• BIST
    %0.89
    78.384,78
    EURO
    -%0.86
    4,4760
    USD
    %0.66
    3,8608
    GBP
    %0.66
    3,8608
    CHF
    %0.66
    3,8608
    JPY
    %0.66
    3,8608
  • 25°C
İhraç, ihraç, ihraç... ERHAN GÜLENÇ İhraç, ihraç, ihraç... erhan.gulenc@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 04.09.2018, 00:00

İş dünyasının duayen ismi Ali Nail Kubalı'nın Türkiye'nin faizleri artırmak yerine yükselen döviz kurlarının ihracatta yarattığı fiyat avantajı fırsatını mutlaka değerlendirmesi gerektiği yönündeki açıklamalarını dün sizinle paylaşmıştık.
Bugün de Kubalı'nın bu fırsatı nasıl değerlendirebileceğimizle ilgili ortaya koyduğu ve bekleyen 180 milyar dolarlık atıl potansiyeli aktif hale getirecek formülden bahsedeceğiz.
Kubalı, Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın geçtiğimiz günlerde iş dünyasına yaptığı "Ekonomik tetikçilere vereceğimiz en güzel cevap işimize dört elle sarılmak olacaktır. Daha çok üreteceğiz, daha çok ihraç edeceğiz.
İhraç, ihraç, ihraç..." çağrısıyla da örtüşen formülünü şöyle anlattı:Döviz darboğazını aşmanın en doğal yolu ithalatınız kadar ihracat yapmaktır. Dışarıya satacak malımız var mı? Evet! Çünkü yüzde 30 civarında sanayide atıl kapasite, bir o kadar da tarımda ekilmeyen boş arazi ve düşük verim, turizmde sezonun "omuz" aylarında boş yatak ve resmi kayıtlara göre yüzde 10-15 de işsizlik var. Bu boş kapasitenin toplamda yüzde 20'si derhal üretime sokulabilir. 900 milyar dolar olan milli gelirin yüzde 20'si 180 milyar dolar eder.
Dış ticaret açığımız yıllık bazda 60 milyar dolar, hadi şimdi 80 milyar dolar olsun.
Yani ciddi bir dış ticaret fazlası verme kapasitemiz var.

"EK YATIRIM DA GEREKMEZ"

Peki bu kapasite çabuk bir şekilde devreye sokulabilir mi, yatırım gerekmez mi? Atıl kapasiteyi canlandırmak için yatırım gerekmez, talep gerekir.
- Peki talep var mı?
Bir ufak aritmetik yapalım: Bizim 100 lira karşılığında dolar 3 lira iken 33 dolara satmaya zorlandığımız bir ürünü dolar 6 lira olunca 17 dolara satıp yine 100 lira gelir elde ederiz. 30 dolara satmakta zorlandığımız bu ürünü 25 dolara teklif etsek, hadi diyelim 20 dolara teklif etsek yüzde 33 indirimle rekabet eder ve kolaylıkla satarız. Hem müşteri bayram eder hem de biz 100 lira yerine 120 lira gelir elde ederiz.

"AŞAĞI ÇEKME ANLAMSIZ"

Peki ihracatçı 20 dolara sattı, para gelene kadar Merkez Bankası'nın çabaları ile dolar tekrar 3 liraya inerse ne olur?
İhracatçı gelen 20 dolar karşılığında 120 lira yerine 60 lira elde eder ve batar. İşte bu nedenle üreticilerimiz bugünkü kurla rekabet şansları olmasına rağmen ihracat yapmaktan çekiniyorlar. Bu durumda döviz kurlarını aşağı çekmeye çabalamanın, faizleri yükseltip üreticiyi hem faiz hem kur baskısında bırakmanın hiç bir anlamı yok.
Bu durumda Merkez Bankası'nın ülkenin ihracata ihtiyacı olduğunu, bunu dış açık kapanana kadar ucuz TL (yani yüksek kur) ile destekleyeceklerini yeni politika olarak açıklayıp uygulaması, ihracatı süratle artıracak, ithal ara mallarının yerini yerli üretim alacak, sanayi ürünlerinde ithal girdi oranı azalacak, ihracatın net döviz katkısı artacaktır. Yaşanan süreç, fırsata böyle döndürülür.
Kubalı'nın ek yatırım gerektirmeden ihracatta patlamayı getirebilecek içerikteki formülü çarpıcı...
Türkiye'ye karşı yapılan ekonomik saldırıyı püskürtüp avantaja çevirmek için hem kamu kuruluşları, hem de özel sektör Başkan Erdoğan'ın yukarıda da belirttiğimiz şu sözünü çerçeveletip duvarlara asmalı: İhraç, ihraç, ihraç...

BİZE ULAŞIN