CAHİT SÖNMEZ TÜM YAZARLAR
Orta Vadeli Program ne kadar gerçekçi? (1)
29.9.2017 | Arşiv

Orta Vadeli Program ne kadar gerçekçi? (1)

cahit.sonmez@yeniasir.com.tr

Her yıl belirlenen ve önündeki üç yıllık süreci kapsayan ekonominin yol haritası diyebileceğimiz Orta Vadeli Programı kamuya duyuruldu. Kapsamlı bir çerçeve içinde hem mevcut duruma hem de gelecek 3 yıl içinde hedeflenen makroekonomik hedeflere değinen son programda ana hedeflerin başında büyümenin yüzde 5'in üzerinde tutulması ve enflasyonun kademeli olarak düşürülmesi geliyor.
Hedef belirlemek daha doğrusu bazı rakamların ortaya çıkarılması kolay oluyor.
Ancak hedeflenen rakamlara hangi varsayımlarla ve hangi yöntemlerle ulaşılacağı konularının tutarlı bir şekilde ve hassasiyetle tasarlanması gerekiyor.
İşte bu gerçekten hareketle Programda belirlenmiş olan varsayımların ve hedeflerin tutarlılığını sorgulamaya çalışalım.
Öncesinde ana hedef ve bazı rakamlara vurgu yapalım...

POTANSİYEL BÜYÜME

Önümüzdeki 3 yıl için sabit büyüme rakamı öngörülmüş; yüzde 5,5... Bu da Türkiye ekonomisinin büyüme potansiyeline denk geliyor.
Eğer hedefler tutarsa hem sahip olunan üretim faktörleri atıl kalmamış olacak diğer bir deyişle fiili çıktı ile potansiyel çıktı arasındaki farkı tanımlayan "çıktı açığı" söz konusu olmayacak üç yıl içinde...
Hedeflenen reel gayrisafi yurt içi hasıladaki yüzde 5,5'lık artışın, 3,4 puanının hizmet sektöründen, 1,1 puanının sanayi kesiminden 0,3 puanının da tarım sektöründen gelmesi bekleniyor.
Toplam talep açısından bakıldığında 2,9 puanının tüketimin, 1,6 puanın sabit sermaye yatırımlarının yapacağı katkı ile gerçekleşeceği tahmin ediliyor. Dikkatimi çeken ilginç projeksiyon ise net ihracatın önümüzdeki yılda büyüme üzerinde pozitif yönlü bir etkisinin olmayacağı... Oysa bu yılın ilk iki çeyreğinde net ihracatın yani dış talebin 2 puan gibi katkıları olmuştu büyümeye... Gelelim istihdama... Büyüme hızı ancak potansiyel büyüme hızı seviyesinde kalacağından işsizlik oranı da ancak yatay planlanabilmiş.
Yıllar itibarıyla işsizlik oranlarının yüzde 10,5, yüzde 9,9 ve yüzde 9,6 seviyelerinde gerçekleşmesi bekleniyor. Eğer hedefler tutarsa 2020 yılında çalışan sayısı 31 milyonun üzerine çıkacak.
Enflasyon en iyimser parametre olarak görünüyor programda...

ENFLASYON DÜŞECEK

2018'de yüzde 7'ye 2019 ve 2020'de ise sırasıyla yüzde 6 ve yüzde 5'lere kadar gerileyecek.
Gıda enflasyonunun seneye yüzde 8'e düşmesi bilgisi var ama diğer yıllarla ilgili tahmin yapılmamış.
Cari açığın milli gelire oranında da bir düşüş öngörüsü yapılmış. Bu yıl yüzde 5 sınırına yakın seyreden cari açığın gelecek yıl yüzde 4,3'e ardından da yüzde 3,9'lara kadar ineceği dile getiriliyor.
Şuan Türkiye ekonomisinin öncelik sıralamasında ilk dördü oluşturan bu göstergelere ulaşmak mümkün mü?
Enflasyonun aşağı yönlü hareket etmesi ve orta vadede yüzde 5'lere gelmesi için sıkı para politikasının devam etmesi, gıda fiyatlarının kontrol altına alınması ve kur kaynaklı ithal fiyatlarının yük selmemesi gerekiyor.
Birinci koşul Merkez Bankasınca rahatlıkla uygulanabilir.
Bu durumda ağırlıklı olarak iç talep çekiçli büyümenin yüzde 5,5'lara çıkması kolay olabilir mi? Bu yıl büyüme yükseliyorsa önemli bir nedeni de tüketici kredi hacminin yüzde 18 seviyesinde artmasıdır.
FED'in para politikalarını sıkılaştırdığı ve normalleşmeye başladığı bir dönemde doların değer kazanmaması mümkün mü?
Ya da petrol fiyatlarının 55 dolarlarda kalması olasılığı ne kadar yüksek olabilir?
Konu uzun ve oldukça önemli...
İyi niyetle yapılmış ve ekonomiyi rahatlatabilecek önlemlerin düşünüldüğü Programa devam edeceğiz.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ ASIR veya yeniasir.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.