Turyağ Fabrikalarının "Efsane Genel Müdürü" olarak İzmir'de iz bıraktı ve soluğu İstanbul'da aldı.
Şevki Figen, Nişantaşı sosyetesinde yerini aldı ama; gönlü İzmir'de kaldı.
Kordonboyu özlemi ağır bastı ve Şevki Figen İzmir'e hızlı bir dönüş yaptı.
Şevki Figen, Alsancak'ın en güzel kızlarından Evin ile ilk evliliğini yaptı.
İzmir'in atmosferinde mutlu bir yaşamın temellerini atmışlardı.
Ne var ki, bu mutluluk çok uzun sürmedi ve Evin'i genç sayılacak yaşta kaybettik.
Turyağ'ın bu yakışıklı Genel Müdürü uzunuca sayılacak bekarlık sürecini Leyla Figen ile bitirdi ve yeni bir hayatın kapılarını açtı.
Leyla Figen, sosyal yönü ağır basan bir kadındı.
Hoş sohbetti. Geniş bir arkadaş çevresi vardı. Sanatçı yönü de zaman zaman ağır bastı ve gün geldi Leyla Figen adı Alaçatı ile özdeşleşti.
Ne var ki, Şevki Figen'in "eşten yana talihsizliği" bu aşamada da kendini gösterdi.
Felek olmadık bir zamanda Leyla'yı aramızdan kopardı.
Şevki Figen yine yalnızlık mahkumuydu.
Dayanamadı, İstanbul'a gitti.
Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi, şimdi İzmir'e döndü.
Dün konuğumuzdu Şevki Figen...
Bir muzip arkadaş sordu.
"Abi, yalnızlık bitiyor mu?"
Bir başkası tamamladı:
"Şevki abi, üçüncü eş hazır mı?"
Cevap:
"Elbette... Bir Hollandalı."
"Kimmiş o?"
""Philips" yani, Filips..."
"Kimdir o?"
"Bir televizyon...."
ege'den
Bir eğitim emekçisi ve şair Hüseyin Yurttaş !
"İmbatı dök yazıya
şiir olur
söz renk değişir serin mavi
İzmir olur."
Bu dizeler, Yenifoça'mızın Kozbeyli doğumlu "ödüllü" şair-yazarı Hüseyin Yurttaş'ın..
Hüseyin Yurttaş Hoca da yazınımızın değerlerinden Rıfat Ilgaz, Asım Bezirci gibi öğretmen kökenli..
Van, Amasya, İzmir'de yıllarca eğitim emekçiliği yapmış bir Ege, bir İzmir sevdalısı ozan o...
İzmirli genç yazar Atilla Köprülüoğlu üstadımızı şöyle anlatıyor:
"Yayıncılık; yıllarını aldı... Bu dizelerin yazarı; Yurttaş Hoca'yı Bornova Belediyesi'nin Atatürk Kitaplığı'nı kurduğu yıllardan tanır..
Usta, kentin en uzun soluklu edebiyat dergisi "Dönemeç''i çıkarttı. 6 yıl Yeni Asır Gazetesi'nde "Cumartesi Sohbeti" köşesine; anı, anekdot, düşünce ve öngörülerini içeren deneme türü yazıları ile imza attı... "Ünlem" dergisinin çıkışına da katkı koydu.
***
Yurttaş, "çakma" aydınları da eleştirmekten çekinmez.. "Aydın olmak, gerçekten zordur" der. O'na göre aydın "geri kalmışlığın karşısında çağdaşlığı, diktatörlüğün karşısında demokrasiyi, köhnemiş olan karşısında yeniyi ve yeniliği, kötünün karşısında iyiyi, çirkinin karşısında güzeli savunmaktır. Kısacası; bütün iyi ve güzel yanlarıyla, doğru ve insanca yanlarıyla, yaşamı savunmaktır."
Bölgeye termik santrallar kurulmasına karşı çıkan,, çevre kirliliği yaratan filtre takmayan fabrikalara, gemi sökümlere karşı yürütülen mücadelede de ön saflardadır usta..
2010 referandumu aleyhinde sosyal medya aracılığıyla yürüttüğü kampanya çok ünlüdür... Hele bildirgenin son tümcesi, tek kelime ile müthiştir:
"Sen hayır deyince, senin gibi başı dik yurttaşların sahip çıktığı Türkiye Cumhuriyeti, bütün ulusal kurum ve kuruluşlarıyla, bütün değerleriyle, onurlu bir biçimde dimdik ayakta duracak ve aynı inançla yoluna devam edecek! Yolun açık olsun! Zafer, 1919'dan beri geleceğe inançla bakanlarındır!"
* * *
Hüseyin Yurttaş ile görüşmek, şiirlerini, anılarını dinlemek isterseniz, yıllarca 2 Türk, 1 Rum mahallesinden oluşmuş yüzyıllarcalık Kozbeyli Köyü'ndeki kahvelerde bulabilirsiniz. Foça Belediyesi'nin kültür aktivitelerinde de karşılaşabilirsiniz.
Unutmadan... Bir çağrımız da Foça Belediye Başkanı Gökhan Demirağ'a. Değerli Başkan! Hüseyin Yurttaş için bir "Usta'ya Saygı'' etkinliği düzenlense, dostları, sevenleri, yazınımızın değerleri onu anlatsalar, şiirlerini okusalar; nasıl olur? Bekliyoruz..
Bir Yurttaş şiiri ile yazıya başladık, bir şiiri ile sonlayalım:
"bornova parkında
kordonboyunda
inciraltı'nda
iki üniversiteli
yürüyorsa sarmaş dolaş
kavramışsa bir el bir eli
izmir sarhoş
izmir deli"
