Avrupa daha doğrusu Euro Bölgesi, ekonomileri bir dönemeci alıp rahatlıyor, ancak karşılarına hemen bir dönemeç daha çıkıyor. Aslında F-1 pistinde yol alıyor Avrupa'nın bazı ülkeleri desek yeridir. Yunanistan yoğun yardımlarla virajı döndü, herkes derin bir nefes aldı arabayı devirmediği için. Şimdi yine keskin bir viraja geldi, bu yüzden ikinci hair-cut'ı bekliyor. İspanya baktı olmuyor O da seslendi Avrupa fonlarına "bana da bir el atın" diye.
Uçurumun ucundan başlayalım...
Hani Yunanistan saç tıraşı ile borçlarının büyük kısmından kurtulmuştu? Neden toparlanamadı ve halen yüklü kaynağa ihtiyacı var borçlarını çevirebilmek için? Yanıt gayet net, ilk saç tıraşında piyasa aktörlerinin abarttığı ölçülerde borçlarından kurtulmamıştı ki. Medyada sanki 350 milyarın biraz üzerindeki borçlarının yüzde 55'inden kurtulmuş gibi empoze edildi. Oysa Avrupa Merkez Bankası, Avrupa Birliği ve IMF'den oluşan troyka alacağı olan yaklaşık 70 milyar euro izole edilmişti. Bir 75 milyar euro da Avrupa Merkez Bankası'na ayrıca borcu var. Dolayısıyla, toplam borcundan iki borcunu eksilttiğimizde kalan tutar üzerinde tıraşlama yapıldı. Hani bir söz vardır ya "hem kel hem fodul". Yunanistan'ı eurodan çıkarım çıkışı yapınca çağrışım yapmıştı. Euro Bölgesi hadi çık dese, çıkabilecek mi?
ORTAK TAHVİL
İspanya'ya da göz atalım... En büyük sorun bankacılık kesiminin içinde bulunduğu mali zorluklar. İspanya bankacılık kesiminin acil sermayelendirilmesi gerekiyor. Bu yüzden İspanya Maliye Bakanı Montoro bazı fonlara çağrı yaptı. 75 milyar euro kaynak bulursa stresli bankalarını şimdilik kurtarmış olacak. Bankacılık kesimi dışında kalan sorunlar İtalya ile örtüşüyor. Kritik itfaları var her iki ülkenin. Öyle ki gelecek yılın sonuna kadar 1 trilyon euroyu çevirecekler. Peki bu keskin virajları alabilecek mi Euro Bölgesi? Kolektif çözüm yolları neler?
Fayda sırasına göre zirvede ortak euro tahvil ihracı yer alıyor. Tabi Almanya yeşil ışık yakarsa. Merkel bu konuyu seçim malzemesi yapıyor. Malum seneye seçimler var Almanya'da ve Merkel'in durumu deyim yerinde ise umutsuz vaka. Bu yüzden seçmenine şirin görünmek ve "bakın sizin vergilerinizi çarçur etmiyor" mesajı vermek için ayak sürümeye devam ediyor. Kolektif çözümleri ağırdan almasının bir amacı da "sorunlu ülkeleri tasarruf yapmaya ve bütçe disiplini sağlamaya zorlamak."
Bir kolektif adım da iki fonun birleştirilmesi yönünde atılabilir. Avrupa istikrar fonu, finansal istikrar fonu ile birleşirse kaynak toplamda 1 trilyon euroya ulaşacak. İtfada zorlanan ülkelerin tahvilleri bu yolla alınabilecek özetle.
G-20 TOPLANIYOR
Bir kolektif adım da küresel düzeyde gelecek gibi görünüyor. Ben yazımı kaleme alırken G-7 ülkeleri maliye bakanları acil toplandılar. Küresel büyümenin ivmelendirilmesi yönünde ne gibi teşvikler olabilir senaryoları üzerinde durmuşlar. Zaten bu ayın son haftasında G-20 ülkeleri bir araya gelecekler. Sanırım, benzer senaryo geniş katılımla burada olgunlaştırılır. Yukarıda değindiğim kolektif çözümler henüz masada olmasına rağmen, piyasalar olumlu tepki vermeye başladılar. Bir yerde baskı da kuruyorlar diyebiliriz politika yapıcıları üzerinde. Piyasaların beklentileri gerçekleşir ve somut adımlar atarsa küresel ekonomi yönetimleri, hisse senetleri sonbaharda da yazı yaşarlar. Aksi takdirde yazın ardından kışa direk geçerler.
Sözün özü, Avrupa coğrafyasındaki ülkelerin de katılımıyla kolektif çözümler uygulamaya konmalı bir an önce. Çünkü domino etkisi kendini hissettirmeye başladı, üstelik dozajını sürekli artırarak. Avrupa'nın büyük dış ticaret partnerleri süreç uzadıkça büyüme hızlarını yitirmeye başladılar. Çin ve Hindistan belirgin hız kaybediyorlar. Medyada yansıdığından daha zor durumda oldukları açık. BRIC'in ülkelerin isimlerini temsil eden harfleri I'dan başlamak üzere tek tek dökülebilir. İşte o zaman, şimdilik rahatı yerinde görünen gelişmekte olan ülkelerinde keyfi kaçar.
