Şiddeti kınıyor ama şiddetten vazgeçemiyorsunuz.
Çünkü siz ikiyüzlüsünüz, en basit açıklaması bu.
Şiddet sizin DNA'nızda var, karınızı, evladınızı dövüyorsunuz.
En başta kendinizden ve hayatınızdan nefret ediyor olmalısınız...
"Burayı kana bulamaya geldik" nasıl bir zihniyet acaba?
Bence Ankara katliamını gerçekleştiren zavallılar bu düşüncedeydi.
Hiç farkınız yok; kendinizden utansanız keşke.
Bunu size öğreten bir aileniz, çevreniz olsaydı keşke.
"Benim gibi düşünmeyene tahammüllüm yok"...
Öyle mi? Siz kimsiniz Allah aşkına?
Kapılara dayanmak, protesto yaptığını zannederek etrafa tükürükler saçarak yumurta fırlatmak nedir?
Herhangi bir ortamda çocuğunu hırpalayan, azarlayan ebeveynlere rastladığım zaman yolumu değiştiririm ben; şiddetin hiçbir seviyesine dayanamam...
Siz kimsiniz?
Nasıl bu kadar öfke ve kin dolusunuz?
Başlattığınız bu haince saldırı diyelim ki, başka bir boyuta taşındı; arbede çıktı, yaralanmalar oldu ve gerçekten kan akıttınız. Ne olacaktı, nereye varacaktınız, mutlu mu olacaktınız?
Bana anlatmanız mümkün değil...
Çünkü önce vicdan, sonra ahlak, sonra görgü, sonra eğitim sahibi olmalısınız.
Sağlam bir kişiliğiniz olmalı; siz bu yazdıklarımı da anlayamazsınız.
Ahmet Hakan dövüldü diye üzülür ama bir bakasını dövmek hatta kanını akıtmak amacıyla bir eyleme kalkışabilirsiniz.
Ne zavallısınız. Ankara'da vefat eden günahsızlar için timsah gözyaşı akıtır, öte yandan sırf sizin gibi düşünmediği, aynı görüşü paylaşmadığı için bir başkasını öldürebilirsiniz.
Ne yazık size...
Bir gazetenin duruşuna katılmayabilirsiniz, bir ideolojinin karşısında olabilirsiniz; sahip olduğunuz zombi zihniyetle ancak kapıda kalırsınız!
Fikirlerinizle var olamazsınız, adınızı ancak yarattığınız vahşet kadar duyurursunuz.
Türk bilim insanı Aziz Sancar Nobel kimya ödülü aldı, duymamışsınızdır muhtemelen! Sancar, geçen hafta verdiği röportajda, "Nerelisiniz, Mardinli mi, Arap mı?" diye soran muhabiri, "Hepimiz Türküz, nereli olduğumuzun ne önemi var" diyerek yanıtlamıştı. Böyle söylüyordu çünkü sizin gibileri hiç duymadı, uzun yıllardır ABD'de yaşıyor.
Siz Türk değilsiniz, olamazsınız; bir yere herhangi bir karış toprağa bağlılığınız bile olamaz. Çünkü ait olduğunuz coğrafya emin olsun sizden ve sizin gibilerden utanıyor. Ne ailenizi, ne ülkenizi gururlandıramazsınız. Çok yazık... Yok size değil, ailelerinize, evlatlarınıza...
YAKTIN BENİ
HAYAT devam ediyor, edecek, etmek zorunda. Uğur Yücel'in başrolünde oynadığı ve canlandırdığı karakterle muhteşem bir performans sergilediği 'Yaktın Beni', cuma günü gösterime giriyor. Uğur Yücel'in oğlu Can Yücel'in yönettiği filmde Sarp Apak, Meltem Cumbul, Sinem Kobal da var. Baştan sona kahkaha atılacak bir film olmasa da, yüzünüzde bir tebessümle sinemadan ayrılacağınız kesin. Bugünlerde buna ihtiyacımız var, gülümsemeye, bir miktar dertlerden uzaklaşmaya... Sakin kalmaya, aynı bakış açısına sahip olmaya, birbirimizi anlamaya çalışmaya, destek olmaya... Oturup filme binbir kusur bulmak mümkün ama bugün sahip olunması gereken bakış açısı başka olmalı. Özellikle sanata emek veren, birleştirici işlere imza atan ve yüzümüzü güldürenlere destek olmalıyız. İlla ki... Uğur Yücel, ilk kez bir komedi filminde rol alıyor. Dayı rolünde dört dörtlük; sadece Yücel'i izlemek için bile gidilir.
