• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Yeni’lik ve hedef kitlenin dinamiği!

ZEKİ HOZER

Yeni’lik ve hedef kitlenin dinamiği!

zeki.hozer@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 02 Ağustos 2026

Okurlarım arasında, hiç kuşkusuz Gustave Le Bon'u tanıyan ve onun kült eseri 'kitle psikolojisi' kitabını okuyanlar vardır. Le Bon, kitleleri küçümsemesi ve her türlü radikal sosyal değişikliğe inançsızlığı ile tanınır. Psikolojik perspektifle belirli koşullar altında bir araya gelen insan toplulukları olarak tanımladığı kitle için, onu oluşturan bireylerin davranış modellerinden farklı bir çıktısı olduğunu belirterek, söz konusu kitle olduğunda bilincin kaybolacağını ve herkesin duygu ve düşüncelerinin bir düzlemde yol alacağını ama bu yolun nesnel olarak rasyonel olamayacağını öne sürer.. Tabii aklınıza hemen halkın sağduyusu gibi nitelemeler gelecektir, ancak konu Le Bon olduğunda bu düşüncelere yer olmayacaktır.

TOPLUMA ETKİSİ
Le Bon, 1841 ila 1931 yılları arasında Fransa'da yaşadı. 'Kitle Psikolojisi'ni (La Psychologie des Foules) ise 1895 'de yayınladı. Bir tıp doktoru, antropolog ve sosyolog. Kitle ve birey arasında kapanması mümkün olmayan derin ayrılıklar, onun ilgisini çekti, özellikle de kitle ve iktidar ilişkisini irdelemeye çalıştı. Sıradışı tezleri Mussoloni'den Roosevelt'e, Lenin'den Hitler'e bir çok politik lideri etkiledi. Franco Faşizmi ya da Fransız devrimini yücelten tüm sağ ve sol antendanslı kişilere inat, Le Bon, tüm radikal sosyal değişimlere özellikle de Fransız devrimine nefret derecesinde karşı idi. 'Yığın Psikolojisi' içinde, ortalama bir bireyin zeka seviyesi düzeyini bile yansıtan kararlar almanın imkansız olduğunu dile getirerek, sendika, dernek ya da her türlü topluluğun vasat kararlar üretim merkezi olduğunu düşünüyordu. DolayIsi ile, vasat kararlar silsilesi yüzünden, batı uygarlığını çöktüreceğini düşünüyordu. Bu çöküşü durdurmanın yolunun ise, seçkinler tarafından oluşturulacak programların uygulanması olacağını teorize etti... Ona göre, bu programlar asla kitlelerin onayına sunulmamalı, ancak bunun onların yararına olduğu sürekli olarak hatırlatılarak içselleştirmelerine yardımcı olunmalıdır. Yani bir tür tek bir kişinin insiyatifinde, tepeden inme devrimlerin en iyisi olduğu tezini ortaya koydu...

KOLEKTİF ZİHİN
Bir kitleyi oluşturan bireyler eğitim, kültür ve sosyoekonomik dinamikler bağlamında çok çeşitli kişiliklerin birleşmesinden meydana gelir. Elbette zekaları da farklıdır. Her biri ele alındığında farklı bireyler olarak varolmakla birlikte, kitle içinde artık kollektif bir zihnin unsurlarıdır. Zihin dünyaları farklı ancak istek ve güdüleri aynıdır artık. Bu kollektif hal, onların entellektüel becerilerini giderek flu hale getirerek yok eder! Bireyin etik ve ahlaki sorumlulukları ortadan kalkar, bir yığın içinde görünmez olunur. Bir kadını taşlayarak öldürmek isteyen kalabalık bir güruha, peygamberin 'ilk taşı, içinizde en az suç işleyeniniz atsın' demesi gibi. Yine de, konu kitle iletişim unsuru olan "dil" e geldiğinde ise Le Bon, hayranlığını belirtmekten kaçınamaz, şöyle der: Bir dilden daha karmaşık, daha mantıklı, daha muazzam ne olabilir ki!? Le Bon, modern çağı bir geçiş ve anarji çağı olarak algılar. Oluşacak yeni toplumların en büyük zaafiyetinin de kitlelere bağlı olduğunu söyler. Bireylerin bilinçli eylemlerinin yerini örgütlü kitlelerin bilinçsiz eylemlerinin almasının, yaşadığı çağın en belirgin özelliği olduğuna atıfla, toplumların ani ve geniş kapsamlı yani radikal değişime maruz bırakılmasının çok büyük kötülükleri potansiyelize edeceğine inanır. Ona göre, uygarlıkları çökerten ya da yeni uygarlıklar var eden ana unsur, halkın düşüncelerindeki büyük ve radikal değişimlerdir. Bu da nadiren olur. İnsan medeniyetinin kökünde yer alan dini, toplumsal ve siyasi inançlar, kimi zamanlar yok olur yada dejenere bir hal alır, zamanın ruhu yeni varoluşlar için çanlarını sonuna kadar çalmaya başlar ve bir tür ahlaki ve entelektüel kaos, yeni yapının temellerini döşer. Ve kompleks ve irrasyonel ekosistem, kitle yönetiminde, kitleden etkilenmeyen karizmatik liderlik teşekkülünü zorlar. Bu liderleri, Le Bon, ister yeni bir parti ya da bir ideoloji yaratsınlar, isterse büyük devlet adamı olsunlar, hepsini birer psikolog olarak kabul eder. Onlar, içgüdüsel olarak, karmaşanın kaynağı kitleleri etkisi altına alır ve egemen olarak toplumu farklı ama yeni bir yöne sürüklerler. 131 yıl sonra hala günümüzde de karşılık bulan fikirleri bağlamında, Gustave Le Bon'dan ilham alınacak bir parti kurulacak olsa, onun fikirleri bağlamında, akılcı vaatler yerine güçlü sembol ve imajlar yaratarak, tartışma ve ikna yerine tekrarlarla güçlü bir karizmatik liderlik ekseninde, gelenekçi bir parti tüzüğü oluşturulmasi öngörülebilir... Ne de olsa, kitlelerin mantıkla değil, duygularla ve görsellerle hareket ettiğini savunan; elitist ve gelenekçi bir düşünürdü O!.. Toplumların yüzyıllar içinde oluşturduğu gelenekler, inançlar ve kurumlar sayesinde ayakta kaldığına inanırdı.

DUYGUSAL BULAŞMA
Le Bon, kitlelerin teorik argümanlarla veya karmaşık programlarla değil; duygular, güçlü semboller, imajlar ve manevi bulaşma (kontagiyon) ile hareket ettiğini savunduğundan,'duygusal bulaşma' ve 'kitle çoşkusu' ile kitlelerle temas kurulması, karmakarışık metinler yerine sokak diline inen ve sürekli vurgulanan ana temalar ile devam eden bir iletişim dili üzerinden, sembolleştirilen ve hikayeleştirilen siyasi yansımalı temalar eşliğinde, kollektif kimlik vurgusu parelelinde, bireyleri yalnızlıktan kurtaran ve onları ortak bir kimlik çatısı altında güçlü hale getiren, kitle kışkırtmasını elitist bir mesafeyle ve muhafazakar bir kaygıyla ele alırken; modern kitle siyasetini sosyal psikolojik mekanizmaları (semboller, duygusal bulaşma, basit sloganlar) üzerinden oy toplama stratejilerinin doğal bir parçası haline getiren konfügürasyondan bahseden, Le Bon, günümüzde de kitleleri hedef alan tüm "yeni" organizasyonlara yol göstermeye devam ediyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.