• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Masumiyet makalesi

HAKAN URGANCI

Masumiyet makalesi

hakan.urganci@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 15 Mart 2026

Kitabını okumadığım Masumiyet Müzesi'nin dizisini bir solukta izledim. Hem oyunculuk hem de görüntü yönetmenliği adına başarılı bir iş izledik. Konu, müze bağlamında benzer işlerden ayrılıyordu. İzlediğimiz bir aşk hikayesi miydi? Açıkçası hayır. Bu hem ana karakterlerin kimlik arayışlarının hem de bir saplantının öyküsüydü. Ülkemizde erkek saplantısının sonucu genellikle erkek şiddeti ve cinayetle biter.

KEMAL'İN DÜNYASI
Buradaki karakterimiz Kemal ülkemizdeki saplantı örneklerine göre görece daha naif ve çocuksuydu ama hemen her saplantı öyküsünde olduğu gibi yine sonucunda ölüm başroldeydi. Başta Kemal'in rahatlığına ve vurdum duymazlığına sinir olurken sonuçta olanlara bir şey hissedemediğimi fark ettim ve nedenini sorguladım. Bu kez de romanı bilmediğimden yönetmeni suçladım. Kemal'in kabahatlerini bildiğimiz için onunla özdeşim kurmamız ve bir geride kalan olarak onun için üzülmemiz mümkün değildi.

KEMAL'İN GÖZÜNDEN
Peki ya Füsun? Onun için neden üzülemiyordum? Basit. Çünkü tüm hikaye bize Kemal'in gözünden anlatılmıştı. Özdeşim kurabileceğimiz tek kişi, öncesinde de söylediğim gibi özdeşleşmemizin mümkün olmadığı karakterdi. Öyle gerideydi ki Füsun, Kemal'in olmadığı bir karede neredeyse yoktu bile. Dizi boyunca kendisinden kaç cümle duymuştuk? Çok az değil mi ? Kemal'in gözünden bir Füsun izlemiştik, gerçek olanı değil. Bu yüzden finaldeki seçimi bile çok anlaşılabilir gelmiyordu. Oysa düşününce yönetmen bilinçli olarak göstermiyordu onu bize. Füsun, Kemal'in arzuladığı kadar vardı zaten. Onu delirten de buydu belki... Görülmemek. Temel problemi buydu hikayenin; görülmeyenler ve görmeyi tercih etmeyenler. Nişanlı olduğu halde akrabaya gönül indiren ve durumunu görmezden gelen Kemal aynı durumda ilişkinin imkansuzlıpınu bile bile bir umut, belki de sınıf atlama umuduyla nişanı görmezden gelen Füsun. İmkanları bol, zengin hayatı içinde Kemal'i de belki sadece koşulların uygun hale getirdiği münasip aday olarak görüp nişanlısının aşksızlığını görmezden gelen Sibel... Küs akrabalarının sırf evli kızlarına aşık diye evin kaçak sakini olmasını ve zaman zaman da evden bir şeyler çalmasını görmezden gelen, mesafeyi sadece çocuk sayılabilecek akrabalarına Kemal bey diyerek kurduğunu sağlayan Füsun'un ebeveynleri... Herkesin bir tür körebe oynadığı bu öyküde Kemal'in Füsun'un hayatından çaldığı her küçük obje, aslında bir vampir gibi genç kızın umudundan ve zamanından çaldıklarını simgeliyordu belki de. Öyküde bize tanıtılmayan Füsun, Kemal'in fantezilerinin bir objesi, Masumiyet Müzesi'nin tek gerçek dergi parçasıydı.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.