• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Sırada reel sektör var

CAHİT SÖNMEZ

Sırada reel sektör var

cahit.sonmez@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 27 Ağustos 2009
Mali sektör krizi çıkardı, ardından biraz kendini kurtardı ama kızgın ateş topunu da reel sektörün kucağına attı. Mortgage kredilerinin menkul kıymetleştirilmesi süreci ve kredi geri ödemelerindeki sorunlar ateşlemişti krizin fitilini. Tabii, mali sektörün diğer kesimlerinde ve reel sektörde zemin hazır olmasaydı mortgage kredi krizi bu kadar geniş alana yayılamaz ve bu denli ağır fatura çıkaramazdı.
Küresel ekonomilerde asıl sorun 2002 yılında merkez bankalarının kontrolsüz "faiz indirim" politikaları ile başladı. Diğer bir deyişle, merkez bankaları salt tüketimi artırmak, ekonomik büyüme oranlarını yükseltmek amacına yönelik, fazla iktisadi zorunluluğu olmayan gevşek para politikaları uygulamayı tercih ettiler. Zamanlama olarak bakıldığında bu politikalardaki amacın sadece iktisadi unsurlara dayanmadığı görülecektir. Açık ifadeyle, insanlara tüketim yaptırılmasında hem iktisadi hem de politik nedenler rol oynadı. İnsanlar ucuz kredilerle tüketim yaptıkça kendilerini refah içinde hissettiler. Ancak yaratılan doğal değil yapay refah idi. Zaten, konut sektöründe şişirilen balon patlayınca buna hepimiz tanık olduk.

EN KARLISI BANKA
Küresel kriz sürecinde mali sektör içinde karlı çıkan, ilginçtir, mali kurumlar oldu. Aktiflerinde batık kredilere dayalı çıkarılmış "ipoteğe dayalı menkul kıymetler", yani zehirli kağıtlar bulunmayan bankalar krizde kendilerini kurtardılar. Ardından, krizden çıkmak için merkez bankalarının gevşek para politikalarından yararlanarak aşırı karlar yaptılar.
Mali piyasalar ve kurumlar kendilerini şimdilik kurtarmış gibi görünüyor. Fakat, reel sektörde durum farklı. Toparlanma oldukça yavaş ve kademeli ilerliyor. Almanya ve Japonya gibi ihracatçı ülkelerin küçülmeden çıkmaları diğer ülkelere göre daha kolay gerçekleşiyor. Japonya son çeyrek büyüme rakamları ile yıllık yüzde 3.7 büyüme seviyesine ulaştı. ABD'de, özellikle otomotiv sektörü sayesinde endüstriyel üretim yüzde 0.5 yükseldi.
Reel sektörlerin de krizden kurtulması için "tüketim furyası" estiriliyor her ülkede. İzlemişinizdir, bizde de ekonomide söz sahibi olan değerli kişiler televizyon ekranlarından insanlara tüketim çağrısı yapıyorlar. Sakız ve simit alalım, çocuğumuza oyuncak, sevdiğimize çiçek alalım... Tamam da, asıl ekonomide canlanma sağlayacak sektörlerin ürünlerini nasıl alalım? Kredi olabilir derseniz, kredi taksitlerini neyle ödeyelim?

ENGEBELİ YOL
Bakın, konut fiyatları 2007 yılında yaptığı zirveden fazla aşağı inmemiş. Teknolojik ürünlerin dışındaki emtialarda gözle görülür düşme gözlemlemiyoruz. Hatta, temel gıda ürünleri yükseliyor. Yine de, teknolojik ürünler, Çin ve Hindistan'ın ucuz üretimleri sayesinde her ülkede "tüketici fiyat endeksleri geriliyor." Diğer taraftan, taleplerde hafif bir canlanma olduğunda petrol fiyatları yerinde duramıyor.
Şimdilik, sözlü telkinler ve geçici harcamalarla reel sektör de mali sektör gibi idare ediyor. Unutmayalım ki, reel sektörün önünde uzun ve engebeli bir yol var. Somut adımlar atılmadıkça, reel sektörler için alınan önlemler somutlaşmadıkça, daha da önemlisi, kriz için bugüne kadar alınan önlemlerin bedeli ödenmedikçe, reel sektörün ayağa kalkmasını beklemek yanlış olur. Psikolojik etkiler, çeşitli kampanyalar sadece palyatif önlemleridir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.