ABD Başkanı Trump, Danimarka'ya gösterdiği güç hamleleriyle varılan tarihi bir anlaşma sonucu GRÖNLAND'A çöktü. Ve, dünyanın en stratejik küresel deniz ticaret yol ve güvenlik alanında, adadaki askeri varlık ve güvenlik üzerinde ABD'nin "kalıcı kontrolünü" süresiz olarak garanti altına aldı. İlk kez Ağustos 2019'da Trump, "Grönland'ı satın alma" fikrini kamuoyuyla paylaşmıştı.
Trump'ın Grönland stratejik hamlesi, aynı süreçte açıklanan ABD'nin Polonya'da kalıcı olarak kurulması planlanan askeri üs (popüler adıyla Fort Trump) girişimiyle birleştiğinde, küresel dengelerin ve "Yeni Dünya Düzeni"- nin merkezini Arktik ile Doğu Avrupa eksenine kaydırıyor.
Yeni Dünya Düzeni inşa edilirken, küresel güç blokları ABD, Çin, Rusya hamleleri, kaynak savaşları ve küresel hegemonya mücadeleleri hızlandı.
ÇOK KUTUPLU DÜZEN
Toprak/jeopolitik paylaşım oyunları, özellikle son yıllarda artan bölgesel çatışmalarla birlikte yoğunlaştı. Dünya artık iki veya tek kutuplu değil; ABD-Avrupa (Batı), Rusya-Çin (Avrasya/Doğu) ve TÜRKİYE, Brezilya, Hindistan, Suudi Arabistan gibi Bölgesel Güç aktörlerinin olduğu çok kutuplu bir yeni düzene doğru evriliyor. Toprak ve kaynak paylaşımları, bu yeni Dünya düzeninin sınırlarını belirleme açık veya örtülü savaşlarıdır.
Trump'ın uzun süredir "emlak dehası" yaklaşımlarıyla alay konusu edilen ancak ısrarla takip ettiği Grönland'da süresiz kalıcı kontrol sağlama başarısı, jeopolitik literatürde tam anlamıyla bir "şah-mat" hamlesidir. Rusya, son on yıldır Kuzey Kutbu'nu militarize etmekle meşguldü. Çin ise kendini "Arktik'e komşu devlet" ilan ederek kutup ipek yolu tasarlıyordu. Gelecekte post-Grönland döneminde, ABD'nin yazılı onayı olmadan hiçbir rakip güç bu kritik adada askeri varlık gösteremeyecek.
Trump'ın bu hamlesiyle birlikte, Arktik Denizi'ndeki deniz ticareti ve askeri geçiş yollarının kontrolü çok büyük oranda ABD'nin eline geçiyor.
İklim değişikliği sebebiyle buzulların erimesi, Asya ile Avrupa arasındaki ticaret rotalarını (Kuzey Deniz Rotası) radikal şekilde kısaltıyor. Grönland; yeşil dönüşümün, bataryaların ve askeri teknolojilerin kalbi olan devasa nadir toprak elementleri, lityum, grafit ve uranyum rezervlerine sahip. ABD, bu kaynakları kontrol ederek Çin'in tedarik zinciri tekeline büyük darbeyi indirmiş oluyor.
Madalyonun diğer yüzünde Doğu Avrupa var. Trump, Polonya Cumhurbaşkanı ile yürüttüğü ve kalıcı bir Amerikan kara üssü kurulmasını öngören projede (kamuoyunda bilinen adıyla Fort Trump) anlaşma olduğunu açıkladı. Polonya, Ukrayna savaşının hemen sınırında.
Trump, ABD askerlerini geleneksel olarak konuşlandığı Almanya gibi batı ülkelerinden çekip, doğrudan Rusya tehdidini göğüsleyen Polonya'ya kaydırarak NATO'nun "ileri savunma" hattını doğuya çekiyor.
İran savaşında (Hürmüz krizi) umduğunu bulamayan ama Venezuela ve Grönland'a çökmek Amerikan iç siyasetinde Trump'ın (Önce Amerika) doktrininin en somut zaferleri olarak pazarlanacağı değerlendiriliyor.
Trump, 1867'de Alaska'nın satın alınmasından bu yana ABD toprak stratejisine ve nüfuz alanına yapılmış en büyük kalıcı genişleme hamlesini tamamlamış olarak seçmen karşısına çıkma imkanı verecek.
