Federer'in şampiyon olduğu ve tekrar bir numaraya çıktığı Grand Slam'den 3 hafta sonra ve Olimpiyat Oyunları tarihinde 2. defa (ilki 1908 yılında olmuş ve İngiltere tenisin 6 altın madalyasını almıştı) çekilen Nadal dışında ATP'nin en iyileri Wimbledon'da, All England Kulübünde bu sefer altın madalya için ter dökecek. Tenis 1896 ila, oyunlardan çıkarıldığı 1924 yılına kadar bir olimpiyat oyunuydu. 1988 yılında tekrar oyunlara alınan tenis 2004 yılından beri de "the South African Airways" ATP klasmanına bakılarak düzenleniyor. İlk sekiz de bulunan Federer, Djokoviç, Murray, Tsonga, Ferrer, Tipsaveriç, Del Potro ve Monaco olimpiyat oyunları sırasında kendi ülkeleri adına oynayacaklar. Bizden katılım maalesef yok. Bakalım altın madalya son oyunların galibi Nadal'dan sonra kime nasip olacak? Çiftlerde bir altını bulunan ve gelmiş geçmiş tüm tenis otoritelerinin hem fikir olarak tüm zamanların en büyük oyuncusu dedikleri Federer acaba çok istediği teklerde de altına kavuşur mu? Hep beraber göreceğiz.
Uluslararası Senior Turnuvası
Bir zamanlar dünya üzerinde yılda 150-160 turnuva düzenlenirken ITF'nin aldığı yeni bir kararla veteranların bu çok ilgi çeken ve 35 yaşından 85 yaşına kadar olan oyuncuların müsabaka zevkini tekrar yaşamalarına olanak sağlayan, onları sporla hayata bağlayan bu turnuvalar tüm dünya da hem kolaylaştırıldı, hem de sayısı arttırılarak yıl boyunca 250 civarında düzenlenmesine olanak sağlandı. Yani "senior" tenisi de sporun ekonomik boyutundan negatif nasibini almaya başladı. Bu yıl uluslararası olma özelliği elde ederek Uluslararası Tenis Federasyonu'nun da (ITF) takvimine giren, Uluslararası Geleneksel Türk Kalp Vakfı turnuvası gerçekleşti. Ardından rahmetli Sera Beceren turnuvası ile GD ITF Senior Kaya İzmir Turnuvası takip etti. Bunlar hepsi güzel girişimler ama uluslararası nitelikte olabilmeleri için uluslararası katılımın ağırlıkta olması gerekir. Yukarıdaki üç turnuvaya da oyuncular IPIN numaraları ile kayıt yaptırıp, ITF'nin koyduğu katılım rakamları ile katıldılar. Ne var ki bu üç turnuvada Türkiye'de oynanan teşvik turnuvalarından farksız, üstüne üstlük her kategoride 3'er beşer katılımla lig usulü uygulanarak "biz bize" oynandı. Bir elin parmaklarından az olan yabancılar ise ancak iyi bir tatil yaptılar her halde. Ne katılım, ne seyirci, hatta bazılarında ne de duyurulan ödül töreni: Baş hakemin bulduklarına verdiği kupalarla yetinildi. Puan alınıp alınmadığının tam bilinmediği gibi, nasıl ve hangi seviyede verildiği dahi bilinmiyor... Bu yaşanmışlar tenise ve veteranlara saygısızlıktan başka bir şey değildir?
İlhan ve kızlarımız
İlhan Marsel gözümüzün nuru... Ne var ki son zamanlarda ve ard arda aldığı kötü neticelerden sonra ilk defa yüzümüzü güldürmeye başladı. Umarız üzerinde ki baskıyı, yorgunluğu ve bıkkınlığı tamamen atar da hedefi olan ilk ellilere doğru özerk, emin, bilinçli, programlı adımlarla yürür.
Kızlarımız Çağla Büyükakçay, Başak Eraydın, Melis Sezer, İpek Soylu ve diğerlerinin verdikleri özverili çaba ile ulaştıkları çok başarılı neticeleri büyük bir mutlulukla takip ediyoruz. Ancak bu başarılar abartılıp suuistimal edilmemeli, oyuncular oyundan soğutulmamalı, yorulmamaları, bıkmamaları ve baskı altına girmemeleri için gereğinden fazla turnuvaya gönderilmemelidir.
