Manyaklık dedim çünkü manyaklık seviyesine geldi... Sporun değil de spor müsabakalarının sevildiğine inanırım ben. Statları dolduran yüzbinlerden, futbolculara bağırıp çağıran, küfreden, höyküren adamlardan kaçı acaba hayatlarında futbol oynamıştır diye düşünürüm. Çocukluk döneminde arka bahçede patlak topla oynanan yarım yamalak futbolu da dahil ederek soruyorum. Her şeyin tuhaf yaşandığı memlekette tuhaf bir spor tutkusu hasıl oldu. Spor sadece zayıflamak ve zayıflandığında da vücut sergilemek amacıyla yapılıyor. Başkaları için! Dikkat ettiniz mi siz de; kadın sabah kalkıyor disiplinli bir şekilde yürüyüşünü yapıyor artık ekonomik durumuna göre, ya hocasıyla ya köpeğiyle ya kankileriyle! Daha yürüyüş bitmeden harcadığı kaloriyi sosyal medyada paylaşıyor, teri soğumadan! Yarış halinde kadınlar var İstanbul'da. Öyle ki bıraksalar kendilerini, sahilden ta Samsun'a kadar yürüyecekler. Halkalı'daki evinden kalkıp her sabah Bebek sahilinde yürüyen kadın biliyorum; İstanbul'da yaşayanlar söylediğimin gerçekten manyakça olduğunu kabul edeceklerdir. Daha çok çalışmayan, kocalarının sponsorluğunda hayatlarını devam ettiren kadınların tutkusu halinde sahildeki yürüyüşler. Amaç ne kadar spor bilmiyorum, tuhaf işte anlatması zor. Okul hayatı boyunca beden eğitimi dersinden rapor alan ve spordan tiksinen bir kadın tanıyorum; 40'lı yaşlarla birlikte, sadece zayıflık trend diye kendini yollara vuruyor. Bizim memleket acayip, kabul edin. Spor bir yaşam biçimi, spor hayatın bir parçası değil henüz. Aileden ve kültürden gelen bir alışkanlık değil. Ya da sağlık için, yağ yakmak veya formda kalmak için değil; tamamıyla başkalarına gösteriş olsun diye yapılıyor. Fetiş bana sorarsanız. Bir şeyin yerine koyuyor bazı kadınlar sporu; koca veya cinsellik yerine, çocuk veya iş hayatı yerine koyan var. Futbol karşılaşmasında küfreden adamdan da, tempolu yürüyüş yapan zayıf ve botokslu kadından da korkuyorum arkadaş! İki fındık yedikten sonra, Arnavutköy'den Sarıyer'e gidiyorlar diyorum inanmıyorsunuz...
Sıkıntı yok...
* Sinem Kobal, neden dalga geçilme malzemesi oldu? Poşetlerini açmadığı kitapları Instagram'da yayınladığı için bir gazeteye haber olan Kobal'a haksızlık edildiğini düşünüyorum. Gazeteciler ne hakla kimin ne kadar entelektüel olduğunu sorguluyor, kendileri söylese ya en son okudukları kitapları; bir anlatsalar ya... Sosyal medyada kitap fotoğrafı paylaşması bile iyi bir şey Kobal'ın, şaka mı yapıyorsunuz...
* "Hiçbir şey olamıyorsan, yemek yazarı olacaksın" dedi bir kadın; elindeki gazeteyi arkadaşına göstererek ve ekledi "Medya nasıl bir sektör, iki lokantaya giden gurme yazar oluyor, kendine koca gazetelerde köşe buluyor"... Haklı mıydı, bilemedim?
* Çok popüler bir manken, evde perde asarken çekilen fotoğrafını sosyal medyada paylaşmış. Yanında bir aile büyüğü var, iki insan birbirinden ne kadar farklı diye düşündüm ve aklıma Şahan Gökbakar'ın bir röportajda bana söylediği güzel cümle geldi, "Aile fotoğraflarımıza bakalım, yanımızdaki insanlardan ne kadar değişik olduğumuza; o aradaki fark toplumdaki uçurumu da belgeliyor aslında"... Ne dersiniz, Şahan'ın tespiti doğru mu?
* Kim Kardashian çıkalı beri Paris Hilton köşesine çekildi. Yazık kıza, küçük popolu diye hükmü kalmadı! Ama devran döner, bir yıla kadar yeniden sıska kızlar moda olur... Esmer, Latin ve geniş kalçalı kızların devri biter. Görürsünüz...
* Sevgililer Günü kabusu yaklaşıyor; ne yapacaksınız? Geçene kadar saklansak mı bir yerlere?