Savunma sanayisi ve enerji lobilerinin desteğini arkasına alan Trump'ın, bu hamleyle hem milliyetçi tabanını konsolide edeceği hem de kararsız seçmene "dünyayı dize getiren güçlü lider" portresi sunarak elini güçlendireceği değerlendiriliyor.
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Türkiye, inşa edilmekte olan yeni dünya düzenini (2015-2035) küresel değişimin kodlarını doğru okuyarak proaktif, akıllı ve çok katmanlı bir hazırlık yürütüyor. Türkiye'nin yeni düzene hazırlığının felsefi altyapısını, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 2019 yılında BM Zirvesi'nde haykırdığı "Dünya beşten büyüktür" ve "Daha adil bir dünya mümkün" doktrinleri oluşturuyor. Batı merkezli güvenlik ve finans mimarisinin krizleri çözmekte yetersiz kaldığı bu dönemde Türkiye; ezilen Müslüman coğrafyaların, Asya Türk Devletleri'nin, küresel güneyin sesi haline geldi. Başkan Erdoğan-Türkiye, statükoya teslim olmak yerine kurumsal reformların bayraktarlığını yaparak, yeni kurulacak uluslararası masada şimdiden güçlü bir entelektüel ve diplomatik meşruiyet alanı inşa etmiş durumda. Nitekim, Başkan Erdoğan'ın, Türk Devletleri Teşkilatı'nı ilmek ilmek örmesi, Azerbaycan-Türkiye beraberliği ile Kafkasya gelişmelerinde aktör konuma gelmesi, Afrika ülkeleriyle çıkara dayanmayan ortaklıklar kurulması, son olarak can kardeşlerimiz Pakistan, Suudi Arabistan-Türkiye MEKKE SAVUNMA İttifakı'nı gerçekleştirmesi Dünya dengelerinde önemli değişimlere yol açmaktadır. Türkiye, NATO üyeliğini sürdürürken aynı zamanda BRICS ve Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) gibi çok kutuplu dünyanın yeni merkezleriyle ilişkilerini kurumsallaştırmakta.
Doğu ile Batı arasında sıkışmak yerine, her iki dünyayla da konuşabilen otonom bir güç merkezi inşa ediliyor.
Rusya-Ukrayna Savaşı'nda uygulanan "akıllı denge" politikası, Libya'da Afrika'da etkin arabuluculuk rolü, Ankara'yı küresel sistemin vazgeçilmez köprü haline getiriyor. Yeni dünya düzeninde masadaki gücünüz, sahadaki yerli ve milli teknolojiniz kadardır. Türkiye, İHA/SİHA teknolojisinde (Bayraktar TB2, Akıncı, Kızılelma, Anka-3) yakaladığı dünya liderliğini; KAAN beşinci nesil savaş uçağı, TCG Anadolu amfibi hücum gemisi ve hava savunma sistemleriyle (Çelik Kubbe) taçlandırıyor.
STRATEJİK MANİFESTO
Bu akıllı hamle, askeri bağımsızlığın yanı sıra yüksek teknoloji ihracatıyla ekonomik gücü de pekiştiriyor. Türkiye, Küresel Ticaret ve Enerji Hatlarının Merkez Üssü konumunda. Geleneksel küresel lojistik hatları kırılırken Türkiye; ZENGEZUR- Orta Koridor, BASRA KÖRFEZİ-IRAK-TÜRKİYE Kalkınma Yolu Projesi ve bölgesel enerji nakil hatlarıyla (TANAP, TürkAkım) küresel ticaretin merkezine konumlandırıyor. Çin'den Avrupa'ya uzanan ticaret yollarında en güvenli, maliyeti düşük ve istikrarlı rota Türkiye'dir.
Erdoğan'ın ilan ettiği "Türkiye Yüzyılı", sadece iç politikaya yönelik bir vaat değil, yeni dünya düzenine yönelik bütünsel bir stratejik manifestodur.
Türkiye; askeri gücü, savunma sanayii esnekliği, otonom dış politikası, lojistik üstünlüğü ve mazlumlara umut olan diplomatik duruşuyla YENİ DÜNYA DÜZENİNE son derece "akıllı ve hazırlıklı" giriyor. Eski dünyanın krizleri derinleşirken, küresel satranç tahtasında hamlelerini sabırla ve zekayla uygulayan bir Türkiye, yeni dünya düzeninin kurucu aktörlerinden biridir
