• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Bizi güldürmeye devam eden bilge kişi: Nasreddin Hoca

MEHMET DEMİRCİ

Bizi güldürmeye devam eden bilge kişi: Nasreddin Hoca

Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 11 Eylül 2026

Geçen hafta Prof. Dr. Güler Doğan Averbek'in hazırlayıp yayımladığı Nasriyye (Nasreddin Hoca Menkıbeleri - Hikayeleri - Fıkraları) adlı kitaptan söz etmiştim. 13. yüzyılda yaşayan Hoca Nasreddin insanları kırmadan doğruyu söyleyen, yeri geldiğinde kendisiyle de alay etmeyi bilen bir tiptir. Nasreddin Hoca fıkraları hakaret içermeyen, incitmeden eğiten mizahi yaklaşımların en güzel örnekleridir.

Bu fıkralarda 13. asır Anadolu'sunun sosyal hayatına, diz boyu yoksulluk manzaralarına, rüşvet hastalığına yakalanmış kadı/hakim tiplerine ve başka hayat-ı hakikiye sahnelerine dair birçok ip ucuna rastlarız. Bütün bunlar güldürücü, düşündürücü, öğretici, eğlendirici ve şaşırtıcı bir üslupla ve mizah kalıbı içinde sunulduğu için daha akılda kalıcı ve etkili sonuçlar vermektedir. "Aykırı konuşmayı seven, aklıselimi kuvvetli, neşeli, babacan bir tip olan Hoca'nın mizahı hiciv gibi yıkıcı değil yapıcıdır; bu yönüyle iyi niyet timsalidir."

Güler Doğan Averbek'in hazırladığı Nasriyye kitabının yazarı Nuri Emin bir Mevlevi olup her fıkranın sonuna kendi yazdığı hikmetli dörtlükler eklemiştir. Biberli bir fıkranın sonunda şöyle der:

"Güldürür halkı böyle fıkraları / Hoca'nın ruhuna ola rahmet / İnbisat-ı enam için merhum / Ne biberler yutup çeker zahmet." (Nasreddin Hoca'nın ruhuna rahmet olsun, böyle fıkralarla halkı güldürür. Rahmetli, insanları ferahlatmak için ne acı biberler yutup zahmetler çekmiştir.)

Evin içinde kaybettiği yüzüğünü dışarıda aydınlıkta arayan fıkradan sonra yazar şu dörtlüğü ekler: "Zulümat içre çok meşakkatle / Buldu ab-ı hayatı İskender / Evliyası velikin İslam'ın / Güpegündüz muradlarına erer." (İskender, karanlıkar içerisinde çok sıkıntı çekerek ölümsüzlük suyunu buldu. Oysa İslam'ın velileri güpegündüz muratlarına ererler.)

YOL VE PABUÇ

Hoca bir gün bazı ahbabıyla kırlarda gezinirken, ona takılmak kasdıyla "Ah Hoca'nın pabuçlarını nasıl hile ile çalabilsek!" diyerek bir ağacın altında Hoca'ya derler ki "Hoca Efendi, sen bu ağaç üzerine çıkabilir misin?" Hoca dahi derhal eteklerini toplayıp ve pabuçlarını çıkarıp koynuna kor ve ağaç üzerine çıkmağa başlar. Ahbabı "Hoca Efendi, pabucu neylersin, burada bırak." dediklerinde Hoca dahi "Ya ağaçtan öte çıkdıkdan sonra bir gidecek yol bulup gidersem pabuç lazım olur. Hazır koynumda bulunsun." der.

YOKSULLUK VE RÜŞVET

Bir gece Hoca eşiyle yatakta yatarken eşi evin içinde ayak sesleri işitip Hoca'ya "Kalk bir bak, eve galiba hırsız girdi" deyince Hoca eşine: " Aldırma, keşke evde bir şey bulur da onunla yarı yarıya paylaşırız" dedi.

*

Hocanın birisiyle davası vardı. Hoca duruşmaya giderken koynuna birkaç taş koyarak hakimin huzuruna çıkar. Duruşma sırasında Hoca aldığı taşlar yerinde mi diye koynunu karıştırırken hakim bunu görür. Bu hareketiyle Hoca'nın kendisine rüşvet vereceği sonucunu çıkarır, hasmını suçlu gösterir ve kovar. Daha sonra hakim "Hoca getir şimdi o koynundaki nesneyi" deyince, Hoca dahi "Eğer benim lehime karar vermeseydin bu taşları başına vuracaktım" diyerek taşları çıkarıp gösterir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.