• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • İkindiye 23:55:00
  • BIST 78.384,78
    EURO 4,4760
    USD 3,8608
    GBP 3,8608
    CHF 3,8608
    JPY 3,8608
Bayrama dair... SEZER ALTAN Bayrama dair... Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 13.05.2021, 00:00

Bu yıl koronavirüs nedeniyle farklı duygularda bir bayram kutluyoruz.
Bu virüs dünyadaki tüm algıları, ilişkileri ve önceliklerimizi değiştirdi. Bizim kültürümüzde yer alan 'her şeyin başı sağlık' anlayışının ne kadar doğru olduğunu tüm dünyaya öğretti.
Bu günler geçtiğinde, normal hayatımıza döndüğümüzde, bu günleri unutmadığımız ve buradan çok şey öğrendiğimiz bir dünya hayal ediyorum.
Bugünlerde biz bu yolda neyi kaybetmiş olduğumuzu hatırlayacağız. Üzüntümüz bir şeyleri değiştirecek. Egoların, komplekslerin, 'Ben bilirim'lerin, planların, kötülerin yerle bir olduğu bir dönemi yaşıyoruz. Çünkü hayatın, huzurun, elindeki değerlere sarılmanın önemini, hepimizin eşit olduğunu hatırlattı bize bu virüs. Ne önemliymiş değil mi dokunmak.
Ne büyük bir mucizeymiş sarılmak.
Aslında gerçekten de hepimiz ne kadar da aynı ve 'bir' imişiz.
Bu süreçte bizi insan kılan özümüze sahip çıkmalıyız, zira elimizde sevgiden ve dostluktan öte bir ilaç yok. Kalbimizin sesini geç olmadan işitmeliyiz. Olumsuz olana odaklanmak ve korkuyu büyütmek yerine kendimize, 'Ben başkaları için neyi daha iyi yapabilirim?' sorusunu sormalıyız.

MÜCADELEYLE HAKİKATE ULAŞIRIZ
Her zaman bulunduğumuz durumun gelip geçici olabileceğini aklımızdan çıkarmayalım.
Bizim Anadolu'nun, kadim kültürümüzün 'BU DA GEÇER YA HÛ' deyişini sık sık söyleyebilelim. Sosyal mesafeyi artıralım ama duygusal mesafeyi, kalpten kalbe giden yolu kısaltalım.
Zor zamanlarda yakınlığın, dostluğun, samimiyetin gücüne inanalım.
Bu virüs bize dünyayı bir başkasının gözünden görmenin nasıl bir şey olduğunu, merhameti, sempati ve acıma duygularını, hüznü hatırlattı. Bu süreçte Narsizizm çöktü, diğerkamlık yani bütün insanların birbirine eşit olduğunu, kimsenin kimseye üstün olmadığını bütün hayatların kutsal olduğunu söyleyenler kazandı.
Bugünün hakkını verebilmek kişinin farkındalığının yükseldiği "ebediyetin zamana dokunduğu" anlardır. Anı yaşamayı bilmek büyük meziyettir. Yavaşlamak, beklemek ve sabır, hayatımızdaki ayrıntıları daha iyi fark etmemizi sağlar.
Burada ve şimdidesiniz, ebedi şimdide.
Kalbimizin dokunuşlarıyla, simyacı gibi, yaşanan anı bir mucizeye dönüştürüyor, onu doya doya yudumluyorsunuz. Yaşamak kolayına zaman geçirmek değildir.
Mücadele ederek, acı çekerek hakikate ulaşırız. İyi yaşamak gerekir, iyiliğin peşinde koşmak gerekir, ruhlarımızın iyiliği için özen göstermek gerekir. İyiler dünyanın gizli soylularıdır. Ancak ruhunu kaybetmemişler hayal edebilir. Ancak hayal edenler hüzünlenebilir.

SAMİMİYET RUHUN ÖZGÜRLÜĞÜDÜR
Dünyaya dokunmadan da onu sevmek mümkündür. Tasavvuf kültürünün sevgi ve hoşgörüsü içerisinde hayatın anlamını bulmak, dünyanın güzelliğini fark edebilmekteki hünerimize bağlıdır biraz.
O'nun olduğunu, O'nun yaratıcılığını, O'na teslim olmayı öğrenirsek, içimizdeki kutsallığı idrak edebilirsek, kutsal olduğumuzu anlarsak hayatımız anlam kazanır.
Her an gidecekmiş gibi, her şey her an bitebilirmiş gibi yaşamak mümkündür.
Ölümle yüzleşebilenler hayatlarına derinlik ve anlam katabilen insanlardır. Ölümü kabul etmekle insan, "yaşama ödevi"ni de hatırlamış olur.
Anlamak ve hissetmek bizi insan kılar.
Bir başkasının acısını içimizde hissedebildiğimiz kadar insanızdır. Samimiyet ruhun özgürlüğüdür. Yolculuk, insanın kendi içine doğru yürümesidir. Yolcu, yolu ruhuna nakşeden kişidir. İşte bunun içindir ki, hayatın her anını kıymetlendirmek, insana güzel bir nazarla bakmayı bilmektedir. Sukunet, içinde yaşadığımız dünyanın güzelliğine aşık olmaktır.
Sözün özü, sevdiklerinle geçen her gün bayramdır. Küsken barışmak, ayrıyken kavuşmak, suskunken konuşmak bayramdır.
Her gününüz bayram güzelliğinde olsun.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.