Öncelikle düşüşün kaynağına bakalım sonrasında devamlılığını sorgulamaya çalışalım...
Merkez Bankası tarafından açıklanan "Ödemeler Dengesi" verilerine göre cari açıktaki gerileme birkaç nedene dayanıyor. Birincisi, ithalattaki artış sınırlı kalırken ihracat hız kesmeden yükseliyor. Ocak-Ekim döneminde toplam ihracat 134.3 milyar dolar buna karşın ithalat 89.7 milyar dolar düzeyinde gerçekleşmiş. Geçen yılda, yani yüzde 8.5 büyümenin geldiği 2011 yılının ilk 10 ayında toplam ihracat 118.5 milyar dolar iken ithalat 194 milyar dolar seviyesinde kalmış.
DIŞ TALEP ETKİSİ
| Cari açık bu yıl düşük büyümeyle geriledi. Büyüme hızı yükselince cari açığın bu seviyede kalma olasılığı çok düşük |
Cari açığın gerilemesinin ikinci dayanağı ise hizmetler dengesindeki pozitif etki. Turizm, yurt dışı müteahhitlik hizmetleri ve mali hizmetlerden olaşan hizmetler fazlası dış ticaret açığının olumsuz etkisini biraz azaltıyor. Geçen yılın aynı dönemine göre hizmetler dengesinde yaklaşık 2 milyar dolar gibi daha fazla katkı gelmiş cari açığa 2012'de.
Cari açığın düşmesi yabancı sermaye bağımlılığı açısından kritik önem taşıyor. Çünkü, cari açığın finansmanı çoğunlukla sıcak para ve kalanı da doğrudan yabancı sermaye ile yapılıyor. Bağımlılık arttığında sıcak paranın risk iştahının korunması için faiz oranlarının yüksek seviyelerde tutulması gerekebiliyor ya da İMKB'de "cirit atmalarına" göz yumulabiliyor.
SENEYE NE OLUR
Kritik sorumuza gelelim, Türkiye ekonomisinin yumuşak karnı olan ve derecelendirme kuruluşlarının not artırım kriterlerinin başında gelen, bu yüzden yakından takip ettikleri cari açıktaki düzelme seneye de devam eder mi?
Neden bu soruyu sorma ihtiyacı duyuyoruz? Zira, büyüme hızı ile cari açık yüksek korelasyona sahipler. Yani, büyüme oranı arttığında daha fazla üretim yapıldığından ithalat paralel olarak yükseliyor. Enerjide dışa bağımlı olduğumuz gibi, bazı mallarda ithalat avantajı yerli ara mal kullanımını dışlıyor. Sonuçta, iç ve dış talebi karşılamak için yapılan üretimde ithal girdi kullanılıyor ve aynı zamanda iç talebin bir kısmı ithal ürünlere gidiyor.
Standard and Poor's son raporunda şu gerçeğin altını çizmişti, "Biz Fitch gibi risk alamayız, gelecek yıl büyüme hızı ivmelendiğinde cari açık bu seviyelerini koruyabilecek mi? Bekleyip görmek istiyoruz."
Gerçekten, Fitch bu yılki düşüşü yeterli görüp not artırımına gitmişti ve risk aldığını da özellikle dile getirmişti.
Sadede gelirsek, bu yıl en fazla ihracat yapılan ürün altın oldu üstelik uzun süredir motorlu kara taşıtlarını geride bırakarak. ABD uyguladığı ambargo ile İran'ı biraz daha köşeye sıkıştırmak istiyor. Bu bağlamda, listeye kıymetli madenleri de ekleyecek. O zaman bizim İran'a ya da dolaylı yolla Körfez'e yaptığımız altın ihracatı sekteye uğrayacak. Ayrıca, henüz enerji reformunda bir arpa boyu yol almadık. Çin gerçeği karşısında yerli ara mal üreticilerini korumak için yeni teşvik yasasının da yeterli olmadığını hatırlamamızda fayda var.
Sözün özü, bu yıl cari açık geriliyor düşük büyüme hızı sayesinde. Dolayısıyla, seneye bu seviyelerde kalması ya da biraz daha aşağı çekilmesi oldukça zor görünüyor.
