• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Ya benimsin ya toprağın

FİLİZ ÖZKOL

Ya benimsin ya toprağın

filizozkol@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 02 Mart 2026

Arabesk sanatımıza söyleyeceğimiz sözümüz yok. Hele 1980 ve 1990 yıllarda Türkiye sınırlarını aşan bir furyaydı arabesk. Ruhumuzdan fışkıran ve kalbimizin derinliklerindeki yarayı kanatan şarkılarla dolup taşıyorduk. Rahmetli Ferdi Tayfur'la gurbete çıkıyor, Müslüm Gürses'le ağıtlar yakıyorduk. Her evin radyolarından bangır bangır İbrahim Tatlıses çalardı. Gençler sevdiklerinin penceresinin altından geçerken cep radyolarının sesini yüksek volümde açar ve Mavi Mavi , Bende Özledim, Bir Kulunu Çok Sevdim diye haykırırken daha alafranga sevenlerin sevdalarını Ümit Besen, Arif Susam, Ferdi Özbeğen, Nejat Alp, Cengiz Kurtoğlu dile getirirdi. Hepimiz aşağı yukarı mahalle kültürüyle büyümüş gençlik olarak birçok anılarımızın altında saklıdır bu şarkılar. Hele İzmirliyseniz, balkon sefalarımız hiç bitmediğini kendi aramızda çok iyi biliriz. Akşam çayları, kahveleriyle, birbirimizin bahçelerinde ve kapı önü komşuluk peşrevleriyle geçerdi. Zamanın pikaplarında annemizin "Kızım koysana bir Orhan, Ferdi, Müslüm dinleyelim" seslenişleri birçok evde yaşanırdı. Bize göre güzel yıllardı. Çünkü herkes ilk deli kanlarının aktığı yıllara aittir. Hep orda kalırlar ve yaşadığı yılları bir define gibi anılarında saklarlar. Yeni dönem televizyonlarda yeni dizilerin ve filmlerin alt yapılarını eski şarkılarla süsleyip hala genlerimize kodlanmış duygularımızla sunuyorlar.

İÇİNDE HER ŞEY VAR
Son yıllarda diye konuya girmek istemiyorum. Konumuz aşksa dünya kurulduğundan beri bu duygu var ve var olmaya devam edecek. Doğumdan ölüme dek sevilme isteği hiç kaybolmuyor. Dünya aşk üstüne kurulduğunu bile bile savaşlarımız hep bu duyguyla olmuştur. Hepimiz bu yaşama sevmek ve sevilmek için geldiğimizi daha sonra unutuyoruz. Aşk biraz da sabır ister. Dibinde özlem, kavuşamamak uzaklık gibi duyguları saklar. Yanındayken bile özlemektir. Endişe, güvensizlik, korku, yaratsa da, besler tüm duygularınızı. Geniş bir sofradır aşk. İçinde her şeyi barındırır. Eski aşk hikayelerinde zaman kavramı yoktu. Yaşanılan anlar, acılar, güzellikler içinde kaybolmuşluklar sorun değildi. Sevdiğinin bir yerlerde kendisini sevdiğini bilmek yeterliydi. Sevgisini yıllarla sınırlandırmazdı. Bir ömür beklese az gelirdi. Zaten yaşanılan ömrün ne önemi vardı ki? Değil mi ki bu dünyada yüreğine ateş düşüren bir sevgili çıkmış. Bir araya gelse de, gelmese de sorun değildi. Orada uzaklarda onunla aynı duyguları duyan biri vardı. Bu dünyada olmasa da başka bir dünyada yine onu bulacak, sevecek olgusu yatardı. Leyla Mecnun, Kerem Aslı, Ferhat Şirin hikayelerinin kahramanlarıydı, en sevdiklerimiz.

VAHŞET SEVGİLER...
Şimdiki vahşet sevgilere ne diyelim. Adam sokak ortasında sevdiği kadını vuruyor. Bavula koyuyor çöpe atıyor. Sonuç "Ben onu çok sevmiştim" Oldu çok iyi sevmişsin. Keşke hiç sevmeseydin. Dünya mı çıldırdı insanlık mı kayboldu. Cümlelerin son bulduğu kelimelerin yetmediği durumlar. Müdavimi olduğum Esra Erol, Müge Anlı kadın programlarında akıl almayacak konular. Zavallı sunucular saçlarını başlarını yolacaklar. Biz ne zaman bu hale geldik? sorusu bile anlamını yitirmiş. Aşk da, sevgi de bir gün bitebilir. . Heyecanlarımızı, üzüntülerimizi, mutluluklarımızı, acılarımızı paylaşmaktan vazgeçtiğimizde ilişkilerimiz biter. Dünyanın neresinde yaşarsanız yaşayın her ülkenin kendi coğrafyasının bir draması var. İnsanın sevildiğini bilmesinin arkasındaki dost sayısı önemli aslında. Hayat sevgi üzerine kurgulanmış fakat astarı yüzünden pahalı olan ve bize ucuz gelen, bir nefret olgusuna takıldık gidiyoruz. Kırgınlıklar, dargınlıklarında sonu var. Ne yaparsak yapalım; hayatımızın her anına sahip olamıyoruz. Vazgeçmeyi bilmek gerekiyor. Duygu hamallığı yüzünden ne kendimizden nede karşımızdaki kişiden vazgeçebiliyoruz. Sonuç olarak hayatımızın her duygusunu tanırsak, hata yapma riskimiz asgariye düşer. Bu dünyada mutluluğu bulmak zorundayız. Anladım ki bitişler ve alışkanlıklar arasında sıkışmış kalmış bir duygu veda etmek. Geçmişe sünger çekmek zor geliyor. Maalesef "HOŞÇAKAL DEMEYİ BİLEMİYORUZ" Lütfen aşka; nefret toprak mezar kelimelerini yakıştırmayalım. Ulvi duygularımızı kirletmeyelim. ALLAH hepimize sağlıklı ilişkiler nasip etsin.

Günün sözü
"Nefret, gerçekleşmemiş sevgiden başka bir şey değildir."
Lawrence Durrell

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.