• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • İkindiye 23:55:00
  • BIST 78.384,78
    EURO 4,4760
    USD 3,8608
    GBP 3,8608
    CHF 3,8608
    JPY 3,8608
‘Bilinçlensin’ derken çocuğa kaygı yüklemek FİLİZ İÇKE ÖNAL ‘Bilinçlensin’ derken çocuğa kaygı yüklemek filizicke@hotmail.com Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 07.03.2021, 00:00

Seyreltilmiş de olsa, aylar sonra okullarımızda yüz yüze eğitim başladı. Okul zilinin sesini yeniden duymak çok güzel. Ben "Birkaç hafta daha evde bekleyelim bakalım" diyen gruptanım. Gelişmelere göre yeniden değerlendireceğiz durumu. Süreç öğretmeninden velisine, öğrencisinden yöneticisine hepimiz için zor. Okula göndermeyenler kadar, gönderenlerin de kafası karışık ve kaygılı. Benim de zaman zaman bu köşede görüş ve bilgilerine yer verdiğim Psikolog Pırıl Bilger, sosyal medya hesabında bu konuya yönelik harika bir bilgi paylaşımında bulunmuş. Aynen paylaşıyorum:
● Sevgili ebeveynler, pandemi dönemi süresince çocuklarımız evlerde epey bir süre geçirdiler ve bu süreç halen devam etmekte.
● Çocuklar evde zaman geçirirken online eğitim aracılığı ile teknolojiye epey bir maruz kalıyorlar ama okulların açılması ile bu durum en azından daha aza düşerek, çocukların sosyalleşmesi açısından büyük bir avantaja dönüşüyor.
● Çocuklar sosyalleşmeyi okullarda ve arkadaş ortamlarında öğrenirler, okullar sosyalleşme açısından en önemli ve en büyük alandır.
● Fakat pandemi yüzünden kontrollü bir süreçle sosyalleşmeye çalışan çocuklar bu durumu kabullenemeyebilirler, çünkü çocuklara göre bu durum biraz karmaşık gelebilir.
● Bu süreçte çocuğunuza çok takıntılı bir şekilde "Ellerini sürekli yıka, dezenfektanla", "Maskeni tak", "Sakın yaklaşma kimseye" gibi öğütlerle çocuğu korkutmak yerine bu davranışları neden yapmaması veya yapması gerektiğini anlatmalısınız.
● Örneğin; okul sürecini, okulda virüse dikkat etmesi için neler yapması gerektiğinin nedenleri ile birlikte açıklamak çocuk için daha anlaşılabilir olur. Bu yüzden çocuğunuza "onu yapma", "bunu yapma" derken ilk olarak neden yapmaması veya yapması gerektiğini anlatmalısınız. Aksi takdirde çocuk bunu anlamlandıramaz ● Bu süreç içerisinde çocuk biraz karmaşa yaşayabilir. Eve ve kendisine bakım veren kişiye bağlandığı için okula gitmek istememe, reddetme, virüse karşı aşırı korkutulduğu için okulu istememe gibi davranışlar gösterebilir. Bu yüzden virüsü anlatırken bir hastalık olduğunu, insanları hasta ettiğini ama okullarda bunların önlemlerinin alındığını, kendi kişisel hijyenine dikkat ederse virüsün ondan uzak duracağını anlatmalısınız.
● Aksi takdirde kendisini suçlayabilir.
"Ben bulaştırdım, anneannem, babannem veya dedem benim yüzümden hasta oldu" gibi suçlamaları geliştirmemesi için bu tarz söylemlere dikkat etmelisiniz.
● Unutmayın ki, çocuklar uygun açıklamalarla ve doğru anlatımla her şeyi anlayabilirler.

EYLEMLERİNİN SONUÇLARIYLA YÜZ YÜZE BIRAKALIM (MI)
Çocuk ve Genç Psikiyatristi Doç.
Dr. Veysi Çeri, sosyal medya hesabını ilgiyle takip ettiğim uzmanlardan. Paylaşımlarıyla sadece bilgi vermiyor, düşünmeye de sevk ediyor.
Üzerinde düşünülesi, tartışılası bir paylaşımını şuraya sizin için bırakıyorum:
"Çocukları sık sık uyarıp yönlendirmek, içsel denetim ve otokontrol mekanizmalarının gelişimini olumsuz yönde etkiliyor. Onları ikide bir yönlendirip uyarmaktan sakınmak ve bazen eylem veya eylemsizliklerinin sonuçlarıyla yüz yüze bırakmak gerekir."

