Çok basit bir tarifi var; bir şey yaparken başka bir şey düşünmediğin an! Para kazanırken çalıştığını hissetmediğin an; birini severken sevildiğini hissettiğin an. Bunlara mutluluk deniyor. Öyle çetrefilli tariflere, gözleri kısıp ufuğa bakmaya gerek yok! Mutluluk bu an işte; iyiysen, huzurluysan, bitti.
Geçen gün de yazdım/söyledim; anın keyfini kaçıranlar ve hep dün ile yarının hesabını yapanlar için mutluluk sadece bir hayal. İngiltere'de bin kişiyle yapılan bir ankette şöyle bir sonuç çıkmış ortaya; yatağın sol tarafında uyuyanlar daha mutluymuş! Solda uyuyanlar sağdakilere göre güne daha iyi başlıyor ve dolayısıyla mutlu oluyormuş. Üstelik solda uyuyanların daha fazla arkadaşı varmış ve işlerinden daha fazla keyif alıyorlarmış. Bu araştırmayı yapan yatak şirketi sahiplerine ve bilim adamlarına soruyorum; yatağın sol tarafı neresi? Yukardan bakınca mı sol, yatınca mı sol? Böyle ahkam kesmek, hava atmak kolay! Bu arada ABD'li bilim adamları da boş durmamış ve bir başka araştırma yapmışlar. 55 yaşından sonra mutlu olmanın sırlarını açıklamışlar.
EVCİL ERKEK ÖNERİRİM!
Uzun ve sağlıklı bir ilişki, bir evcil hayvan sahibi olmak, yürüyüş yapmak ve ayda en az bir defa dışarda yemek yemek! 55 yaşını geçmeden de bu saydıklarını yaparsan mutlu olursun, sevgili bilim adamı abilerim ablalarım. Üstelik çürütürüm tezinizi haberiniz olsun. Bir defa, her Türk kadını bir evcil hayvan olmasa da, evcil olduğunu düşündüğü bir erkekle hayat geçiriyor. Mutlu olmak için bir sebep değil bu! Erkeği eğitmek, yola sokmak, istediği kıvama getirmek için ömür geçiriyor; sonra kıvama gelen erkek olgunlaşıp bir başka kadına yelken açıyor. Mutlu olmak için eğitilmiş erkeklerle olmak gerekiyor, birinci kural bu! Ailesi tarafından eğitilmiş, hayat tarafından olgunlaştırılmış ve DNA'sında ahlak ve vicdan olan erkek buldunuz mu yapışın! Başka bir şeye ihtiyaç kalmaz, o adamla dışarda da içerde de nerede olursa olsun yemek yemek, hayat paylaşmak zevklerin en büyüğü olur.
YÜZ FELCİ GÜLÜMSEME SEBEBİ!
Bilim adamlarıyla ortak düşüncelerim de var elbette, yürüyüş yapmak gibi. Yürüyen ve sürekli sırıtan arkadaşlarım var. Bebek'te her sabah yürüyorlar, terden enseleri ıslanıyor saç diplerine denizden gelen rüzgar vuruyor ve ufak yüz felçleri geçiriyorlar. Yüzlerindeki gülümseme bu sebeple de olsa gayet mutlu görünüyorlar... Demek ki neymiş, yatakta tek başımıza yatacağız ki solda yattığımızdan emin olalım; evcil bir erkek edinelim, terli terli yürümeyelim ve evde yemek yapmayalım...
Budur...
