Yeni bir uygulamanın ya da sistemin akıbeti üzerinde vergi önemli bir rol üstlenir. Eğer vergi sistemin işlemesini sağlayacak şekilde formüle edilmişse, o araç veya piyasa hızlı yol alır. Bireysel emeklik sistemi uzun vadeli bir proje olduğu için vergi aşamalı ama ilginç bir şekilde geliştirilmiş.
Vergi detaylarına geçmeden öncelikle bireysel emekliliğin işleyişini kısaca hatırlayalım...
Bireysel emeklilik şirketleri, bazı yatırım araçlarından oluşan çeşitli "finansal portföyler" kuruyorlar. Aynen bankaların yatırım fonları gibi. Katılımcı katkı payları ödeyerek bu fonlardan "katılma belgesi" alıyor. Fonun değerindeki artış katılma belgelerine yansıyor ve böylece katılımcının sistemdeki parası nemalanmış oluyor.
Emeklilik şirketlerinin fon çeşitleri oldukça geniş bir yelpazeye yayılıyor. Yani katılımcı açısından seçenekler oldukça zengin. Bu arada her fonun "ağırlıklı yatırım aracı" değişiyor. Örneğin, bir fonda yüzde 80 hisse senedi varsa, diğer bir fonda yine yüzde 80 devlet tahvili ve Hazine bonosu bulunuyor. Katılımcılar risk algılamalarına, piyasaların yönüne göre fonları seçebiliyorlar. Yılda 6'yı aşmamak üzere fon değişikliğine gidilebiliyor.
10 YIL, 56 YAŞ
Buraya kadar gayet güzel ve bir yatırım aracına doğrudan yapılan yatırımla paralel. Ancak sistemi benzerlerinden ayıran yanları bundan sonra başlıyor. Sistemde kalma süresi en az 10 yıl. Bu süre içinde katkı paylarınızı ödeseniz bile emekli olabilmeniz için 56 yaşını beklemeniz gerekiyor. Tabi, her ülkede benzer süreler geçerli. Nasıl sosyal güvenlik sistemine uzun süre prim yatırıyorsak aynı şekilde belli bir birikime ulaşmamız, sistemin çalışması açısından olmazsa olmaz bir koşul.
Söz konusu koşulu koruyabilmek adına, daha açık bir ifadeyle, katılımcıları erken çıkmadan caydırmak için, vergi oranları kademeli oluşturulmuş. Eğer katılımcı 10 yılı beklemeden çıkmak isterse yüzde 15, 10 yıl katılım payı ödeyip 56 yaşını beklemeden ayrılmak isterse yüzde 10 ve tam anlamıyla emekliliğe hak kazanırsa geri ödemelerde yüzde 3.75 gelir vergisi kesintisi yapılıyor.
VERGİSEL TEŞVİK
Katılım payı ödemesi aşamasında "teşvik kapsamında" oldukça önemli bir vergi uygulaması var. Dönemsel katılım payları gelir vergisi matrahından düşürülebiliyor. Örneğin, yüzde 20 Gelir Vergisi dilimindeki bir katılımcının her ay 200 TL ödediğini varsayalım. Katılımcı 200 TL için her ay maaşından 40 TL daha düşük Gelir Vergisi ödeyeceğinden bireysel emeklilik sistemine gidecek 200 TL'nin 160 TL'si kendinden, 40 TL'si devletten gelmiş olacak. Bir taraftan Maliye böyle bir teşvik verirken, sistemden çıkışta tahsil edeceği Gelir Vergisi'ni tüm katkı payları üzerinden alıyor.
İşte bu yüzde önce hayat sigortasında başlayıp sonra bireysel emeklilikten ayrılan bir katılımcı bu haksızlığı mahkemeye taşıdı ve kazandı. Yani mahkeme, vergilendirilmiş bir paranın bir daha vergilendirilemeyeceği hükmüne vardı.
Şimdi mahkeme kararının diğer katılımcılar için emsal olup olmayacağı tartışılıyor. Genel kanı olamayacağı yönünde. Olsun ya da olamasın artık Maliye'nin bu konuda gerekli adımları atıp sistemin önünü açması ve katılımları teşvik etmesi gerekiyor.
