardından, Dışişleri Bakanı Fidan'ın Şam'da Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile kucaklaşması "derin bir diplomatik mesaj" içeriyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Şam Havalimanı'na teker koyduğu an, sadece Türkiye-Suriye ilişkilerinde yeni bir dönemin ilanı değil, Netenyahu şebekesinin uykularını kaçıran stratejik bir hamledir. Ortadoğu'da bazı diplomatik ziyaretler vardır; programı açıklanan görüşmelerden çok, açıklanmayan dosyalarıyla önem kazanır. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Suriye'ye iki günlük ziyareti tam da böyle bir ziyaret. Çünkü Şam'da konuşulacak mesele yalnızca Türkiye-Suriye ilişkileri değil; Suriye'nin nasıl bir devlet olarak yeniden kurulacağı ve bu yeni Suriye'nin bölgesel güç dengelerinde nereye oturacağında stratejik değerlendirmeler yapılıyor.

NETANYAHU'NUN KABUSU
Hakan Fidan 2 gün Suriye'de kalarak, "katil-soykırımcı Netanyahu'nun uykularını kaçıran şey, Başkan Erdoğan'ın liderliğinde bölge devletlerinin egemenliklerini koruma iradesidir" duruşunu sahada etten kemikten bir gerçekliğe dönüştürüyor. Siyonist Netanyahu'dan hemen sonra verilen derin mesaj; Soykırımcı Netanyahu, Türkiye'nin Şam ile olan savunma iş birliklerini kendisi için "güvenlik tehdidi" olarak tanımlamıştı. Hakan Fidan'ın bu tehditlerin hemen ardından Şam'a inmesi şu anlama geliyor: "Suriye'nin hamisi biziz. Ankara, İsrail'e Suriye sahasını senin genişleme ve ilhak planlarına (Yinon Planı) yem etmeyeceğiz" mesajı veriyor.

DERİNLİKLİ BAZI DOSYALAR
Hakan Fidan'ın Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani ve İçişleri Bakanı Enes Hattab ile yaptığı görüşmelerin derinliği var. Orta Doğu'da kartlar sadece yeniden karılmıyor; masanın kendisi Ankara ve Şam ekseninde yeniden inşa ediliyor. Hakan Fidan, Suriyeli mevkidaşı Şeybani ile düzenlediği ortak basın toplantısında altı çizilmesi gereken şu kritik mesajları verdi: Bakan Fidan,- Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yakın gelecekte Şam'ı ziyaret edeceğini resmen açıkladı. Bu, iki ülke arasındaki entegrasyonun en üst düzey mührü olacağını ifade etti. Fidan, "SDG'nin feshi önemli, bu adım bir an önce hayata geçmeli" ifadelerini kullandı. "SDG'nin kendini feshetmesi ve Suriye'nin devlet kurumlarına entegrasyonu yönünde yapmış olduğu deklarasyonu kıymetli buluyoruz. İnşallah bunun, alanda vakit geçirilmeden pratiğe evrilmesini, sonuçlanmasını bekliyoruz. Bu deklarasyon aşaması önemli, ama bunun hayata geçmesi gerekiyor" dedi. İsrail'in Suriye saldırılarının terörle mücadeleye darbe vurduğunu belirten Hakan Fidan, "İsrail, Suriye'de istikrarsızlık istiyor ve DEAŞ gibi örgütlere destek veriyor" dedi Masadaki dosyaların içerikleri: Yeni Suriye Ordusu ve Altyapı: Suriye Cumhurbaşkanı Şara'nın da belirttiği gibi, Suriye'nin yeni güvenlik ve savunma yapılanması ile silahların devlet tekelinde toplanması süreci. Suriye, yeni ordunun inşasında Türkiye'den altyapı desteği istiyor. Suriye'deki tüm bileşenlerin (Türkmenler dahil) eşit vatandaşlığı; Kürt vatandaşların geçmişe kıyasla kendilerini daha özgür ve güvende hissedeceği kapsayıcı bir devlet modelinin tesisi. Türkiye'deki Suriyelilerin oluşturduğu ticari network'ün canlandırılması ve Türk sanayicilerinin Suriye'nin yeniden inşasına devasa yatırımlarla katılması. Önümüzdeki dönemde sahada şu askeri dinamikleri görebiliriz: Katil Netenyahu-İsrail'in özellikle güney Suriye'deki askeri varlığı ve operasyonları artık yalnızca Şam-Tel Aviv meselesi olmaktan çıkıyor. Türkiye bunu Suriye'nin toprak bütünlüğü ve bölgesel güvenlik meselesi olarak görüyor. BM soruşturma komisyonunun da İsrail'in Suriye'deki bazı faaliyetleri konusunda son derece sert değerlendirmeler yapması, meselenin uluslararası boyutunu büyütüyor. Türkiye ve Suriye resmi orduları, İsrail'in güneyden (özellikle Golan ve Hermon hattından) yaptığı sarkmaları engellemek için koordineli bir sınır güvenliği ve çatışmasızlık mekanizması işletebilir. Derin ABD/İsrail'in aparatı SDG/ YPG unsurlarının tamamen silah bırakarak Suriye merkezi ordusuna entegrasyonun hızlandırılması.Teslim olmayan radikal hücrelere (DEAŞ ve direnç gösteren PKK kolları) karşı Ankara-Şam ortak operasyonları gündeme gelebilir. Şam'ın kendi güvenlik kapasitesini oluşturması Türkiye açısından kritik. Çünkü merkezi devlet güçlenirse, hem terör örgütlerinin hareket alanı daralacak hem de İsrail'in "Suriye istikrarsız, dolayısıyla güvenlik gerekçesiyle müdahale ediyorum" argümanı zayıflayacak.

