CAHİT SÖNMEZ TÜM YAZARLAR
Hamle sırası FED’de
19.9.2017 | Arşiv

Hamle sırası FED’de

cahit.sonmez@yeniasir.com.tr

Geçen hafta Merkez Bankası faizleri değiştirmeme yönünde karar vermişti.
Tabi sıkı duruşunu korumak kaydıyla... Yarın FED iki günlük toplantının ardından uzlaşma sağladığı kararlarını duyuracak.
Büyük oranda hatta, kesin diyebiliriz, politika faiz oranını değiştirmeyecek, bir artışı yılın son toplantısına bırakacak. FED'den asıl beklenen ileriye yönelik vereceği sinyaller olacak. Özellikle de normalleşme süreciyle ilgili nasıl bir aksiyon planı ve zamanlaması uygulayacağı konusunda vereceği ipuçları piyasaları yakından ilgilendiriyor.
FED'in kararlarının bizim piyasalar üzerindeki etkisi ne yazık ki biraz daha fazla oluyor. Bu hafta başında, dolar son enflasyon verisi ve Kuzey Kore gibi bazı jeopolitik riskler sonucu değer kazandı. İlginç olan TL karşısında kazandığı değer 20 gelişmekte olan ülke para biriminden daha fazla oldu. Bunun nedeni de malum; dış borç stokunun makul seviyelerin oldukça üzerinde seyretmesi....
Tam da bu noktada "dolar TL kurunun 3,40-3,50 bandını ne kadar koruyabileceği" kritik sorusunu yanıtlamaya çalışalım...

ÜÇ SENARYO

Birinci senaryo şu; FED Aralık ayında faiz artıracak ve Ekim ayında normalleşme sürecine start verecek. Önce 10 milyar dolarla başlayıp kademeli artışla bir yıllık sürede yaklaşık 300-350 milyar dolarlık tahvilin itfasına izin verecek. Kısacası bu miktarda doları piyasadan çekmiş olacak.
Bu durumda dolar TL karşısında kuşkusuz değer kazanır. Eğer Merkez Bankası kur artışının enflasyon üzerindeki etkisini gözetir ve fiyat istikrarı ana hedefinin gereği kur artışına göz yummak istemezse, sıkılaştırmayı biraz daha artırmak zorunda kalacak.
Buraya açıklık getirelim...
Enflasyonun marj açmaması durumunda ağırlıklı ortalama fonlama maliyetini Merkez Bankası ister istemez yükseltecek.
Durumu idare etmeye çalışırsa bugüne kadar yaptığı gibi "gölgeli artışa" başvurmayı tercih edecektir.
Yani geç likidite penceresi faiz oranını ve marjinal fonlama oranı olan gecelik borç verme faiz oranını 25 baz puan yukarı çekebilir. Şu kritik noktanın da altını çizelim; Kurların yüksek seviyede olması yabancı sermayenin girişinde iştah açıcı unsur olmuştu yüksek getiriyle beraber...
Çünkü yabancı sermayenin elindeki doları yüksek seviyedeki kurdan TL'ye çevirmesi sonucu daha fazla hisse senedi ve tahvil alabilmişti. Düştükten sonra da TL'den dolara dönüştü avantaj yakaladı. Bu kar alanı kurların yatay seyriyle son haftalarda kaybolmuş durumda. Dolayısıyla yabancı sermayenin bizim menkul kıymetlere olan ilgisinin sürmesi sadece yüksek getiriye kalıyor. Bu yüzden Merkez Bankası sıkılaştırmanın dozajını gözden geçirecek.

ENFLASYONA BAĞLI

İkinci senaryoya gelelim...
FED bu yıl bir kez daha faiz artırmaz ve normalleşmede acele etmeyeceği mesajı verir ve bu bağlamda yıllık 300 milyar doların çok altında kalırsa, örneğin 10 milyar dolar ile başlayıp yılı 10 milyar ile tamamlarsa, Merkez Bankası durumu idare edebilir ve sıkılaştırmada dozajı artırmak zorunda kalmaz.
Üçüncü ve en iyimser senaryo ise hem FED'in güvercin olması hem de enflasyonun gerileyerek marj açması durumu... Merkez Bankası tabiki bu fırsatı kaçırmayacak ve haftalık repoyu da kullanarak ağırlıklı ortalama fonlama oranını aşağı çekmeye çalışacaktır.
Son verilere göre Amerika'da enflasyon oranı yüzde 1,90, işsizlik oranı yüzde 4,4 ve büyüme yüzde 2,2 seviyelerinde... Her üç parametrede hedefleriyle uyumlu patikaya yaklaşıyor. Sonuçta şu tespiti yapabiliriz. Enflasyon düşmediği sürece Merkez Bankası kurları tutmakta zorlanacak gibi görünüyor.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ ASIR veya yeniasir.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.