Göztepe, Samsunspor deplasmanında galibiyeti son dakikada kaçırdı. Sarı-kırmızılılar, öne geçtiği karşılaşmada üç puana çok yaklaşmışken gelen golle sahadan beraberlikle ayrıldı.
Elbette son dakikada yenilen golün burukluğu var. Çünkü Göztepe uzun süre skoru korumayı başardı ve galibiyet için mücadele etti. Ancak futbol sadece son dakikaya bakılarak değerlendirilmemeli.
Hele ki deplasmanda, Samsunspor gibi güçlü ve taraftar desteğini arkasına alan bir takım karşısında alınan bir puanın da küçümsenmemesi gerektiğini düşünüyorum.
Göztepe ilk yarıda birçok gol pozisyonu yakaladı ancak fırsatları değerlendirmekte zorlandı. Penaltı golünün ardından oyun düzeninde yaşanan bozulma ise takımın işini zorlaştırdı. Stoilov'un ikinci yarıda yaptığı hamlelerle yeniden kendi sistemine dönmesi, Göztepe'nin oyuna tekrar ortak olmasını sağladı.
Juan ve Janderson'un oyuna girmesiyle hücumdaki hareketlilik arttı. Armstrong ise ceza sahasında bulduğu fırsatı düzgün bir vuruşla gole çevirerek takımını yeniden umutlandırdı.
Samsunspor'un kaçırdığı penaltı da maçın önemli kırılma noktalarından biriydi. Direğe takılan top, Göztepe adına büyük bir şanstı.
Fakat son dakikada gelen gol, üç puan hayalini sona erdirdi.
Can sıkıcı mı? Kesinlikle. Ama dünyanın sonu değil.
Sezonun ilk maçında deplasmanda güçlü bir rakibe karşı alınan bir puan, Göztepe açısından kötü bir başlangıç sayılmaz. Üstelik takımın yeni sistem arayışları, oyuncuların birbirine alışma süreci ve sezon başının getirdiği fiziksel şartlar da düşünüldüğünde bu beraberliğin değeri daha iyi anlaşılacaktır.
Göztepe'nin bundan çıkarması gereken ders ise çok net:
Maçı kazanmak istiyorsan son düdüğe kadar aynı konsantrasyonla oynayacaksın.
Üç puan son dakikada kaçtı ama Göztepe Samsun'dan eli boş dönmedi.
Bence güçlü bir Samsunspor deplasmanında alınan bir puan, sezonun ilk haftası için haneye yazılabilecek değerli bir puandır. Şimdi yapılması gereken, bu bir puanı anlamlı hale getirmek ve gelecek hafta galibiyetle taçlandırmak.
