Futbolumuzda yüz yıllık markalardan Göztepe ve Altay başta olmak üzere diğer İzmir takımları çöküşte desek yanlış olmaz. Düne kadar yetenekli futbolcu fabrikası olan İzmir takımları son on yıl içerisinde tanınmaz hale geldiler. Yabancı başkanı ve yöneticileriyle düne kadar proje takımı diyerek Süper Lig içinde örnek gösterdiğimiz Göztepe kötü başladı.
Sezon sonunda Avrupa kupası bileti beklediğimiz Göz-Göz puan cetvelinde sonlarda. Kulübün ve futbolcuların bir ekonomik sorunu da yok!
'Ligin başındayız bir şey olmaz' düşüncesi takımı yakabilir. Yol yakınken yönetimin ciddi tedbir ve kararlar alması gerekiyor. Bunun yanında Altay hala başkan arayışında. Ekonomik kriz çözülememiş. Kulübe talip başkan adaylarına da 'hayır' denmiş.
Kayyum bekleniyor. Süper Lig'e yıllar boyunca inanılmaz futbolcular kazandıran köklü kulübün durumu üzücü. Peki yine yüzyılı aşmış tarihiyle Altınordu'nun ilk kez lige katılamamasına ne demeli? Karşıyaka'nın zaten yıllardır adı sanı duyulmuyor maalesef. Daha önce bu kulüplerde başkan ve yöneticilik yapanlar sebep oldukları bu durumdan utanıyorlar mıdır acaba? Ege ve İzmir takımlarının çoğunluğuna borçları yüzünden transfer yasağı gelmesi de ayrı bir acı! Bu kulüplerde oynayan yetenekli futbolcuların geleceğini düşünen yok sanırım! Yazık oluyor İzmir futboluna...
GEÇ KALAN YAZI
Aradan birkaç hafta geçti ama durum beni rahatsız ettiği için yazayım dedim. Konu İzmir bölgesi hakemimiz Halil Umut Meler. Biliyorsunuz son Fenerbahçe-Beşiktaş derbisini yönetti. Aslında hakemlik hata yoktu. Ama Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım nedense birkaç pozisyon için eleştirirken bir cümlede dozu kaçırdı. O sinirle konuyu Meler'in geçmişte saha içinde maruz kaldığı yumruk yeme olayına getirdi. Ve hakemlik yapmaması gerektiğini söyledi. Niye yapmasın? Gayet de güzel yapıyor. Travma olsa FIFA kokartı taşımasına izin vermezler. O günden bu yana gayet de güzel maçlar yönetiyor. Bir kulüp başkanının uluslararası bir hakemimize yumruk atması, dövmeye kalkması hala kınanmıyor da mazlum olan kişiye bunu hatırlatmak hoş değil.
AVRUPA'YA PENÇE
BEŞİKTAŞ kimsenin beklemediği bir çıkış içinde... Önce teknik adam Italiano gelirken kafalarda "acabalar" içinde sorular vardı. Sonra da alınan oyuncular içinde en flaşı da Vlahovic'ti. Gol yemeden bitirilen hazırlık maçları ölçü değildi. TARAFTARI DA ATEŞLEDİ
ANCAK son dört maçtır Beşiktaş'ın saha içi oyunu, sürekli atak isteğinde olan oyuncuları görmek tribündeki taraftarı da ateşledi. Herkes Fenerbahçe'den bu tarz oyun beklerken siyah beyazlılar flaş başlangıç yaptı. Marsilya galibiyeti de kreması oldu. Umarım böyle devam eder.
SARI-LACİVERTLİLERDE SORUN OĞUZ ÇETİN Mİ?
BENCE Fenerbahçe'nin ayarını İsmail Hoca'nın zamansız istifası, sonra da geri dönüşü bozdu. Doğal olarak kulübün içerisinde olanları bilemiyorum. Futbol direktörü gözüken takımın efsane oyuncularından Oğuz Çetin'e görevi bıraktırılacağı söyleniyor. Başkan Yıldırım ne sorun gördü bilemiyorum ama işler karıştı. Oğız hocanın ismi geçince gol rekoru kırılan sezon sonrası geldi aklıma. Rekor şampiyonluk sonrası Sakaryalılar grubu diye Fenerbahçe içinde suni gündem yaratıldı ve bu yıllarca takımın içinde kargaşalara neden oldu. Oğuz Çetin, Aykut Kocaman ve takımın dinamosu Turan Sofuoğlu üzerinde durmadan basına yansıyan polemikler yaratıldı. Her kötü maç sonrası bunlar oldu. Takımın sağ beki ise ismail Kartal'dı! Şimdiki zamanda bunca rekor transfere rağmen önce Aykut Kocaman sorunsalı, şimdi de Oğuz Çetin. Acaba geçmişten gelen güvensizlikler mi yaşanıyor?
