• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
İyi bir öğretmen nasıl olmalı?

HAKAN URGANCI

İyi bir öğretmen nasıl olmalı?

hakan.urganci@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 20 Eylül 2026

Okullar açıldı. Yine veliler, öğrenciler ve öğretmenler yollara düşüyor. Herkesin kıymetlisi, geleceğin teminatı olan gençlerimizi emanet edeceğimiz öğretmenlerimiz, aslında birer toplum mühendisi gibi belki de en önemli vazifelerden birini üstleniyorlar.
Bu vesileyle öğretmen nedir, öğretmek nedir ya da iyi bir öğretmen nasıl olmalıdır konusuna biraz değinelim istedim. Pek çok kişi öğretme işini bilgiden ibaret sanıyor. Oysa değildir.
1. Öğretmen her şeyden önce bilgiye aç, öğrenmeye âşık kişi olmalıdır. Çünkü öğretmenin öğretme arzusundan önce, öğrenme tutkusu gelir. İyi bir öğretmen yaşamı boyunca öğrenci kalmayı göze almıştır. Bilgisini sürekli günceller, kendi doğrularını zaman zaman sınar, gerektiğinde onları değiştirmekten çekinmez. Hatta öğrencisinden de bir şey öğrenebileceğini bilir.
Öğretmenlik, öğrenmenin sona erdiği yer değil; belki de asıl başladığı yerdir.
2. Elbette öğretmen, konusunda bilgili olmak zorundadır. Genel kültür sahibi olması yetmez; kendi alanındaki gelişmeleri, yeni yaklaşımları ve değişen bilgiyi de sürekli takip etmelidir.
Ancak bilgi, işin yalnızca başlangıç noktasıdır.
Çünkü bir şeyi bilmekle, onu bir başkasının zihninde anlaşılır ve kalıcı hâle getirebilmek aynı şey değildir.
3. İyi öğretmen yalnızca bilen değil, anlatabilendir.
Öğretme, anlatma ve bilgiyi bir zihinden diğerine taşıma işinin ustası olmalıdır. Bu nedenle iyi bir öğretmen biraz hikâyeci, biraz sahne insanıdır. Sesini, beden dilini, ritmini, örneklerini kullanabilmeli; gerektiğinde merak yaratmalı, gerektiğinde şaşırtmalı, gerektiğinde bir konuyu hikâyeye dönüştürebilmelidir. Çünkü insan zihni yalnızca bilgiyle değil, anlamla öğrenir.
4. İyi öğretmen anlatımını karşısındaki kişinin seviyesine göre değiştirebilmelidir. Herkes aynı hızda öğrenmez. Bir öğrenci bir cümlede kavrarken diğeri için başka bir örnek, başka bir yöntem, hatta bambaşka bir anlatım biçimi gerekebilir. Öğretmenin mahareti bildiğini göstermek değil, karşısındakinin anlamasını sağlamaktır. Ne de olsa en iyi bilen, en basit anlatır.

FARKLI İNSANLAR...
5. Ama hem bilmek hem de iyi anlatmak hâlâ yeterli değildir. Çünkü öğretmenin karşısında yalnızca öğrenen beyinler yoktur; insanlar vardır.
Aynı sınıfta farklı ailelerden, farklı sosyokültürel ortamlardan, farklı ruh hâllerinden ve farklı hayat tecrübelerinden gelen kişiler bulunur.
Zekâ kapasiteleri, öğrenme hızları, özgüvenleri, korkuları, egoları ve hayata bakış biçimleri birbirinden farklıdır. Bu yüzden öğretmen yalnızca bilgi aktaran kişi değil, aynı zamanda bir insan ve grup yöneticisidir. Kime ne kadar yaklaşacağını, kime mesafe bırakacağını, hangi davranışı kişisel almaması gerektiğini bilmeli; herkese aynı davranmak yerine, gerektiğinde herkese uygun davranabilmelidir.
6. Üstelik öğrencilerin çocuk ya da yetişkin olmaları fark etmez; zaman zaman eğitmeni de test ederler. Çünkü sınıfta her soru yalnızca bir soru değildir.
Hatta pek çok soru bilgi edinmek için bile sorulmaz. Bazı sorular eğitmenin takdirini kazanmak, bazıları bilgiyi sergilemek, bazıları sınıfta görünür olmak, bazıları kendini özel hissetmek, bazıları ise doğrudan eğitmene meydan okumak için sorulur. Bazen sorunun arkasında yalnızca "Beni fark ettin mi?" ihtiyacı vardır. Bu nedenle iyi bir eğitmen yalnızca soruyu değil, sorunun arkasındaki ihtiyacı da okuyabilmelidir.
Her sorunun uzun bir cevaba ihtiyacı yoktur.
Bazen soruyu soran kişinin varlığını onaylamak, kaygısını gidermek ya da onu gördüğünü hissettirmek yeterlidir. İyi öğretmen hangi sorunun bilgi, hangisinin ilgi istediğini ayırt edebilendir.
7. Ve nihayet bugün öğretmenliğin önünde yepyeni bir mesele var. Artık bilgi kıt değil. Tam tersine, her yerden üzerimize bilgi yağıyor. Birkaç saniye içerisinde dünyanın neredeyse bütün bilgi birikimine ulaşabiliyoruz. Üstelik yapay zekâ, pek çok bilgiyi bir öğretmenden daha hızlı aktarabiliyor; karmaşık bir konuyu defalarca, sabırla, farklı yöntemlerle anlatabiliyor. Hatta kimi zaman bunu oldukça empatik bir dille bile yapabiliyor. O hâlde bundan sonra öğretmene neden ihtiyacımız olacak? Belki de öğretmenliğin geleceğini belirleyecek soru tam olarak budur. İyi öğretmen artık yalnızca "nasıl?" sorusunun cevabını veren değil, "neden?" sorusunu sordurabilen kişi olmak zorunda. Bilgiyi aktarmanın ötesine geçip bilgiyi sorgulatmalı; öğrencisine ne düşüneceğini değil, nasıl düşüneceğini öğretmelidir.
Kendi ezberlerini ve doğrularını öğrencisinin zihnine yerleştirmek yerine, onun kendi doğrularına ulaşabilmesi için yolunu aydınlatmalıdır. Çünkü yapay zekâ çocuğa cevabı verebilir. Ama iyi bir öğretmen ona hangi soruyu sorması gerektiğini öğretebilir. Belki de geleceğin öğretmeni artık cevapların sahibi değil, merakın mimarı olacaktır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.