• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • İkindiye 23:55:00
  • BIST 78.384,78
    EURO 4,4760
    USD 3,8608
    GBP 3,8608
    CHF 3,8608
    JPY 3,8608
İnsan bedenindeki ruhani merkezler TOLGA TEKİN İnsan bedenindeki ruhani merkezler tolga.tekin@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 02.07.2021, 00:00

Fiziki olarak insan vücudunu oluşturan ve yaşamasını sağlayan kalp, beyin, karaciğer, akciğer gibi iç organlar bulunduğu gibi bir de gözle görülmeyen fakat varlıkları kesin olarak bilinen manevi organlar yani ruhani merkezler bulunur.
Bunlara tasavvufta letaif denilir. Nasıl ki maddi bedenimizin sağlıklı olarak görev yapması ve yaşamı idame ettirmesi için gıdaya ihtiyacı varsa letaifler de aynı şekilde beslenmeye ihtiyaç duyar. Eğer bu manevi organlarımız olan letaiflerimiz kendileri için gerekli gıdayı alamazlarsa hastalanır ve işlevini kaybederler. Ancak letaifler, yeme içmeyle değil, zikir ve ibadetler beslenir. Letaiflerimizin nasıl beslemek gerektiğini Yüce Rabbimiz, Rad Suresinin 28. ayetinde "Haberiniz olsun; kalpler yalnızca Allah'ın zikriyle mutmain olur (doyuma ulaşır). Bunlar, Allah'ın zikri ile kalbleri huzura kavuşarak iman edenlerdir.
Evet, bilin ki, ancak Allah'ı anmakla kalpler huzur bulur" ayetiyle bildirmiştir.

KALP GÖZÜ AÇILIYOR
İşte bu ayeti kerimeden hareketle Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) ve kendisinden sonra İslam'ı yeryüzünde yaymaya devam eden Allah dostları, bu zikrin kalpte daimi bir idrak halinde yaşanabilmesi için günümüze kadar birçok usül ve metodlar geliştirmişlerdir. Yani İslam alimlerimiz tarih boyunca dünyadan daha çok faydalanabilmek için sadece bilim ve teknolojide çok iyi seviyelere gelmekle kalmayıp Allah'a kulluk ve ibadet yolunda da tekamül edebilmek için birçok vesilelere sarılmışlardır. Bu metodlardan biri de insan vücudunun muhtelif bölgelerinde bazı letâifler olduğunu keşfedilerek ilerlenen yoldur.
En sağlıklı şekilde beslenerek bize emanet olan maddi vücudumuzu koruduğumuz gibi manevi dünyamızın zenginleşerek hassasiyet kazanması, kalp gözümüzün açılması ve yaptığımız ibadetlerden lezzet alabilmek için bu letaif denilen organlarımızın da korunmaya, beslenmeye ve doyuma ulaşmasına son derece ihtiyaç vardır. Yoksa insanı diğer varlıklardan ayıran bir özellik kalmaz. Allah'ın insanı meleklerden daha üstün tutmasının nedeni de işte bu cevherlerdir. Önemli olan bunları harekete geçirebilmektir.

LETAİFLER NEREDE?
Şimdi, letaiflerimizi tanıyalım. Bu konuda farklı değerlendirmeler olsa da genel kabul gören anlayışa göre kalp, ruh, sır, hafi, ahfa, nefis olarak adlandırılan letaifler şu şekilde tanımlanır. Kalp: Sol göğsün iki parmak altında çam kozalağı şeklinde bulunan et parçasında yer alır.
Ruh: Sağ göğsün iki parmak altında bulunur.
Sır: Sol göğsün iki parmak üstündedir.
Hafî: Sağ göğsün iki parmak üstündedir.
Ahfâ: Göğsün tam orta kısmında ve diğer dört letâifin ortasında yer alır.
Nefis: Alnın tam ortasında iki kaşın arasından yukarıya doğru dik bir çizgi halindedir.

ÖNEMLİ OLAN NİYET
İşte bu letaifleri, Allah zikri ile çalıştırarak işlevsel hale getirebiliriz. Yediğimiz içtiğimiz gıdalar, organlarımıza ve hatta damarlarımızda dolaşan kana bile fayda sağlıyorsa aynı şekilde zikir ile de vücudumuzun bütün zerreleri Allah'ı zikretmeye başlar. Bunun yol, tasavvufta bir mürşid-i kamilin yönlendimesiyle olur. İnsan nasıl ki bir doktora gitmeden herhangi bir ilacı reçetesiz kullanamıyorsa aynı şekilde bu zikir görevini de asırlardır süregelen tasavvuf metodlarında olduğu gibi bir zikir ehli ve Allah dostu olan bir üstadın gözetiminde yapmak daha faydalıdır. En önemlisi de insanı sonuca daha çabuk ulaştırır. Elbette insan kendi kendine de belirli zikirleri tekrar ederek fayda sağlayabilir. Burada asıl olan niyet, ihlas ve samimiyettir. Tek gaye ise Allah'ın rızası olmalıdır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
GÜNÜN YAZARLARI