DENİZ YETKİ ALANI ANLAŞMASI
Suriye'deki rejim değişikliğinin ardından (Esad sonrası dönem) Ankara ve Şam hatlarında başlayan yeni diplomatik dönem, Doğu Akdeniz enerji jeopolitiğini ve bölgesel dengeleri kökten değiştirecek stratejik ortaklıklara kapı aralamaktadır. Türkiye ile Suriye, 2026 yılı içerisinde Doğu Akdeniz'deki deniz sahalarında ortak petrol ve doğal gaz arama-sondaj faaliyetleri yürütmek üzere bir anlaşma zemininde buluşuyor. Türkiye, sahip olduğu güçlü derin deniz sondaj ve sismik araştırma filosu (TPAO kanalıyla) aracılığıyla Suriye'nin Akdeniz'deki potansiyel hidrokarbon yataklarını keşfetmesi ve işletmesi sürecinde ana aktör konumuna geliyor. Türkiye ile Suriye arasında imzalanması muhtemel bir Deniz Yetki Alanı Anlaşması, Akdeniz'deki kıyıdaşlık ilişkilerini yeniden tanımlayacak. Suriye, Doğu Akdeniz sahasında sadece Türkiye ile değil; ABD'li Chevron ve Katarlı Power International gibi devlerle de ilk açık deniz petrol/gaz arama mutabakatlarını imzaladı. Türkiye'nin bu uluslararası konsorsiyumlardaki varlığı, Şam-Ankara hattını Batı ve Körfez yatırımları için bir köprü yapıyor. Türkiye, Suriye'ye yıllık 2 milyar metreküp doğal gaz ve yoğun elektrik arzı sağlamakta. Kilis-Halep doğal gaz boru hattı ve 400 KV'lık yüksek gerilim hatları bu entegrasyonun fiziki ayakları. Türkiye ve Katar ortaklığıyla Suriye'de 4 bin MW kapasiteli doğal gaz çevrim santralleri ile 1000 MW'lık güneş enerjisi santrali projelerinde uygulama aşamasına geçildi. Suriye'nin istikrara kavuşması, Mısır, Ürdün ve Suriye üzerinden geçen Arap Doğal Gaz Boru Hattı'nın Türkiye şebekesine bağlanma pozisyonuna doğru evrildi. Bu durum, Doğu Akdeniz gazının Avrupa pazarlarına taşınmasında Türkiye-Suriye güzergahını daha maliyetsiz ve güçlü bir alternatif haline getirmektedir.

SONUÇ
DIŞİŞLERİ Bakanı Hakan Fidan'ın 2 günlük Suriye ziyareti ve Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın Suriye ziyaretiyle Ankara-Şam hattını güçlendikçe dengeler değişiyor. Hakan Fidan, 3 günlük Şam stratejik ziyareti öncesinde Washington'ın Suriye özel temsilcisi Tom Barrack Cumhurbaşkanımız Erdoğan ve Halan Fidanla ile bulunduğu temaslar çok dikkat çekiyordu. Suriye dosyası artık Ankara- Şam arasında iki taraflı bir mesele değil. Trump-Washington da denklemin içinde. Türkiye-ABD-Şam arasındaki koordinasyon, SDG meselesi, İsrail'in Suriye politikası ve bölgesel güvenlik mimarisi aynı dosyanın parçaları haline geliyor. İsrail'in bölgedeki stratejilerinden biri, Suriye ve çevresindeki farklı aktörlerle ilişkiler kurarak İran'ın ve diğer bölgesel güçlerin etkisini dengelemekti. Türkiye ile Şam arasındaki yakınlaşma ise bu denklemi değiştiriyor. FİDAN'IN iki günlük Şam temasları sonrasında hemen büyük bir anlaşma açıklanmayabilir. Diplomaside en önemli sonuçlar bazen bildirilerde yazmaz. Bazen tarafların hangi konuda aynı cümleyi kurmaya başladığı önemlidir. Ankara ile Şam; "Suriye'nin toprak bütünlüğü, merkezi devlet yapısı, terörün tasfiyesi ve yabancı müdahalelerin sınırlandırılması" başlıklarında ortak bir siyasi çerçeve oluşturduğunda Ortadoğu'nun dengelerinde yeni bir döneme imza atılacaktır. ÇÜNKÜ Ortadoğu'da bazen en büyük güç gösterisi, savaşmak değil, oyunun kurallarını değiştirmektir. BAŞKAN ERDOĞAN OYUN
KURAN LİDERDİR.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.