• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • İkindiye 23:55:00
  • BIST 78.384,78
    EURO 4,4760
    USD 3,8608
    GBP 3,8608
    CHF 3,8608
    JPY 3,8608
Güzel mi olmalı, ışıklı mı kalmalı? FİLİZ ÖZKOL

Güzel mi olmalı, ışıklı mı kalmalı?

filizozkol@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 22.05.2016, 00:00
Dişi'nin güzellik arayışı yüz yıllardan beri asla bitmiyor ve bitmemeli de. Biz kadınların şikayet konusunda çok konusu olsa bile, halimizden memnunuz, böyle iyiyiz biz... Adem ve Havva'dan beri tüm hikayelerin ağırlığını maalesef kadın yüklenmiş.
O değil mi ki, cennetten Ademi çatır çatır kovduran.
Peki değişen ne var? İşvesiyle cilvesiyle bugünün Adem'lerinin başına çorapları hala günümüzün Havva'ları örmeye devam ediyor. Nedir bu kadın gizemi? "Sözde eksik etek sendromu".. Artık biliyoruz, ekonomi denen olayın altında gizli bir kadın egemenliği olduğunu.
Kadın imgesi olmasa biz kime ne satacağız.
Dünya pazarı kadını öne sürerek, erkek egemenliğinin parasını ikiye katlıyor. Karşı cinsimiz kendi kendine şişinip dursun.
Siz neymişsiniz be abiler!
Her neyse, asıl konumuz bu değil zaten.
Kadının güzeli mi? Cazibe dediğimiz ışıklısı mı? Yine mesleğimin getirdiği teşvik-i mesai durumlarında tanıdığım çok güzel, havalı veya birçok tanımda fiziksel özelliklerinin en üst sınırlarını zorlayan kadınlardan edindiğim sonuçlar;
"IŞIKLI KADINLAR"ın ipi göğüslediği gerçeği...
Yine bir tarihte, karşımda bir "best of model" kıvamında bir afet ile sohbet ediyoruz. Allah, kızımızı eskilerin deyimiyle boş zamanında yaratmış. Vücut ölçüleri cetvelle milimetrelik bir kusursuzlukla çizilmiş. Yüz ölçüleri, ona keza altın oranında.
Gördüğüm kadarıyla dile dökülecek hiçbir kusuru yok.
Saatlerce sohbet ettikten sonra düşündüm. Hani çok sevdiğiniz bir yemeği yerken bir şeylerin eksik olduğunu hissedersiniz, ama bir türlü bulamaz ve tuz biber ekleyeyim derken, yemeğe ilaveleriniz bitmez fakat istediğiniz tadı yakalayamazsınız ya...
Erol Evgin'in en sevdiğim şarkısı "işte öyle bir şey" misali oluverir karşınızdaki dünya güzeli. En son yaşadığım buna benzer bir durumda, bir an kendimi suçladım, kadınca bir kıskançlık olabilir mi diye?
Fakat, biliyordum ki ben bu duyguyu kaybedeli yıllar oldu ve tekrar nerede patlayacak diye düşünürken, nafile bir bekleyişin içindeydim. Anladım ki "insan ışığı" ayrı bir şey. Bu sadece kendi cinsimde değil, her iki cins için de geçerliydi...
Işıklı kişilerin farklı bir havası var. Onlarla konuşurken ağzı nasıl burnu nasıl diye düşünmezsiniz.
Karşınıza oturur ve bir dakikada sizi esir eder. Gözlerinizi ondan ayıramazsınız.
Onun yanında zamanın nasıl geçtiğini anlamazsınız. Karlı havada buzları eriten bir ateş, bunaltan sıcaklarda içinizi serinleten bir meltem, kızgın anlarınızda sizi güldüren bir çehredir.
Seratonin/Endorfin salgılarınızı harekete geçiren mutluluğun adı varsın güzellik olmasın.
"IŞIKLI OLSUN" yeter.

Organik olmayı çoktan unuttuk

Eskiden bize bir şey anlatıldığı zaman "sahiden mi" diye sorardık. Hayatımızın bir parçasıydı bu sözler.
Gelişi güzel söylenmiş olsa bile öylesine gerçek, önemliydi ki. Onay beklemek konunun doğal sonucu gibiydi. Şimdilerde gerçeklik duygusuna öylesine ütopik bir sahtelik sergiler olduk ki... Malesef bu gerçekle yaşaya yaşaya doğal olan her şeye hasret kaldık.. Sahiden mi diye soramıyoruz çünkü olayın sahteliğine alıştık. Organik kelimesi hayatımıza yerleştiğinden beri, gerçek dışı varoluşun yayılım gücünü kabul etmiş durumdayız.
Yine bu konuya nerden geldik diye düşünebilirsiniz.
Geçen akşam arkadaşlarımla bir konu üzerinde tartışıyorduk..
Kız gitmiş kendine çok fazla reklamı olan bir makyaj malzemesi almış. Sonucunu anlatmama gerek yok. Eli yüzü şiş.. Mikro cerrahi hassaslığıyla konu bu kadar kalsa iyi, hayatımızın her zerresine yayılmış durumda.
Eski çamlar bardak oldu misali manavlardaki sebze ve meyve mumyalanmış cam güzeli gibi ruhsuz bir şekilde size bakıyor. Görücü usulü bir aşk gibi. Belki yedikçe tadını alır birbirimize ısınırız. Çok değer var hayatımızdan akıp giden..
Ah keşke demek istediğimiz fakat diyemediğimiz... Çünkü gerçek hayat bir şamar gibi tepemizde.
Eskiyi özleme şansımızın bize verilmediği bu dönemde, Selahattin Pınar misali şarkılar kulağımda "kime etsem derdimi ey yar" örneği.
Sıkıldığımız konularda sıkıca sarıldığımız "yukarıya iyi enerji verdim" masalı. Her şey güzel olacak muhabbeti işin cabası. İmalat kötü, sunuş berbat. Aldatmaca işin reklam kısmı. Algı operasyonu muhteşem.
Elimizde patlayan kocaman bir balon.. Biz hala ağız tadıyla organik düşünmeye devam edelim.. Ne de olsa evrenin kulağı var.
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
GÜNÜN YAZARLARI