BU SEFER (VE ASLINDA ÇOĞU SEFER) HAKLI!
Seyreltilmiş de olsa, aylar sonra okullarımızda yüz yüze eğitim başladı. Okul zilinin sesini yeniden duymak çok güzel. Ben "Birkaç hafta daha evde bekleyelim bakalım" diyen gruptanım. Gelişmelere göre yeniden değerlendireceğiz durumu. Süreç öğretmeninden velisine, öğrencisinden yöneticisine hepimiz için zor. Okula göndermeyenler kadar, gönderenlerin de kafası karışık ve kaygılı. Benim de zaman zaman bu köşede görüş ve bilgilerine yer verdiğim Psikolog Pırıl Bilger, sosyal medya hesabında bu konuya yönelik harika bir bilgi paylaşımında bulunmuş. Aynen paylaşıyorum:
● Sevgili ebeveynler, pandemi dönemi süresince çocuklarımız evlerde epey bir süre geçirdiler ve bu süreç halen devam etmekte.
● Çocuklar evde zaman geçirirken online eğitim aracılığı ile teknolojiye epey bir maruz kalıyorlar ama okulların açılması ile bu durum en azından daha aza düşerek, çocukların sosyalleşmesi açısından büyük bir avantaja dönüşüyor.
● Çocuklar sosyalleşmeyi okullarda ve arkadaş ortamlarında öğrenirler, okullar sosyalleşme açısından en önemli ve en büyük alandır.
● Fakat pandemi yüzünden kontrollü bir süreçle sosyalleşmeye çalışan çocuklar bu durumu kabullenemeyebilirler, çünkü çocuklara göre bu durum biraz karmaşık gelebilir.
● Bu süreçte çocuğunuza çok takıntılı bir şekilde "Ellerini sürekli yıka, dezenfektanla", "Maskeni tak", "Sakın yaklaşma kimseye" gibi öğütlerle çocuğu korkutmak yerine bu davranışları neden yapmaması veya yapması gerektiğini anlatmalısınız.
● Örneğin; okul sürecini, okulda virüse dikkat etmesi için neler yapması gerektiğinin nedenleri ile birlikte açıklamak çocuk için daha anlaşılabilir olur. Bu yüzden çocuğunuza "onu yapma", "bunu yapma" derken ilk olarak neden yapmaması veya yapması gerektiğini anlatmalısınız. Aksi takdirde çocuk bunu anlamlandıramaz ● Bu süreç içerisinde çocuk biraz karmaşa yaşayabilir. Eve ve kendisine bakım veren kişiye bağlandığı için okula gitmek istememe, reddetme, virüse karşı aşırı korkutulduğu için okulu istememe gibi davranışlar gösterebilir. Bu yüzden virüsü anlatırken bir hastalık olduğunu, insanları hasta ettiğini ama okullarda bunların önlemlerinin alındığını, kendi kişisel hijyenine dikkat ederse virüsün ondan uzak duracağını anlatmalısınız.
● Aksi takdirde kendisini suçlayabilir.
"Ben bulaştırdım, anneannem, babannem veya dedem benim yüzümden hasta oldu" gibi suçlamaları geliştirmemesi için bu tarz söylemlere dikkat etmelisiniz.
● Unutmayın ki, çocuklar uygun açıklamalarla ve doğru anlatımla her şeyi anlayabilirler.
Bir şeyi tek bir kez söylemek ve çocuğun anında yapması... Hele bir de saniyesinde "Peki annecim" dese, "Rüyada mıyım acaba?" diye çimdik atabilirim kendime! O derece hasretim... Ama ya hata bizdeyse. Biz bir şeyleri yanlış yapıyorsak?
Geçen sabah tatlı tatlı uyandırdım.
Biraz konuştuk. Sonra odadan çıkarken "Hadi oğlum kalk artık" dedim. Bir kere söylemekle olmuyor ya, birer saniye ara ile "Hadi kalk", "Oğlum kalk", "Hadi kalk" demeye devam etmişim. Deniz'in öfkeli sesi ile kendime geldim: "Anne yeter! Bir kere söyledin anladım. Niye on kere aynı şeyi tekrar edip duruyorsun!"...
Düşündüm de, Vallahi çocuk haklı!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
GÜNÜN YAZARLARI