İzmir'in tarihi dokusunu halen taşıyan nadir semtlerden biri olan Basmane'nin sokaklarında zengin konakların, hanların hamamların ve sebillerin izleriyle çokça karşılaşmak mümkün.

Bunlardan belki de en eski ve önemli olanı da bölgenin tescilli en büyük tarihi konağı olan Tevfik Paşa Konağı. Dönertaş Sebili'ne ve Hatuniye Camisi'ne komşu olan bu tarihi yapı, 19. yüzyıl İzmir'inin son tanıklardan biri. Konağın hikayesi, 1800'lü yılların başlarına kadar uzanıyor. Yapı, İzmir'in köklü ailelerinden Sükkerizade Ailesi'ne mensup olup, adını Tevfik Paşa'dan alıyor. 1907- 1909 yılları arasında İzmir Belediye Reisi olarak görev yapan Sükkerizade Tevfik Paşa, bu konağı uzun yıllar ailesinin ikametgahı olarak kullanmış.

TESCİLLİ KÜLTÜR VARLIĞI
Basmane'deki sosyal yapının zamanla değişmesi ve konakların yerini küçük otellerin, hanların ve dükkanların almaya başlamasıyla bu dönüşüm sonucu Tevfik Paşa Konağı da 20. yüzyıl başlarında otel kimliğine bürünmüş. Taşra ile ilişkileri sağlayan Basmane İstasyonu'nun varlığına, 1936'dan itibaren İzmir Enternasyonal Fuarı ve Kültürpark unsurunun eklenmesiyle, konaklama ihtiyacı yoğunlaşıyor. Basmane Meydanı çevresinde modern oteller tesis edilirken bölgedeki çok sayıda tarihi konut da otele dönüştürülüyor. Hasan Fehmi Bey tarafından işletildiği dönemlerde konak, birinci sınıf oteller listesinde yer alıyor. Mülkiyetin Hacı Sadık Akseki'ye geçip isminin "Sadık Akseki Oteli" olarak devam ettiği yıllardan sonra, Akseki Ailesi'nin 1964 yılında bölgeden ayrıldığı dönemler, Basmane'nin sosyal ve ekonomik yapısının da paralel olarak değişmeye başladığı bir süreç olarak öne çıkıyor. Yoğun göç, bakımsızlık ve ilgisizlik derken otel üçüncü sınıf statüsüne kadar geriliyor. 1980'lerde yurt olarak kullanılıp, 2000'lerde ise "Paşa Konağı Oteli" olarak yeniden hizmet vermeye başlıyor. Bu süre zarfında birtakım tadilatlar yapılmış ama bunların yeterli olduğunu söylemek oldukça zor. Müşteri kitlesini ise ağırlıklı olarak Afrika'dan gelen, belli ki kaçak yollardan gelmiş göçmenler oluşturuyor. Pek çok kişi aynı odada birlikte kalıyor, banyo ve lavabolar ortak kullanımda. Otelin kıraathanesi ile ilgili de birçok anı ve yaşanmışlık mevcut. O dönemin kültürel aynası gibi olan kıraathane, taşralı tüccarlar ve aileleri, İzmir Fuarı'nın misafirleri gibi farklı yerlerden gelen insanların buluştuğu sosyal bir mekana dönüşmüş. Yemekler, nargile ve çay servisleri, edilen sohbetler ve özellikle fuar dönemlerinde otelin daha da hareketli günler geçirdiği anlatılıyor. 19. yüzyıl Osmanlı konak mimarisinin en iyi örneklerinden biri olan bu yapıda, ana bina iki katlı olarak inşa edilmiş, otele dönüştürülürken bir asma kat eklenerek üç kata çıkarılmış. Cumbalı cephesiyle Hatuniye Meydanı'na uzanan görünümü dikkat çekerken, konağın müştemilatları ve hamam bölümü de tescilli kültür varlıkları arasında yer alıyor. Bugün titizlikle bir restorasyon sürecinden geçen ve çoğunlukla tamamlanan Tevfik Paşa Konağı'nda restorasyonun hedefi, konağı özgün karakterini koruyarak butik otel konseptiyle yeniden İzmir turizmine kazandırmak. Tam da bu noktada kritik kısım, otelin özgün karakteristiklerinin bozulmadan restore edilmesi ve çağdaş bir hale getirilmesi. Otel kullanımı dolayısıyla ihtiyaç duyulan ıslak mekanlar ile ısıtma, aydınlatma, yangın güvenliği gibi sistemlerin günümüz teknolojisine uygun hale getirilmesi gerekli, ancak bunları yaparken de tarihi yapının mimari değerlerinin zedelenmemesi büyük önem taşıyor.
